
Arıklı, küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalara dikkat çekerek özellikle enerji ve petrol fiyatlarındaki belirsizliğin ülkedeki ekonomik dengeleri doğrudan etkilediğini söyledi. Petrol fiyatlarının geniş bir aralıkta dalgalandığını belirten Arıklı, bu durumun öngörülebilirliği zorlaştırdığını ve mali planlamayı sekteye uğrattığını dile getirdi. “Şu anda çok ciddi bir dalgalanma süreci var” diyen Arıklı, özel sektörün artan maliyetler karşısında zorlandığını vurguladı. Özel sektör temsilcilerinin kendilerine “ödeyemiyoruz” yönünde geri dönüş yaptığını aktaran Arıklı, bu durumun işten çıkarmalara kadar varabilecek bir tablo oluşturduğunu ifade etti.
Hayat pahalılığına ilişkin düzenlemelere de değinen Arıklı, normal şartlarda ödemelerin Temmuz ayında yapılmasının öngörüldüğünü ancak mevcut ekonomik koşullar nedeniyle hükümetin farklı adımlar atmak zorunda kaldığını belirtti. Amaçlarının piyasayı tamamen kilitlemeden, belirli bir denge kurmak olduğunu söyledi. Devletin mali yapısına ilişkin rakamlar da paylaşan Arıklı, maaş ödemeleri için bütçeden çıkacak tutarın milyarlarca lirayı bulduğunu, buna karşın devlet gelirlerinin aynı oranda artmadığını ifade etti. Her ay ciddi miktarda borçlanmaya gidildiğini belirten Arıklı, “Her ay bu açık için borçlanıyoruz” dedi.
Arıklı, hükümetin bir yandan gelir artırıcı önlemler alması gerektiğini, diğer yandan ise piyasayı rahatlatacak adımlar atmak zorunda olduğunu söyledi. “Vatandaşları korumak istiyoruz” diyen Arıklı, alınan kararların bu denge gözetilerek şekillendirildiğini ifade etti. Ekonomide yaşanan sıkıntıların kısa vadede tamamen ortadan kalkmasının zor olduğunu belirten Arıklı, önümüzdeki süreçte hem kamu hem de özel sektör açısından fedakârlık yapılmasının kaçınılmaz olduğunu sözlerine ekledi. Arıklı, 9 Nisan’da çıkması beklenen mahkeme kararının beklenmesi halinde sürecin tıkanabileceğini belirterek, yasanın Meclis açıkken geçirilmesi gerektiğini savundu.
Arıklı, “9 Nisan’daki mahkeme kararını beklersek süreç geçersiz hale gelebilir. Bu yüzden Meclis açıkken bu düzenlemeyi yasallaştırmamız gerekiyor” diyerek hükümetin hızlı hareket etmesi gerektiğini ifade etti. Mevcut ortamda yaşanan belirsizliğin özellikle kamu çalışanları ve öğretmenler üzerinde baskı oluşturduğunu vurgulayan Arıklı, sürecin uzamasının toplumsal gerilimi artırabileceğini söyledi. Yasanın bir an önce çıkarılmasıyla birlikte bu belirsizliğin ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.
Arıklı, yasalaşma sürecinde Cumhurbaşkanlığı aşamasına da değinerek, toplumda oluşan tepkinin dikkate alınması gerektiğini ancak buna rağmen hükümetin sorumluluk almaktan kaçamayacağını ifade etti. Yasanın geri gönderilmesi ihtimalinin süreci uzatacağını belirten Arıklı, buna rağmen adım atmaktan geri durulamayacağını vurguladı.
Siyasi sürece de değinen Arıklı, Yeniden Doğuş Partisi olarak erken seçim seçeneğini de değerlendirdiklerini ancak mevcut şartlar ve siyasi dengeler nedeniyle bunun hayata geçirilmediğini ifade etti. “En doğru yol erken seçimdi ancak gelinen noktada hükümet olarak sorumluluk almak zorundayız” dedi.
Sendikaların ve bazı kesimlerin baskılarına da değinen Arıklı, hükümetin kararlarını bu baskılarla değil, ülkenin ekonomik gerçekleriyle şekillendirmesi gerektiğini söyledi. “Bu tür baskılarla yönetim olmaz. Devlet aklıyla hareket etmek zorundayız” ifadelerini kullandı. Arıklı, sürecin zor olduğunun farkında olduklarını ancak alınan kararların ülke ekonomisinin sürdürülebilirliği ve kamu maliyesinin korunması açısından gerekli olduğunu belirterek, önümüzdeki günlerde Meclis’te atılacak adımların belirleyici olacağını sözlerine ekledi.





































