Erhürman’dan Samir Mansour’un Kitabevi Paylaşımı
Cumhurbaşkanı Erhürman, Gazze'de defalarca bombalanan ve yeniden açılan Samir Mansour'un Kitabevi'nin tekrar açılışını değerlendirdi.

Samir Mansour’un Kitabevi’nin Hikayesi
Gazze Şehri’nin kalbinde, üniversiteler bölgesindeki hareketli 30. Cadde’de yer alan Samir Mansour Kitabevi, yıllardır sadece kitap satılan bir dükkan değil, kuşatma altındaki bir halkın dünyaya açılan nefes borusu olarak hizmet veriyordu. Temelleri 1980’lerde atılan ve kurucusu Samir Mansour’un 2000’li yılların başında kurumsallaştırdığı bu mekan, raflarında taşıdığı on binlerce eserle Gazze’nin entelektüel damarlarından biriydi. Ancak bölgenin en büyük kütüphanesi ve kültür merkezi olma özelliğini taşıyan bu simge yapı, son yıllarda savaşın en acımasız yüzüyle defalarca tanışmak zorunda kaldı.
Kitabevinin uluslararası kamuoyunun gündemine oturuşu, trajik bir yıkımla gerçekleşti. Mayıs 2021’de İsrail hava saldırıları sırasında hedef alınan bina yerle bir olurken, enkaz altında kalan sadece beton yığınları değil, İngilizce ve Arapça dillerindeki yaklaşık 100 bin kitaptı. Samir Mansour’un dumanlar yükselen enkazın başında çaresizce sarf ettiği “40 yıllık emeğim ve hayallerim gözlerimin önünde yandı” sözleri, o dönemde savaşın kültürel mirasa ve bilgiye erişim hakkına vurduğu darbenin sembolü haline gelerek dünya basınında geniş yankı uyandırdı.
Bu büyük yıkım, beklenmedik bir küresel dayanışma hareketinin fitilini ateşledi. İnsan hakları avukatlarının öncülüğünde başlatılan uluslararası kampanyalarla dünyanın dört bir yanından Gazze’ye kitap bağışları yağdı. Bu muazzam destek sayesinde Samir Mansour Kitabevi, Şubat 2022’de adeta küllerinden doğan bir anka kuşu gibi kapılarını yeniden açtı. Üstelik bu kez eskisinden çok daha ihtişamlı, iki katlı, bin metrekarelik bir alana yayılan ve 300 bini aşkın kitaba ev sahipliği yapan devasa bir kültür kompleksi olarak geri dönmüştü.
Ancak Gazze’nin makus talihi, bu umut hikayesinin mutlu sonla bitmesine izin vermedi. Henüz yaralarını sarmış ve raflarını yeni doldurmuş olan kitabevi, Ekim 2023’te başlayan savaşla birlikte bir kez daha hedef tahtasına oturtuldu. Bölgeden gelen raporlar, büyük umutlarla ve küresel imeceyle yeniden inşa edilen bu kültür kalesinin, yoğun bombardımanlar sırasında tekrar ağır hasar aldığını ve yıkımla yüzleştiğini ortaya koydu.
Tüm bu fiziksel yıkımlara rağmen Samir Mansour’un kelimelere ve kültüre olan inancı uluslararası arenada takdir görmeye devam etti. Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA), baskı ve tehditlere rağmen yayıncılık özgürlüğüne yaptığı katkılardan dolayı Mansour’u 2024 yılında prestijli Prix Voltaire ödülüne layık gördü. Bugün Samir Mansour Kitabevi’nin hikayesi, beton blokların yıkılabileceğini ancak bir toplumun bilgiye, kültüre ve yaşama tutunma arzusunun bombalarla yok edilemeyeceğini tüm dünyaya haykıran acı ama dirençli bir anlatı olarak tarihteki yerini alıyor.





































