
Kıbrıs Amerikan Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Demet Karakartal ile Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi, Avukat Gamze Karaderi, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için mesaj yayımladı.
Doç. Dr. Karakartal, kadına yönelik şiddetin tüm toplumlarda yaşayan kadınların ortak sorunu olduğunu yalnızca özel alanda değil, toplumsal ve kamusal alanda da yaşandığını belirtti.
Şiddetin olumsuz psikolojik sorunlarına da değinen Doç. Dr. Demet Karakartal, şiddete maruz kalan kadınlarda suçluluk, yalnızlık, korku, çaresizlik, kendine güvensizlik, gerginlik ve huzursuzluk gibi duygulanımların oluştuğunu akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozuklukları, alkol madde bağımlılığı ve depresyon gibi bir çok psikiyatrik rahatsızlığın görülme olasılığının da artabileceğini ve kadına yönelik şiddete dayalı saldırıların kadınların ruh sağlıklarını olumsuz etkilediğini ve kabul edilemez bir durum olduğunun altını çizdi.
Şiddete maruz kadınlara psikolojik desteğin sağlanmasının gerekliliğine dikkat çeken Doç. Dr. Demet Karakartal, şiddete maruz kalan kadınların psikolojik olarak güçlenmeleri ve yaşamlarını yeniden kurabilmeleri için psikolojik desteğin birincil derecede önem arz ettiğini belirtti.
“Şiddet kişilik hakkına yapılan bir insan hakkı ihlalidir”
Avukat Gamze Karaderi ise mesajında şu ifadelere yer verdi: Hukuk ve modern devlet anlayışı; birbirlerine kenetlenmiş, sürekli dönerek hareket eden bir mekanizmadır. Canlıdırlar. Birbirlerine ihtiyaçları vardır. Bu çarkın kolayca hareket edebilmesi, düzgün çalışması ve verimli olabilmesi için tamamlayıcı olarak bir damla yağa ihtiyaç vardır. O yağ da toplumu oluşturan bireylerin psikolojisidir. Olması gereken; hukukun toplumda adaleti ve eşitliği sağlaması, devletin kişinin anayasal haklarını koruması ve toplumun sağlıklı psikolojiye sahip bireylerden oluşmasıdır. Bu şekilde çark düzgünce çalışabilecektir.
Kadınların, “İnsan hakkı” olarak sahip oldukları hakları kullanabilmeleri için, içinde yaşadıkları toplum psikolojisinin sağlıklı, hukuk sisteminin yeterli ve devletin de güvenilir sürdürülebilir politikalara sahip olması gerekir.
Kadına yönelik şiddet; onun yaşam hakkının, güvenliğinin, onurunun; cinsel, ekonomik , düşünsel ve bunun gibi alanlarda özgürlüğünün, bedensel bütünlük hakkının, sırf kadın olması sebebi ile her türlü ihlali olarak kabul edilir. Bu şiddet fiziksel, ekonomik, cinsel ve psikolojik olabilmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ataerkil kültür yapısı, eğitimsizlik ve psikolojik rahatsızlıklar kadına şiddet sebeplerinden bazılarıdır.
Dünyada şiddete en çok maruz kalanların başında kadınlar gelir. Fark edilmesi gereken şey artık kadına yönelik şiddetin kamusal nitelikte bir sorun olduğudur. Kişilik hakkına yapılan bir insan hakkı ihlalidir. Önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ne yazık ki şiddete maruz kalan pek çok kadın, bu durumu çeşitli nedenlerden ötürü saklamakta ve paylaşmamayı seçmektedir. Bu sebeplerin başında devlet politikalarının ve hukuk sisteminin yetersizliği gelir. Hukuk; cinsiyetçi politikalar oluşturmamalı, toplumun tümünü kapsayıcı normlar yaratmalıdır.
Şiddeti engellemek için kanunların çıkarılması veya hukuksal çalışmaların yapılması tek başlarına maalesef yeterli olmamaktadır. Devlet; toplumun kadına bakışını pozitif yönde değiştirmesini sağlayacak iyileştirmeler yapmalıdır.
Bunun yanında, toplumu oluşturan her bireyin çocukluktan itibaren hukuka uygun davranması ve kadına hak ettiği değeri vermesi gerekliliği anlayışıyla yetiştirilmesi gerekmektedir. Bu; okul öncesi eğitim ve anne-babanın vereceği eğitimle başlamalıdır.
Tüm önlemlere rağmen aksi durumların mevcut olduğu toplumlarda bu durumla alakalı psikolojik ve hukuksal araştırmalar yapılarak neden-sonuç ilişkisi incelenmelidir.
Uluslararası alanda kadına yönelik şiddetin önlenmesinde dair ilk önemli belge BM Genel Kurulu tarafından 1993 de kabul edilen “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Bildirge” dir.
Rehber olarak kabul edilen diğer uluslararası sözleşmelerden bazıları ise ; Pekin Deklarasyonu, “CAHVIO” -Kadına Yönelik Şiddet Ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) dir.
Şiddetin pek çok çeşidi vardır. Kadına yönelik şiddet günümüzde en çok tanık olduğumuzdur. Anlamamız ve kabul etmemiz gereken bir diğer önemli nokta da sadece cezalandırma sistemi ile bu şiddetin engellenemeyeceğidir.
Başta hukuk olmak üzere psikolojik, sosyolojik ve eğitim alanlarındaki değişim ve gelişimle; bunun yanında sivil toplum kuruluşları ve baroların faaliyetleri ve devletin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesiyle kadına yönelik şiddet engellenmeye çalışılmalıdır.






































