
Televizyonda dün sabah çok ciddi bir “gazetecilik” hatası yaptım…
Üniversitelerde öğrencilere, “kaynağınız babanız dahi olsa, hayattaysa dedenize, değilse bir başka yakınınıza, söylediklerinin doğruluğunu mutlaka teyit ettirin; kimseye güvenmeyin hatta tam bir paranoyak olun” diye öğretiyoruz ama kendimiz bu hataya düşebiliyoruz…
Çok güvendiğim bir kişi, can bir dostum, “Hüseyin Özgürgün geldi, karantinada” dedi; teyit etmeden, “dan” diye söyledim.
Meğer Hüseyin Özgürgün hala İstanbul’daymış…
En başta sevgili Hüseyin Özgürgün olmak üzere, sevgili anneciğinden, babacığından ve herkesten özür dilerim…
-*-*-
Ama bu arada nasıl telefon yağmaya başladı!
Nasıl çalıyor telefonum!
Anlatamam!
-*-*-
Neden herkes bu konuya çok taktı?
Bir kere, işin magazin kısmı var, ahali merak ediyor!
Ama asıl beklenti; UBP’nin son derece felaket çöküşü!
Özgürgün, yeniden gelip, bir önceki çöküşte olduğu gibi, partiyi devralır mı?
-*-*-
Ben UBP üyesi değilim ama Özgürgün’ün bir arkadaşı olarak, “kesinlikle gelmeli, partiyi devralmalı, çünkü durum vahim” diye yorum yapabilirim.
-*-*-
Sakın kimse kişisel anlamda üzerine almasın ama parti tam anlamıyla “yere çakılma” yaşıyor!
Düşünün, partinin genel başkanı cumhurbaşkanlığına seçilmiş!
Ve olağanüstü kurultaya gidilerek, yedi bin üyenin oy kullandığı, muhteşem bir demokrasi örneği sergilenmiş!
(O anda yani ilk turdan hemen sonra genel seçim yapılsa, UBP belki de yüzde 50 oy alırdı… Hatta şunu da eklemek lazım, genel başkanlığa aday olan beş vekil, kendileri için çalıştıkları kadar, Ersin Tatar için çalışmış olsaydı; cumhurbaşkanlığı yarışı ikinci tura kalmaz, ilk turda Tatar lehine biterdi… Ama ne acıdır, şimdi cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu olsaydı, Tatar en fazla yüzde 25 oy alacaktı; o da Türkiye’nin zoruyla… Ve şu anda genel seçim olsa, CTP, oturduğu yerde birinci partidir… Durum kesinlikle budur. UBP, sebepsiz bir şekilde intihar etmiştir dersek, yanlış saptama yapmış olmayız.)
-*-*-
Düşünün, muhteşem bir demokrasi şovu ve akabinde iki aday ikinci tura kalmış!
Ama, oy kullanan 7 binde yedi bin; kimse bir şey bilmiyor, kimsenin bir şeyden haberi yok; ikinci tura iki gün kala, hoooooop, “bir keşmekeş, bir karışıklık, bir karmaşa” ve akabinde yıkılış!
-*-*-
Şöyle açıklayayım; bir kişinin zıplayarak 20 metre yüksekliğe çıkması mümkün mü?
Değil!
Örümcek adam bile zor sıçrar o kadar!
UBP, olağanüstü kurultayda, demokrasi anlamında bu sıçrayışı gerçekleştirdi ve muhteşem bir başarı sergiledi!
Ama 20 metre yükseklikteki binaya çıkan o adam, içip içip sarhoş oldu ve düşüp kafa tasını çatlattı, şimdi komada!
Durum resmen budur!
-*-*-
Faiz Sucuoğlu yeniden aday olacağını açıkladı!
Dün partinin yetkili organları toplandı.
Bu satırları yazarken, kurultayın bu Cumartesi tekrarlanması ve Ersan Saner ile Sucuoğlu’nun yarışması meselesi konuşuluyordu ama ertelendi!
Yani bu hafta sonu kurultay olmayacak!
Şimdi bu erteleme süresinde Sucuoğlu’nun ikna edilip, aday olmamasının sağlanacağı söyleniyor!
Ne acı!
-*-*-
Sucuoğlu, neden ilk tur sonrası kesin kazanacakken bayrak açmadı ve çekilmeyi kabul etti?
“Telkin”!
Kendisi öyle dedi!
Peki kim telkin etti?
“Yanıt yok!”…
İlk hafta telkinde bulunanlar ikinci hafta “telkinden vaz mı geçti?”.
Yoksa ilk hafta sinen Sucuoğlu, şimdi gofdorozluk mu taslıyor?
-*-*-
Tam bir rezalet!
Tam bir keşmekeş!
Ve onlarca hatta yüzlerce kişi, “Kesinlikle Özgürgün dönmeli ve partinin başına geçmeli” diyor!
Bunu söyleyenlere, bu olanları gördükten sonra yüzde yüz katılıyorum!
-*-*-
Sevgili Hasan Taçoy ile sevgili Faiz Sucuoğlu’nun bu partiye bundan böyle genel başkan olma şansları kalmamıştır!
Şimdilik soru şudur; geçici bir süreliğine Ersan Saner mi yoksa sağlam bir lider olarak Özgürgün mü?
Bence Özgürgün’ün vereceği havayı, basacağı gazı, çıkaracağı toz dumanı, yaratacağı olumlu amosferi kimse sağlayamaz!
-*-*-
Ve hükümet senaryoları!
UBP, bir sıçramada 20 metre yükseklikteki binaya çıktı; herkes “vaaaaouv” çekti, alkışladı, derken, hiç beklenmedik bir şey yaşandı ve yukarıda da yazdığımız gibi kafa üstü betona çakılıverdi!
Şimdi, bu haldeki UBP ile CTP veya HP’nin koalisyon kurma olasılığı da ortadan kalktı!
Kimse, CTP ve HP’yi, ellerini taşın altına koymuyor diye suçlamasın!
-*-*-
UBP, İstanbul’dan dönmesine kesin gözle bakılan Özgürgün ile birlikte 20 vekile sahiptir.
DP’nin 2, YDP’nin de 2 vekili ile 24’e ulaşılıyor…
Bir de Serdar Denktaş var, etti 25!
Şu anda UBP’nin DP ve YDP ile koalisyon kurabilmesi için, ya Serdar Denktaş ikna edilecek ki kesinlikle bugün için ülkenin en değerli siyasetçisi Serdar bey olmuştur; ya da CTP, HP veya TDP’den bazı vekiller partilerinin kararı hilafına, Saner hükümetine onay verecek!
-*-*-
Hangisi daha kolay?
Serdar Denktaş’ın ikna edilmesi mi yoksa örneğin HP’den kopacak bir kaç arkadaşla yola devam edilmesi mi?
-*-*-
HP ciddi kan kaybetti…
Şu anda bu derecede kan kaybeden partiden ayrılan bir kişi, bir daha “siyaset yüzü” görmez!
-*-*-
Ciddi transfer parası döner mi?
Geçmişte örnekleri çoktur!
Kesinlikle dönebilir ama ihtimal zayıf!
-*-*-
Bu durumda, hükümet kurmak için, Serdar Denktaş önünde diz çökmeniz gerekecek!
Serdar Denktaş, 32 yıllık siyasi hayatında, hiç bu kadar güçlü olmamıştı diye düşünüyorum!
Ben O’nun yerinde olsam, “verin başbakanlığı, sizi destekleyeyim” derim!
Ya da, yürüyün, hep beraber, battık zaten batacağımız kadar, erken seçime gidelim!
-*-*-
Haaa tüm Dünya, Pfizer ve BioNTech tarafından geliştirilen koronavirüs aşısının Covid-19 hastalığına karşı “yüzde 90’dan fazla etkili olduğu” meselesini konuşuyor.
Dünya’da gazeteler, “bilim ve insanlık için büyük bir gün” diye manşetler atıyor…
Covid 19’un önümüzdeki ilkbahardan itibaren, yenileceği, Dünya’nın yeniden eskisi gibi normal yaşamına devam edeceği kaydediliyor…
-*-*-
Yani kısacası, Dünya ne konuşuyor, biz ne konuşuyoruz!
Utanıyorum!






































