GenelKıbrısManşetSiyaset
Avcıoğlu: “Önce imzalayalım da sonra bakarız” yaklaşımı yerine gerekli hazırlıklar önceden yapılmalıdır
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın resmi temaslarda bulunmak üzere bugün adamıza geleceği ve KKTC hükümeti ile Doğalgaz Mutabakat Metni imzalayacağı duyuruldu.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın resmi temaslarda bulunmak üzere bugün adamıza geleceği ve KKTC hükümeti ile Doğalgaz Mutabakat Metni imzalayacağı duyuruldu.
Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında geliştirilen ve Doğu Akdeniz’deki dengeleri temelden değiştirecek Doğalgaz Boru Hattı Projesi, yalnızca teknik bir boru döşeme işi değildir. Bu proje; Kıbrıs Türk halkının ekonomik bağımsızlığını, egemenliğini, enerji arz güvenliğini ve jeopolitik geleceğini doğrudan şekillendirecek en kritik adımlardan biri olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti ile yürüteceğimiz bu projede, devlet ciddiyetinin bir gereği olarak Kıbrıs Türk halkını projenin edilgen bir alıcısı değil, etken bir ortağı konumuna taşımak tarihsel sorumluluğumuz olmalıdır.
KKTC’Yİ DOĞU AKDENİZ’DE PİYON DEĞİL, TRANSİT TİCARETİ YÖNETEN BİR “ŞAH” YAPACAK ÇİFT YÖNLÜ STRATEJİK KORİDOR KURULMALIDIR!
Projenin planlanan 55 cm çapındaki çift hatlı yapısı, adamızın elektrik üretimi, konut ve sanayi ihtiyacının katbekat üzerindedir. Bir mühendis gözüyle bu çap, projenin asıl büyük oyun planını fısıldamaktadır: Çift Yönlü Stratejik Enerji Koridoru. Gelecekte Kıbrıs çevresinde keşfi yapılacak olası yerel gaz rezervlerinin bu hat üzerinden uluslararası piyasalara ulaştırılması, KKTC’yi gaz alan değil, gaz satan ve transit ticaretini yöneten etken bir enerji üssü konumuna yükseltebilecektir.
Ancak, bu stratejik vizyonun altının boş kalmaması, Uluslararası ve Avrupa Birliği standartlarında sarsılmaz bir hukuki-teknik zemine oturtulması şarttır. Aksi takdirde, geleceğe yönelik önü açık tasarlanmayan her anlaşma, Kıbrıs Türk halkının sırtına yeni siyasi ve finansal prangalar vuracaktır.
Bu bağlamda, ülkeyi yönetenlerin kapalı kapılar ardında değil, devlet ciddiyetiyle halkın önünde şu kritik sorulara acilen yanıt vermesi ve gerekli hazırlıkları tamamlaması gerekmektedir:
1. TÜRKİYE MASAYA DEVASA BOTAŞ HAFIZASIYLA GELİRKEN KKTC’NİN ÖNCEDEN DOĞAL GAZ PİYASASINI YÖNETECEK, ALT YAPIYI DÜZENLEYECEK BİR DEVLET ŞİRKETİ KURMASI GEREKİRDİ
Uluslararası standartlarda sınır ötesi enerji projelerinde, yerel yasal mevzuat düzenlemeleri ve yerel şirket kurulumlarının protokolün imzalanmasından ÖNCE tamamlanması devlet ciddiyetinin temel şartıdır. Türkiye’de bu süreci yürüten devasa bir BOTAŞ hafızası varken, KKTC’de doğalgaz piyasasını yönetecek, iletim ve dağıtımı toptan yürütecek muadil bir devlet şirketinin protokol imzasından önce kurulması yönünde bir yasal hazırlığınız var mıdır? Yoksa her zaman olduğu gibi önce imzaları atıp, altı boş mevzuatlarla süreci geriden mi takip edeceksiniz?
2. BAĞIMSIZ PİYASA DÜZENLEME KURULU VE YASAL ALTYAPI
Gazın adaya ulaşmasının ardından; sanayi ve konutlara gaz dağıtım lisanslarını, tarifelerini ve piyasa kurallarını denetleyecek AB normlarında bağımsız ve özerk bir Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve buna dayanak oluşturacak “Doğalgaz Piyasası Yasası” ne zaman Meclis’e getirilecektir?
3. GAZ HACMİ VE ŞEFFAF FİYATLANDIRMA FORMÜLÜ
İlk etapta elektrik üretimi amacıyla adaya çekilmesi planlanan yıllık gaz miktarı (hacim) tam olarak ne kadardır? Bu gazın fiyatlandırma formülü nasıl olacaktır?
4. YÜKSEK GÜNEŞ POTANSİYELİ SÜRPRİZ DEĞİLKEN İMZALANACAK KATI “AL YA DA ÖDE” SÖZLEŞMELERİ KKTC’Yİ MALİ FELAKETE SÜRÜKLER!
Kıbrıs Türk halkının yüksek güneş enerjisi potansiyeli ve gelecekte kuracağımız Depolamalı Güneş Enerjisi sistemleri, adanın doğalgaz talebini dönemsel ve anlık olarak radikal şekilde dalgalandıracaktır. Bu dinamik göz önüne alınarak, yapılacak ticari sözleşmelerde KKTC’yi mali yıkıma sürükleyecek ve gazı depolama kapasitesi krizi yaratacak katı “Al ya da Öde” (Take-or-Pay) maddeleri yerine, yüksek esneklik marjlı dinamik bir fiyatlandırma modeli kurgulanmış mıdır?
5. ULUSLARARASI AKREDİTASYON VE MEŞRUİYET
Denizaltı geçişi projelendirilirken, tek taraflı siyasi reaksiyonları önlemek ve küresel meşruiyeti sağlamak adına, dünyada rüştünü ispatlamış, Türkiye’nin de Rusya (TürkAkım) ve Azerbaycan (TANAP) projelerinde kullandığı uluslararası DNV-ST-F101 (Submarine Pipeline Systems) standardı ve kara altyapısı için Avrupa Gaz İletim Standartları olan EN 1594 / ISO 3183 normları şartnamelere eklenmiş midir?
6. HAT BİTTİĞİNDE TEKNECİK SANTRALİ GAZI YAKMAYA HAZIR OLMAZSA DOĞACAK DEVASA KAMU ZARARININ HESABINI KİM VERECEK?
Projenin tamamlanacağı öngörülen tarihe kadar, öz varlığımız olan Teknecik Santrali’nin doğalgaz entegrasyonu (Dual-Fuel dönüşümü) ve yeni gaz türbini yatırımları KIB-TEK bünyesinde eş zamanlı olarak tamamlanacak mıdır? Hat bittiğinde gazı yakacak ünitelerimiz hazır olmazsa, oluşacak devasa kamu zararının hesabını kim verecektir?
7. CEZAİ ŞARTSIZ YENİDEN MÜZAKERE OPSİYONU
İmzalanacak Hükümetlerarası Anlaşmada; gelecekte adanın “üretici/satıcı” konumuna geçmesi senaryosu öngörülerek, sözleşmeyi cezai şartsız yeniden müzakere etme opsiyonu hukuken güvenceye bağlanmış mıdır?
8. ÜÇÜNCÜ TARAF GAZI AND TRANSİT GEÇİŞ GELİRLERİ
Değişen bölgesel güç dengeleri çerçevesinde; sadece Kıbrıs’ın yerel kaynakları değil, İsrail gibi ülkelerin veya Gazze gaz yatağı gibi Doğu Akdeniz’deki stratejik kaynakların uluslararası piyasalara ulaştırılmasında en kısa, en maliyetsiz ve en güvenli muhtemel güzergahın KIBRIS-KKTC-TC Boru Hattı olacağı aşikârdır. Bu hattın böylesi küresel bir projeksiyona hizmet etmesi durumunda, kurulacak olan devlet şirketimizin bu hattan geçecek üçüncü taraf gazından “Transit Geçiş / Taşıma Bedeli” tahsil etme hakkı ticari anlaşmalarda geleceğe yönelik olarak önü açık şekilde tasarlanmış mıdır?
9. ENERJİ DİPLOMASİSİ VE KIBRIS SORUNUNDA EZBER BOZAN KATALİZÖR
Enerji diplomasisinin gücü düşünüldüğünde, gaz üreten ve ihraç eden bir KKTC modelinin, Kıbrıs Sorunu konusunda ezberleri bozacak bir katalizör görevi görmesi kaçınılmazdır. Hükümet olarak bu boru hattını sadece basit bir yakıt temini olarak mı görüyorsunuz, yoksa Kıbrıs Türk halkının masadaki elini güçlendirecek bu jeopolitik vizyonun farkında mısınız?
TÜRKİYE MASAYA DEVASA BOTAŞ HAFIZASIYLA GELİRKEN KKTC’NİN “ÖNCE İMZA, SONRA MEVZUAT” AMATÖRLÜĞÜYLE YOLA ÇIKMASI KABUL EDİLEMEZ!
Doğu Akdeniz satranç tahtasında piyon olmakla şah olmak arasındaki ince çizgi, bu projenin ticari ve hukuki kontratlarında gizlidir.
Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimizi zedeleyecek amatör yaklaşımlardan uzak durulmalı, uluslararası proje standartlarının gerektirdiği devlet ciddiyeti masaya yansıtılmalıdır.
Kıbrıs Türk halkı bu projede sadece gaz faturası ödeyen edilgen bir tüketici değil; karar mekanizmasında eşit imzası olan, geleceğin etken, egemen ve gaz ihraç eden aktörü olmak zorundadır.
Altı boş, mevzuatı eksik, mühendisliği plansız atılacak her adımın Kıbrıs Türk halkının sırtına yeni siyasi ve finansal prangalar vuracağının bilinci ve sorumluluğuyla hareket etmek ülkeyi yönettiğini iddia edenlerin boynunun borcudur.





































