
Büyük Britanya’nın Kıbrıs’taki askeri varlığı, uzun zamandan sonra sorgulanır hale geldi
Ortadoğu’daki gerilimin parçasına dönüşen Kıbrıs, Dikelya ve Ağrotur gerçeğiyle yüzleşiyor
ELEŞTİRİLER BAŞLADI
ABD, İsrail ve İran arasında süren ve Ortadoğu’yu etkisi altına alan füze savaşları, Kıbrıs’taki İngiliz egemen üslerinin statüsünü uzun bir aradan sonra ilk kez tartışmaya açtı. Güney Kıbrıs’ta, üslerin varlığına ilkesel olarak karşı çıkan politik görüşlerin nispeten görünür olmasına karşın KKTC’de bugüne kadar ciddi bir itiraza rastlanmıyordu. İran’ın Dikelya ve Ağrotur’u hedef göstermesinden sonra 65 yıllık üsler gerçeği daha yüksek bir sesle tartışmaya açıldı. Bu konudaki en sert çıkışlardan birini yapan CTP Milletvekili Asım Akansoy’un İngiliz üslerini “Tarihin büyük hatası” olarak nitelendirmesi, Güney Kıbrıs’ta da yankı yarattı.
EMPERYALİZM VURGUSU
Asım Akansoy, önceki gün Meclis’te “İngiltere’nin Kıbrıs adasında toprak bulundurması tarihin büyük hatasıdır” ifadesini kullandı. Bu ifade güneyde geniş ilgi uyandırdı. Ağrotur ve Dikelya’nın üs olmanın ötesinde “İngiliz egemen toprağı” statüsünde olduğunu anımsatan Akansoy ayrıca “Üsler, İngiliz emperyalizminin bir eseridir” çıkışıyla dikkat çekti. ABD, İsrail ve Fransa’nın üs talebini “kabul edilemez” olarak nitelendiren Akansoy, “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni defalarca uyardıklarını belirtti ve “Siz ateşle oynuyorsunuz dedik. Ada bu kadar silahı ve silaha dayalı askeri anlaşmayı kaldırabilecek kapasitede değil” ifadelerini kullandı.
PERTEV’İN ÇIKIŞI
İngiliz üsleriyle ilgili bir çıkış da 2005-2007 döneminde Müzakereci olarak görev yapan, eski bakan Raşit Pertev’den geldi. Pertev, İngiliz üslerinin artık çağdışı kaldığını ve günümüz Kıbrıs’ıyla bağdaşmadığını belirtti ve şöyle yazdı: “Bugün füze ve insansız hava araçları çağındayız. Gerilimler dakikalar içinde büyüyor. Üsler de bütün tehlikeleri kendine çekiyor. Her an kendimizi savaşın ortasında bulma riski ile karşı karşıyayız. Üsler hukuken İngiltere toprağı olsa da bu kimseye Kıbrıs’taki halkın güvenliğini tehlikeye atma hakkı vermez. Kıbrıs, büyük güçlerin hesaplaşma alanı değil, halkın güven içinde yaşayacağı bir ada olmalıdır.”




































