GenelGüney KıbrısKıbrısManşet

“İmzalanması istenen Stratejik Anlaşmanın 3’üncü Doruk Anlaşması olacağı” değerlendiriliyor

Rum gazeteleri, Ada’ya gelmesine bir gün kala BM Genel Sekreteri’nin yapacağı temaslar ve uygulayacağı "taktik" üzerine çeşitli bilgi ve görüşlere yer verdi.

Rum gazeteleri, Ada’ya gelmesine bir gün kala BM Genel Sekreteri’nin yapacağı temaslar ve uygulayacağı “taktik” üzerine çeşitli bilgi ve görüşlere yer verdi.

Fileleftheros “Puslu Görüntüde Guterres Senaryoları… Genel Sekreter Kendi Çerçevesi ile Holguin Fikirleri Arasında… BM Genel Sekreteri’nden Riskli Ziyaret” başlıklı manşet haberinde “Kıbrıs sorununun kilidini açacak anahtar arayışında son dönemde Ankara ve Brüksel’e odaklanan BM’nin önünde, Kıbrıs sorununda bundan sonra olacaklara dair iki senaryo” bulunduğunu yazdı.

Şu anda Genel Sekreter Guterres’in Ada’daki hangi “taktiği” izleyeceğini netleştirmesinin beklendiğine işaret eden gazete, Genel Sekreter’in, Kıbrıs sorununa daha önceki müdahalelerinde de yaşadığı, misyonunun başarısız olması ihtimali nedeniyle “risk alarak” Ada’ya gelmeyi tercih ettiğine dikkat çekti.

Haberde, Guterres’in görev süresi sona ermeden önce başarı ihtimali bulunması halinde yeni bir gayriresmi genişletilmiş 5+1 konferans düzenlemeyi hedeflediği, bunun mümkün olmaması durumunda ise Kıbrıs dosyasını halefine devretmeden önce Eylül ayında BM Genel Kurulu çerçevesinde taraflarla temaslarını sürdürmeyi planladığı iddia edildi.

Gazete ayrıca, Guterres’in kendi ortaya koyduğu çerçevede mi ısrar edeceğinin, yoksa BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in yaklaşımını mı benimseyeceğinin Ada’daki temasları sırasında netleşeceğini savundu.

Gazete, “küçümsenemeyecek bir de unsur olduğuna” dikkat çekerek bunu “Holguin’in muhatapları ile Kıbrıs için iki devletçiğe, gevşek ilişkiye ve açık ilişkiye atıf yapan unsurları barındıran gelecek modeli üzerine çeşitli fikirler görüşüyor olması” olarak izah etti.

Habere göre Rum yönetimi, “cevaplarını hazırlamış, her iki ihtimale de hazırlıklı görünüyor. BM’ye de “AB üyesi olduğunu, bu parametrenin bir anlaşmanın içeriğiyle ilgili dengeye dahil olduğunu” iletti.

“3’üncü Doruk Anlaşması…”

Alithia “Üçüncü Doruk Anlaşması’na Doğru” başlıklı manşet haberinde Antonio Guterres’in planlamalarıyla ilgili “bilgiler” aktardı.

Gazetenin “Stratejik Anlaşma-3’üncü Doruk Anlaşması” başlığı altında aktardığına göre, “aranacak çözümün türü ve izlenecek süreç konusunda bağlayacak bir çeşit stratejik anlaşma imzalanması planlanıyor. Bu anlaşma, aslında, 11 Şubat 2014 tarihli Eroğlu-Anastasiadis ortak açıklamasını tekrarı niteliğinde. Stratejik anlaşma, Denktaş-Makarios ve Denktaş Kiprianu doruk anlaşmalarından sonra 3’üncü Doruk Anlaşması olarak gösterilecek.”

Anlaşmanın ana bacakları şu şekilde aktarıldı:

 “Çözüm Şekli: İki bölgeli iki toplumlu, BM’nin ilgili kararlarında belirlendiği şekliyle siyasi eşitliği olan federasyon olacağına açık bir ifade olacak.

Egemenlik ve Vatandaşlık: “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir tek uluslararası tüzel kişiliği, (Kıbrıslı Türklerden ve Kıbrıslı Rumlardan eşit kaynaklanan) bir tek egemenliği ve bir tek vatandaşlığı olacak.

Devletin Oluşumu: Federasyon, eşit statüdeki iki oluşturucu devletçikten oluşacak.  Anayasanın tek yanlı değiştirilmesi kesinlikle yasaklanıyor, herhangi başka bir ülkeyle tam ya da kısmi birleşme veya taksim kesinlikle yasaklanıyor.

Anlaşmazlıkların Halli: Ortaya çıkacak bir konu, federal anayasa tarafından çözülememesi halinde Federal Yüksek Mahkeme’ye havale edilecek.”

“İmzalanması istenecek anlaşmanın ikinci bölümünde  müzakerelerin iki yıllık belirlenmiş bir takvimle başlayacağının öngörüldüğünü” belirten gazete, takvim belirlenmesi noktasının “kısmen, ucu açık müzakere kabul etmeyen Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın şartını, kısmen de iki yıllık takvimin ise takvimlere karşı olan Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in talebini karşılamakta” olduğunu yazdı.

Habere göre iki yıllık sürede şunların olacağı öngörülüyor:

“Rum tarafı Kıbrıslı Türklerin uluslararası izolasyonunu kaldıracak. Bu esasen Timbu (Ercan) Havalimanı’ndan uçuşların serbest bırakılmasıyla olacak. Kıbrıslı Türkler dış dünya ve özellikle Avrupa turizm piyasaları (İngiltere, Almanya vb) ve İslam devletleri ile ticari ve ekonomik ilişkiler kuracak. Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında Kıbrıslı Türklerin dış dünya ve özellikle Avrupa ile ticareti güçlendirilecek.

Kapalı Maraş, yerel sakinlerinin yeniden iskanına hazırlanması için BM’ye teslim edilecek.

Türkiye bir limanını Kıbrıs bayraklı gemilere açacak.

Türk askerlerinin Ada’dan aşamalı, ancak sembolik yani az sayıda çekilmesi başlayacak.

Kıbrıs Cumhuriyeti Türkiye’nin Avrupa sürecindeki itirazlarını kaldıracak.

Mevcut garantilere son verilmesi ve garantilerin geniş bir katılımla NATO ülkeleri tarafından ileri götürülmesi için görüşmeler.

Müzakere, ilk aşamada, üzerinde yakınlaşma sağlanmayan yönlerde olacak.  Yakınlaşma sağlananlar ne Erhürman’ın istediği gibi kilitlenecek ne de Hristodulidis’in istediği gibi neler olduğu ve yeniden müzakere edilip edilmeyecekleri netleştirilecek.”

Gazete haberinde yer verdiği bilgilerin diplomatik kaynaklardan edindiği, BM Genel Sekreteri’nin, Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in 5+1 müdahille yaptığı temas ve görüşmelerinden sonra şekillendirilen ve Guterres’in Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la temasının da “büyük rol oynadığı planlamasıyla” ilgili olduğunu kaydetti.

“İki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümü için son fırsat”

Politis “Federasyon Çözümü İçin Son Fırsat… Guterres 2017’de Açtığı Döngüyü Kapatmaya Geliyor” başlıklı manşet haberinde, Antonio Guterres’in BM Genel Sekreterliği’ne seçilmesinden on yıl sonra, “cüretli bir hareketliliği gerçek bir sürece dönüştürmek için” Ada’ya geleceğini yazdı.

Gazete, Aralık 2026’da BM Genel Sekreterliği’nden ayrılırken, “Kıbrıs’ta iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümü için son uluslararası çabayı (beraberinde) götürüp götürmeyeceğinin soru işareti” olduğuna vurgu yaptı. “Yeni BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorununu daha düşük öncelikli görebileceğini, ara bölgenin ve teknik komitelerin yönetilmesiyle sınırlı kalabileceğini veya daha az kişisel siyasi sermayeye yatırım yapabileceğini” belirtti.

Gazete, Guterres’in Ada ziyareti sırasında “mevcut hareketliliği üzerinde uzlaşılmış bir zemin, takvim ve siyasi çerçeveye sahip bir sürece dönüştürmeyi başarması halinde, 2017 yılında başlattığı sürecin yeni bir başarısızlıkla sonuçlanmayabileceği” değerlendirmesinde bulundu.

Fileleftheros “Holguin Usulü Kötü Bir Çözüm Yeni Bir Savaşın Reçetesi Olacak” başlığıyla aktardığı makalede, Guterres’in Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin “açıkça Türk tezlerinden yana olmakla suçlandı” ve “basına da sızdırılan planı doğru ise bunun Kıbrıs sorununun çözüm çabaları tarihindeki en kötü metin olduğu” iddia edildi.  

Diğer Haberler

Başa dön tuşu