KıbrısManşet

Siyesetin futbolu

Kıbrıs’ın kuzeyinde ise bir zamanlar Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) eksenli örgütlenen ve bugünlerde de ‘hükümet takımı’ olarak addedilen Çetinkaya Türk Spor Kulübü yanında, sivil başkaldırının simgesi olarak addedilen Yenicami Ağdelen Kulübü’nün siyasal misyonlarının yerlerinde artık yeller esiyor

Geçmiş zamandı; “Ben aşağıda imza sahibi Lefkaralı Cemal Bayram, komünist kulübünde aza olduğuma dair olan söylentileri yalanlar, komünistlikle hiçbir alâkam olmadığını bildirir, temiz bir Türk oğlu Türk olduğumu açıklarım (Cemal Bayram)”. Verilen örnek sadece ‘Türk oğlu Türk’ Cemal Bey’le kalmıyor. Arkasından da Raşit Derviş bir açıklama patlatıyor; “Dolaşan şayialara göre ben hiçbir zaman İşçi Birliği’ne kayıd olmadım. Yalnız TEK Spor Kulübü’nün alelâde bir azası idim. Son zamanlarda oradan istifa edip Yeşil Ada Kulübü’ne aza oldum. Benim hiçbir zaman komünistlerle işim olmaz” diye bir açıklama yapmıştı ‘alelâde’ bir şekilde ‘öcü komünistlere’ karşı.

63 Hâdiseleri ve sonraki yıllarda yıllarda da gemisini kurtaran kaptan misali ‘seve seve veya seve seve’ açıklama yapan çoktu. Eee, n’apsın gençler onca can pazarı içerisinde. Mevcut durum Kıbrıs’ın güneyinde yer alan coğrafyada hâlihazırda devam ediyor. Oradaki taraftar grupları siyasi partilerin birer gençlik kolları gibi çalışıyorlar. Gerek performans, gerekse siyasi ideoloji açısından farkındalık yaratan özellikle iki kulüp göze çarpıyor. Birincisi ‘Kıbrıs Kıbrıslılarındır’ ekseninde örgütlenen AKEL’in Omonia Kulübü, diğeri ise ‘Kıbrıs Helendir’ merkezinde yer Apoel Kulübü.

Kıbrıs’ın kuzeyinde ise bir zamanlar Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) eksenli örgütlenen ve bugünlerde de ‘hükümet takımı’ olarak addedilen Çetinkaya Türk Spor Kulübü yanında, sivil başkaldırının simgesi olarak addedilen Yenicami Ağdelen Kulübü’nün siyasal misyonlarının yerlerinde artık yeller esiyor.

Bizde millet arık daha da ekmek derdine düşmüş olsa da yaşça büyük taraftarlar ‘spor nostalji’ programlarında bunu sürekli dillendiriyor.

Ya dünyada durum ne? Bu konuda özellikle İspanya ön planda. Katalan Özerk Bölgesi diye tanımlanan bölgenin dünyaca ünlü kulübü Barcelona, ulus-devlet, forma-bayrak üçgeni konusunu artık Sağır Sultan bile duydu. Asıl enteresan durum ise o bölgede doğmuş ve halen yaşayan Espanol Kulübü taraftarları. Bir taraftar düşünün ki yaşadığı şehrin takımı yeryüzünde sürekli şampiyon olsun ve başka bir takım taraftarı olsun. Üstelik bir taraftar düşünün ki İspanyol olup Katalanlarla birlikte maç izlesin. İşte bu yüzden Barcelona taraftarları, Katalanları katleden İspanya eski diktatörü Franco’nun kurduğu Real Madrid’in beyaz renklerine bile tahammülleri yoktur ama bu yıl düşmüş Espanol taraftarına büyük saygı duyarlar. Ya  Livorno Kulübü’ne ne demeli?  Livorno, İtalya’nın kuzeyinde bir liman şehridir. Hâliyle futbol takımı da ağırlıklı olarak liman işçilerinin takımı olma özelliğindedir. Bir futbol kulübü olmaktan ziyade ‘ideolojik bir siyasi parti’ gibidir. Öyle ki, ikinci ligden birinci lige çıktıkları zaman kutlamalarda neofaşist parti bürosunu tahrip eden Livorno taraftarları, bütün maçlarda ‘çekiçli-oraklı’ bayraklar açmaktadırlar. Bu yolda siyasetin Türkiye futbolu da malum bu yıl küme düşmesiz ne hoş.  Lefkara’dan taa Livorno’ya kadar olan ‘siyasetin sporu’ bu olsa gerek. Yakışır…

Diğer Haberler

Başa dön tuşu