
Seçil Erzan için asıl olarak ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan ceza talep edildi. Savcılık Erzan’a, Fatih Terim ile olan ilişkisinde “güveni kötüye kullanma” suçlamasıyla da ceza istedi.
İddia edilen dolandırıcılık çarkı nasıl işledi?
Davanın iddianamesinde yer alan bilgilere göre, Erzan yaklaşık 10 yıl Çorlu’da Denizbank Şube müdürü olarak çalıştıktan sonra 2011 yılında aynı bankanın İstanbul Bahçeşehir şube müdürlüğüne, kısa süre sonra da Florya şube müdürlüğüne atandı. Son olarak ise Levent Büyükdere Caddesi şube müdürlüğüne getirildi.
Erzan’ın Florya’da görev yaptığı dönemde, Galatasaray Futbol Kulübü’ne ait Metin Oktay Tesisleri’nin Florya’da olması nedeniyle Galatasaraylı sporcularla yakın ilişki kurduğu anlaşılıyor.
Aktarıma göre Erzan, 2011’de borsada büyük zararlar yaşadı ve bunu kapatmak için tanıdıklarından yatırım vaadiyle para almaya başladı.
İfadelerinde 2021 yılından itibaren çıkmaza girdiğini, 2023’te ise olayların ters gittiğini aktarıyor Erzan.
Bunun üzerine Erzan, bazı kişilerden, onlara “bankada gizli bir fon bulunduğunu, yüksek getiri getirdiğini, Galatasaray eski teknik direktörü Fatih Terim ve Denizbank CEO’su Hakan Ateş’in de bu fonun içinde olduğunu” belirterek yüksek miktarlarda para almaya başladığını söylüyor.
Ancak iddianameye göre gerçekte böyle bir fon yoktu.
Beyanına göre Erzan birinin borcunu başka birinden aldığı parayla kapatma üzerinden çalışan “bir sistem” kurdu.
İddiaya göre paralar, bazıları banka içinde bazıları banka dışında olmak üzere, çantalar içinde elden teslim ediliyordu.
Belge isteyenlere ise hazırladığı, bazılarının üzerinde Denizbank kaşesi ve ıslak imzasının da bulunduğu belgeler sunduğu öne sürülüyor.
Erzan ifadesinde, kurduğu “sistemi” şu cümlelerle özetliyor:
“Fon vaat ettiğim insanlara yüksek getirisi olan bir fon olduğunu, Hakan Ateş, Fatih Terim gibi insanların bu fona yatırım yaptıklarını, bu fonun 30-45 günlük vadeleri olduğunu, vade bitiminde yüzde 20, yüze 30, yüzde 40’lara varan paralar kazanılacağını vaat ettim.
“Öyle sıkışmıştım ki çok fazla faiz parası dağıttığım için insanlardan fon vaadi ile para alıp benden istedikleri fazla faizleri ödemeye çalıştım.”
Erzan, ifadelerinde kişilerden aldığı para miktarlarıyla ilgili de açıklamalar yaptı.
Örneğin Arda Turan’dan toplamda 13 milyon 900 bin dolar aldığını, 6 milyon 400 bin doları geri ödediğini, gerisini ödeyemediğini söylüyor.
Emre Belözoğlu’ndan ise toplam 4 milyon 200 bin dolar para aldığını ancak hiç geri ödeme yapmadığını belirtiyor.
Erzan bu süreçte, sıkıştığını görerek kendisinden zorla senet alanlar olduğunu, bu kişilerin sık sık kendisini tehdit ettiğini de iddia etti.
Bir süre sonra ödemeleri yapamayınca bu sistem ortaya çıktı.
Erzan’a para vermiş bazı kişiler 7 Nisan 2023’te Erzan’a ulaşamayınca bankaya başvurdu.
Bu dönemde Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulunca soruşturma süreci başladı.
Erzan bu kapsamda 11 Nisan 2023’te Çorlu’da gözaltına alındı.
Seçil Erzan’ın ifadelerinde dikkat çeken ayrıntılar neler?
Erzan verdiği farklı ifadelerde, özellikle yaşananlardan bankanın haberi olup olmadığı konusunda farklı yaklaşımlar sergiledi.
11 Nisan’daki ifadesinde, sorumluluğu “üzerine alan” ve bankayı suçlamayan açıklamalar yaptı.
Örneğin “kandırdığını” söylediği Bülent Çeviker’den para aldıktan sonra kendisine belge verdiğini söyleyip, “Bana inanmaları için bir belge istiyorlardı; ben de bu belgeleri banka ile tamamen alakasız bir şekilde kendim hazırladım, üzerindeki kaşeleri ben bastım ve imzaladım” dedi.
Erzan, bu ifadesinde “Çok pişmanım, insanları kandırdığım için çok üzgünüm. İnsanlardan para alıp sanki geri çok büyük bedeller ile ödeyeceğimi vaat ederek onları kandırdım” dedi.
3 Mayıs’taki ifadesinde ise Erzan bankayı suçlayan bir ifade verdi. Gözaltına alınmadan kısa süre önce banka tarafından yapılan şirket içi soruşturmayla ilgili bankayı suçladı.
Erzan, “8 Nisan Cumartesi günü bankanın bir bölge müdürünün, yanında korumalar ile Çorlu’da kendisini görmeye geldiğini, 9 Nisan’da Zincirlikuyu’daki Denizbank Genel Müdürlüğü’ne götürüldüğünü, koluna serumlar takılarak kendisine bu işi banka dışında yaptığının söylettirildiğini” belirtti.
Erzan buradaki üst düzey banka yöneticilerinin, “Bu olay zimmet değil” diyerek baskı kurduklarını öne sürdü.
Ayrıca “gözaltına alınmadan hemen önce bankanın kendisine bir telefon verdiğini, diğer telefonunu ise kırıp içindeki yazışmaları silmesini istediğini” iddia etti.
Erzan “bankanın bir şey bilmediğini söyleyerek kendisini kurtarmaya çalıştığını da” öne sürdü:
“Mağdurlara verdiğim tüm evrakları bankada sistemde düzenledim. Banka başından itibaren durumdan haberdardır. En azından haberdar olmalıydılar.”
Ajansların aktardığı ifadesine göre Erzan, 20 Kasım’daki duruşmada ise bankayı suçlayan bir dil kullanmadı.
Dava dosyasında Denizbank Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 26 Mayıs’ta hazırladığı bir bilgi notu bulunuyor.
Bu notta, banka yetkililerinin 9 ve 10 Nisan’da Denizbank Genel Müdürlük binasında yapılan görüşmelerin bazı haberlerde gerçeğe aykırı yansıtıldığı belirtiliyor.
Raporda, bu iki günlük süreçle ilgili detaylı ifadeler de yer alıyor.
“Serum” konusuyla ilgili “Seçil Erzan kendisini yorgun ve bitkin hissettiğini söylediğinden, Erzan’ın isteği doğrultusunda bankamız kliniğinde görevli hemşire, toplantı odasına davet edilerek hemşire tarafından Erzan’a vitamin takviyeli serum verilmiş (…)” ifadesi yer alıyor.
Yeni cep telefonu verilmesiyle ilgiliyse “Bu görüşme sırasında Seçil Erzan, cep telefonunu aldığı tehditler yüzünden kapatması ve kullanmaması sebebiyle, kendisine ulaşılabilmesi için bir mobil cihaz talep etmiş ve (…) numaralı hat kendisine testim edilmiştir” deniyor.






































