
Fransa’daki tutuklama, mülkiyet sorununu KKTC’deki kampanyaların gündemi haline getirdi
Tatar: “Uluslararası mahkemelerde işi tersine çevirmek için hazırlıklarımız var; oralarda kulis yapıyoruz.”
Erhürman: “Davalar kabul edilemez; buna göz yummayacağız ve bu adaletsizliği dünyaya anlatacağız.”
ÖNEMLİ BAŞLIK
İran asıllı KKTC vatandaşı müteahhit Behdad Jafari’nin, KKTC’deki inşaat faaliyetleri nedeniyle Rumların girişimleri sonucunda Fransa’da tutuklanması, mülkiyet sorununun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Güney Kıbrıs’ta tutuklu yargılanan ve 40 suçlamayı kabul etmek zorunda kalan Aykut, hangi cezaya çarptırılacağını beklerken, Jafari’nin Kıbrıs dışında tutuklanması, mülkiyetin KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçim sürecindeki ağırlığını daha da artırdı. Hem Ersin Tatar hem Tufan Erhürman, konuya ilişkin açıklamalar yaparak, seçilmeleri halinde bu zorlu konuyla nasıl başa çıkacaklarını anlatmaya çalışıyor.
TATAR: İŞ TERSİNE DÖNECEK
Ersin Tatar, Simon Aykut davasının istinaftan sonra AİHM’e taşınacağını belirterek, aile vazgeçse bile kendilerinin dava açılması için girişimde bulunacağını açıkladı. Tatar şunları söyledi: “Şimdi biz bastırıyoruz Strasbourg’da bir mahkeme olsun. Göreceksiniz Rumlar bu mahkemede kaybedecek. Tutuklamaların insan haklarına uygun olmadığını ve Rum yönetiminin tazminat ödemesi gerektiği hususunda göreceksiniz uluslararası mahkemeden karar çıkacak. Çok da uzun bir süre sonra değil. Çünkü biz sürekli olarak bunun kulisini yapıyoruz oralarda. Bu AB normlarına da uymaz. Bu bir mahkemede test edilecek ve bu iş ters dönecek.”
ERHÜRMAN: DÜNYAYA ANLATACAĞIZ
Tufan Erhürman, mülkiyette herkesin kendini güvende hissetmesi ve tedirginliğin ortadan kalkması için kararlılıkla çalışacağını söyledi. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi ortadayken, bireylerin ve yatırımcıların dava edilmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. Erhürman şunları söyledi: “Unutulmasın, Taşınmaz Mal Komisyonu, bizim kararlılığımız, öngörümüz ve diplomatik çabamız sayesinde AİHM tarafından etkili bir iç hukuk yolu olarak tanınmıştır. Kıbrıs Rum liderliğinin hukuku siyasetin enstrümanı haline getirmesine göz yumulamaz. Buna göz yummayacağız ve bu adaletsizliği tüm dünyaya anlatacağız. ‘Çözümsüzlük çözümdür’ siyasetiyle mülkiyet sorunu da çözülemez.”






































