GenelKıbrısManşet

17 Şubat 2025

Etik Kurulu Başkanı
Aysu Basri Akter,

Ülkemiz medyasında evrensel etik kurallarının gelişmesi için yıllar önce iyi niyetle kurulmuş olan Medya Etik Kurulunun, özellikle son dönemde etik kuralları değerlendirme ve yorumlama yeterliliğinden uzak, nesnellikten, ciddiyetten ve adaletten yoksun kararları, basın özgürlüğü ve medyanın gelişmesi bakımından tehdit yaratacak boyuta ulaşmıştır.
Gazetemizle ilgili olarak açıkladığınız son karar her yönüyle skandal niteliklidir. Bundan önce gazetemize karşı ürettiğiniz diğer skandal nitelikli kararlarınızla birlikte değerlendirildiğinde, olayın gazetemize karşı sistematik bir tutuma işaret ettiği ortaya çıkmaktadır.
Halkın bilgi edinme hakkını gözeten, objektif ve haklara saygılı bir gazetecilik performansı sergileyen ve gücünü sadece büyük takipçi kitlesinden alan gazetemizin itibarını her seferinde yüzeysel ve dayanaksız biçimde kaleme alınmış; bilgiden, muhakemeden ve tutarlılıktan yoksun kararlarla zedelemeye girişmeniz tahammül sınırlarını aşmış durumdadır.
Büyük bir özveri ve tutkuyla sergilediğimiz gazetecilik emeğinin, işin gerektirdiği yeterliliği, donanımı ve hakkaniyeti yansıtmayan açıklamalarla değersizleştirmesini asla kabul etmeyeceğiz. Ürettiğiniz her karar, böyle bir kurulun gerektirdiği kalibrasyon açısından büyük bir yetersizliğe işaret etmektedir. Etik ilkelere atıf yaparken kurduğunuz ilişkilendirme en hafif tabiriyle sorunludur.
Son kararınızın elle tutulur, mantıkla izah edilir hiçbir yanı yoktur; dolayısıyla uzun uzadıya yanıtlanması da gereksizdir. Bu nedenle, bu aşamada çok özet bir yanıtla yetineceğim.
Her şeyden önce “sansür” sözcüğünün tarihsel bağlamından ve mahiyetinden habersiz olduğunuzu bir kez daha ispatlamış durumdasınız. Bir yayında, haberin konusuyla zerrece ilgisi olmayan bir mikrofon üzerinden “sansür” neticesi çıkarmanız, basın özgürlüğü tarihini otoriter ve despot rejimlere karşı kanıyla yazan fikir emekçilerinin hatırasına saygısızlıktan başka bir şey değildir.
“Sansür” sözcüğüne vesile kıldığınız mikrofondan hareketle, “manipülasyon” sözcüğünü de rahatlıkla ve tasasızca kullanma rahatlığınız şaşkınlık vericidir. Böyle bir kurul, kavramları eğip bükme, basitleştirme, bağlamından koparma ve uluorta kullanma kolaycılığına yöneldiğinde kendisini de inkâr etmiş olmaktadır. “Gıynık Gazetesi’nin gerçekleştirdiği bu manipülasyon, basın özgürlüğüne doğrudan zarar vermektedir” ifadeniz, güzelim kavramların iğdiş edildiği ibretlik bir cümle olarak kayıtlara girmiştir. Bunun utancı bize değil, size aittir.
“Kararınız” baştan aşağıya uydurma ilişkilendirmelerle bezelidir. Sadece birkaç tanesine değinmekle yetineceğim:
-“Bu müdahale basın etiği açısından son derece ciddi bir sorun teşkil etmektedir” diyorsunuz. Hangi maddeye göre? Sizin varsayımlarınız, tahminleriniz ya da vargılarınız ne zamandan beri “evrensel ilke” mertebesinde kabul görmektedir?
-“Bir medya kuruluşunun, başka bir medya organının adını bilinçli bir şekilde kapatması, basın rekabetinde etik dışı bir yöntemdir” diyorsunuz. Bu hüküm nerede yazıyor? Hangi ilke metninin, kaçıncı maddesi?
-“Gazeteciliğin temel ilkelerinden biri olan doğruluk ve şeffaflık, bu olayda açıkça ihlal edilmiştir” diyorsunuz. “Doğruluk ve şeffaflık ilkesinin” gerçekten bu olaya bağlanabilecek bir madde mi olduğunu düşünüyorsunuz? “Açıkça” vurgunuzun kanıtı nedir?
-“Bir medya kuruluşunun, haberi takip eden bir başka basın kuruluşunu bilinçli bir şekilde gizlemesi medya güvenilirliğine zarar verebilmektedir” diyorsunuz. Haberi takip eden gazeteciyle, kendisinin yapmadığı haber ve kendisine ait olmayan fotoğraf arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz? Manşete konu olan açıklama bir siyasi parti tarafından fotoğrafıyla birlikte servis edilmiş ve bizim tarafımızdan da bu yolla elde edilmişken, mikrofonun üzerinde adı yazan gazeteyi haberin içeriğine ortak etme çabanızın mantığı nedir? Haberin ve fotoğrafın, mikrofonda adı yazan gazete tarafından mı servis edildiğini düşünüyorsunuz? Eğer böyle bir inancınız ya da bilginiz varsa üzerine gitmeniz gereken asıl etik sorun bu değil midir?
-“Özgür ve bağımsız basının varlığı, farklı kaynakların özgürce haber yapabilmesi ve bu haberlerin sansüre uğramadan kamuoyuna ulaştırılmasıyla mümkündür” diyorsunuz. Birisinin herhangi bir yayınına fotoğraftaki mikrofondan adını silerek engel olduğumuzu mu düşünüyorsunuz? Haberin neresinde sansür var? Bir parti başkanı tarafından dile getirilen yolsuzluk iddiaları, gazetemiz tarafından ciddiye alınıp, başka kaynaklarla zenginleştirilip manşete taşınmışken, sansürü nerede yapmışız? Buradaki konu mikrofon mu gerçekten? Örneğin yolsuzluk iddialarını görmezden gelen ve hiç yayınlamayan gazeteleri de, en azından sırf şikayetçi gazetenin mikrofonunu yayınlamadıkları için cezalandıracak mısınız? Olaya ne kadar dar ve manasız bir yerden baktığınızın farkında değil misiniz? Yolsuzluk iddiasını görmezden gelen yayıncılar varken, iddiaları manşete taşıyan gazeteye “sansürcü” demek sizce de fazla cüretkâr değil mi? Ayrıca medya kuruluşlarının kendilerine açık biçimde servis edilmiş her fotoğrafı aynen kullandığını mı zannediyorsunuz? Örneğin, kadrajdaki bütün detayları atarak, sadece parti başkanının görüntüsünü yansıtsaydık haberi sansüre mi uğratmış olacaktık?
-“Bir medya organının adını ve varlığını yok sayarak sansür uygulamak, gazeteciliğin etik kurallarına ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkına açıkça aykırıdır” diyorsunuz. Halk, mikrofondaki ismi görmeyince hangi bilgiye ulaşamamış olmaktadır? Haberimizin içeriğiyle mikrofon arasındaki ilişki sıfır düzeyindeyken, bu neyin zorlamasıdır? Uzun karar metninizin esasen tek unsuru olan “mikrofon”, bu haberin içeriğinin neresindedir ki, mikrofon çıkınca haber eksilmiş olsun?
-“Bir medya kuruluşunun, başka bir medya organının adını bilinçli bir şekilde kapatması, basın rekabetinde etik dışı bir yöntemdir. Söz konusu dijital müdahale, okurların haberin gerçek bağlamını eksik ya da yanlış anlamasına neden olacak niteliktedir” diyorsunuz. Bu kanaate nasıl ulaştınız? Haberin bağlamıyla mikrofon arasındaki ilişki nedir? Okurumuzdan haberin hangi bağlamını gizlemiş olduk? Şikayetçinin mikrofondaki adı görünmeyince, bu haberin neresi eksilmiş ve kamuoyu hangi yönden yanıltılmıştır? Size ait bu cümleyi okuduğunuzda size de tuhaf gelmiyor mu?
Kurulunuz bundan kısa süre önce cevap hakkı bile tanımadan gazetemiz hakkında olumsuz kararlar üretmişti. Bu kez 24 saat süre verdiğinizi belirtiyorsunuz. 24 saatin makul ve yeterli olduğu sonucuna nasıl ulaştığınızı, bunun nerede yazdığını ya da hangi kurala dayalı olduğunu sorgulayacak değiliz. Herhangi bir resmi yazınızın tarafımıza ulaşmamış olmasını da sorun edecek değiliz. Çünkü kurulunuz bizim için inandırıcılığını, güvenilirliğini ve bu alanda otorite sayılma yeterliliğini tamamen yitirmiş durumdadır. Yolsuzluk haberlerinin geçiştirilmesiyle değil; bu tür haberleri manşetten duyuran gazeteyle derdi olan; danışmanlıkla gazeteciliğin iç içe geçirilmesi karşısında sessiz kalıp, bağımsız gazetecilik yapmaya çalışanları mesnetsiz iddialarla karalayan bir yapı bizim açımızdan yok hükmündedir.
Gıynık Gazetesi, düzgün, dürüst ve özgür gazetecilik yapmaya devam edecektir. Sorumluluğumuz sadece okurumuza ve halkımıza karşıdır. Kuruluş yılımız itibarıyla kurulunuzun kuruluş aşamasında yayınlanan deklarasyonda imzamız bulunmamaktadır. Etkili ve ilkeli gazetecilikle basın özgürlüğünün gelişmesine katkı yapmaktan uzak, yetersiz, ön yargılı, peşin hükümlü ve gayri adil tutumunuzdan dolayı kurulunuzun hiçbir kararı bundan böyle bizim için bağlayıcı değildir.
Adımızın, emeğimizin ve imajımızın, “Gıynık Gazetesine Medya Etik Kurulundan Bir Kınama Daha” başlıklarıyla desteklenip şişirilen sistematik yanlış ve yanlı tutumunuz yüzünden lekelenmesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bundan sonra gazetemizin kurumsal itibarının ve marka değerinin sarsılmasına yol açabilecek her türlü açıklamanızın tarafımızca hukuki bir sorun olarak değerlendirileceğini ve yargıya taşınacağını tarafınıza bildirmek isterim.

Bilbay Eminoğlu
Gıynık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Diğer Haberler

Başa dön tuşu