
Halkın Partisi Merkez Yönetim Kurulu üyesi Yusuf Avcıoğlu, Güngör Katı Atık Depolama Tesisi’nde günlerdir süren yangınla ilgili açıklamalarda bulundu.
Güngör Katı Atık Depolama Tesisi’nde günlerdir süren yangını sadece dönemsel bir “çevre kazası” olarak nitelendirmek, ülkedeki yönetimsel gerçekleri görmezden gelmektir. Gökyüzünü kaplayan koyu duman; teknik analizin, liyakatin ve kamusal sorumluluğun kasten saf dışı bırakılmasının kaçınılmaz bir sonucudur. Konuya mühendislik vizyonu ve toplumsal sorumluluk bilinciyle yaklaşıldığında, yananın yalnızca atıklar değil, bilimin ve ülke ekonomisinin ta kendisi olduğu açıkça görülmektedir.
Dikmen’den Güngör’e: Değişmeyen Zihniyetin Ağır Bedeli
Bu coğrafya aynı trajediyi yıllar önce Dikmen Çöplüğü’nde defalarca tecrübe etti. Dikmen’de günlerce süren yangınlar, zehirlenen yaşam alanları ve bitmek bilmeyen meclis tartışmalarının ardından “vahşi depolamaya son verileceği” taahhüt edilmişti. Bu doğrultuda, Avrupa Birliği (AB) finansmanı ile milyonlarca Euro harcanarak modern standartlarda inşa edilen Güngör Düzenli Depolama Tesisi hayata geçirildi.
Ancak gelinen noktada, çağdaş standartlarda teslim alınan bu modern tesis, sürdürülebilir bir yönetim stratejisinin olmaması sebebiyle adım adım “vahşi bir çöplüğe” geri dönüştürüldü. Ayrıştırma ve geri dönüşüm mekanizmaları etkin şekilde çalıştırılmadığı için milyarlık bir kamusal yatırım, kötü yönetim eliyle adeta bir enkaz haline getirildi.
Liyakatsiz İhaleler ve Kamusal Zarar
Güngör’deki çöküş, teknik yetersizliğe sahip yapıların sürece dahil edilmesiyle hız kazanmıştır. Geçmiş dönemlerde bu stratejik tesisin işletmesinin, atık yönetimi konusunda hiçbir uzmanlığı ve liyakati bulunmayan, kamuoyunda “perdeci firma” olarak anılan şirketlere şaibeli ihale yöntemleriyle devredilmeye çalışılması hafızalardaki yerini korumaktadır.
Mühendislik ve işletmenin en temel ilkesi, kritik altyapı projelerinin uzman kadrolarla yönetilmesidir. Atık yönetimi; çevre, kimya ve enerji disiplinlerinin ortak çalışmasını gerektiren kompleks bir süreçtir. Siyasi baskılar ve ahbap-çavuş ilişkileriyle teknik yeterliliği olmayan yapılara teslim edilen her kamusal değer, en nihayetinde böyle büyük çevre krizleriyle patlak vermektedir.
İşin enerji ve ekonomik boyutuna bakıldığında ise, ortada devasa bir millî servet kaybı vardır. Güngör’de kontrolsüzce biriken ve yangınları tetikleyen metan gazı, gelişmiş ülkelerde teknolojik altyapılarla deşarj edilerek biyogaz enerjisine ve elektrik üretimine dönüştürülmektedir.
Avrupa Standartları Ne Söylüyor, Siz Ne Yapıyorsunuz?
Avrupa Birliği’nin Katı Atık Çerçeve Direktifi ve düzenli depolama standartları, atığın sahaya dökülmeden önce kaynağında ayrıştırılmasını, mekanik-biyolojik işlemden geçirilmesini ve düzenli depolama hücrelerinde minimum hacme indirilmesini şart koşar. AB standartlarında modern bir katı atık tesisi, sızıntı sularının yeraltı kaynaklarına karışmasını engelleyen yalıtım katmanlarına, gaz kontrol ve deşarj sistemlerine sahip yaşayan bir mühendislik yapısıdır. Oysa Güngör’de bu standartların en temel kuralı olan “ayrıştırma” bile baypas edilmiş; pillerden endüstriyel atıklara, organik maddelerden plastiğe kadar her şey denetimsizce aynı alana yığılmıştır. Tesis, AB kriterlerine göre yönetilmek yerine kontrolsüz bir çöp dağına dönüştürüldüğü için içten içe biriken metan gazının patlaması ve yangınların kronikleşmesi kaçınılmaz bir mühendislik sonucudur.
Çöpten Enerji Üretmek Yerine Milli Serveti Yakıyoruz
Kötü ve liyakatsız yöneticilerin beceriksizliği ile ülkede yaşanan enerji arzı yetersizliği, jeneratör arızaları ve pahalı akaryakıt ithalatına dayalı elektrik krizleri kronik bir sorun olarak yaşanırken, Güngör’de, binlerce kilovatsaatlik potansiyel elektrik enerjisi havaya savrulmaktadır. Çöpten enerji üretimi, dünyanın çoktan standartlaştırdığı rasyonel bir mühendislik çözümüyken, bizde liyakatsız yönetimlerin basiretsizliği yüzünden gökyüzüne zehirli gaz olarak salınmaktadır.
Toplum Sağlığı Rant Düzenine Kurban Edilemez
Yangından çıkan dumanların barındırdığı gazlar, kül ve ağır metaller bölge halkının, çocukların ve yaşlıların sağlığını doğrudan tehdit etmektedir. Hal böyleyken karar vericilerin süreci sadece izlemesi kabul edilemez.
Güngör Çöplüğü, ahbap-çavuş ilişkileriyle, adrese teslim ihalelerle veya geçici çözümlerle geçiştirilecek bir alan değildir. Bu tesisin kurtuluşu; ranta dayalı yaklaşımlardan derhal vazgeçilerek, bilimi, mühendisliği ve liyakati temel alan, çöpten enerji üreten modern bir yapıya kavuşturulmasından geçmektedir.
Akıl ve bilimle yönetilmeyen bir ülkenin kaynakları enerjiye değil, kendi geleceğini yakan birer enkaza dönüşür!





































