
ÖZEL HABER
Eski dosyayı yeniden açtıran Hristodulidis, tutuklama mesajı verdi. Gıynık’a konuşan Arıklı rest çekti…
Tutuklama emirlerinde ismi geçen bakan uyardı
30 YILLIK DOSYA RAFTAN İNDİ
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in, 1996 yılında yaşanan Derinya olaylarında hayatını kaybeden Tasos İsaak ve Solomos Solomou dosyasıyla ilgili yeni tutuklama girişimlerinin artırılacağını açıklaması, eski dosyayı yeniden gündeme taşıdı. Rum tarafının tutuklama emirleri kapsamında adını gündeme getirdiği isimler arasında Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı da var. Konuya ilişkin GIYNIK’a özel açıklamalarda bulunan Arıklı, 1996 yılında yaşanan olayların sorumluluğunun kendisine ve MYK üyesi Kenan Akın’a yüklenerek Interpol’e bildirildiklerini belirtti. Ancak olayların yaşandığı gün Derinya’da olmadığını özellikle vurgulayan Arıklı, “Ben olayların olduğu gün Derinya’da değil Lefkoşa’da Ledra Palas’taydım. İki Rum gencin ölümünden de büyük üzüntü duydum” dedi.
“O SINIR, KANLA ÇİZİLDİ”
Arıklı, 1996’daki olayların sorumluluğunun kendisine ve Kenan Akın’a yüklenerek İnterpol’e bildirildiklerini belirterek, olay günü Derinya’da değil Lefkoşa’da Ledra Palas’ta olduğunu söyledi. İki Rum gencin ölümünden üzüntü duyduğunu vurgulayan Arıklı, “Gönderdeki bayrağımızı indirmeyi hayal etmenin ağır bir bedeli vardır. O sınır kanla çizilmiştir. O bayrak Türkün namus, şeref ve haysiyet sembolüdür” dedi. Enosisçi çevrelerin gençleri yeni maceralara sürüklediğini savunan Arıklı, sözlerini “Gelin bu ülkeyi barış ve huzur içinde yaşayacağımız bir ülke yapalım. Aksi takdirde rüzgâr eken fırtına biçer” ifadeleriyle tamamladı.
HRİSTODULİDİS NE DEMİŞTİ?
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ise İsaak ve Solomou dosyasında daha önce çıkarılan tutuklama emirlerinin uygulanması için girişimlerin yoğunlaştırılacağını açıklamıştı. Rum liderin bu çıkışıyla birlikte 1996’da yaşanan olayların yanı sıra, son dönemde sınır kapılarında düzenlenen anma eylemleri ve Rum tarafının mülkiyet gerekçeli tutuklama süreçleri de yeniden gündeme geldi. Böylece 30 yıl önceki Derinya olayları, bugün hem tutuklama tehditleri hem de sınır gerilimi üzerinden yeniden Kıbrıs siyasetinin sıcak başlıklarından biri haline geldi.




































