Grand Pasha Nicosia
Ezic
Serena Butik
Omag Intense
Shopoint
EMU Kurum İndirimi
Visit NCY
SOS Çocukköyü
Piabella
Vestel KKTC
Grand Sapphire Resort
SEMKA
Merit Hotels
Card Plus
Altınbaş Üniversitesi
GenelManşetYaşam

“Aşkın gözü kördür” sözü belki de sandığımız kadar kötü bir şeyi tarif etmiyor

İlişkilerde “doğru insanı” bulmanın sırrı bize benzeyen birini seçmek mi, yoksa karşımızdaki kişiyi olduğundan biraz daha iyi görmek mi? 74 ülkeden 41 bin 606 kişinin katıldığı geniş kapsamlı yeni bir araştırma, cevabın konuya göre değiştiğini ortaya koydu. Partnerini kendisinden daha nazik ve daha çekici görenlerin ilişkilerinde yakınlık, tutku, bağlılık ve memnuniyet daha yüksek çıktı. Ancak iş siyasi ve dini değerlere geldiğinde “pembe gözlükler” yeterli olmadı: Bu alanlarda benzerlik önem kazandı.

California Restaurant
Airtech Kıbrıs
Zenith Özyalçın
GAÜ

“Aşkın gözü kördür” sözü belki de sandığımız kadar kötü bir şeyi tarif etmiyor.

Sevdiğimiz insanı olduğundan biraz daha güzel, biraz daha iyi veya biraz daha özel görmek, ilişkinin kusuru değil, onu besleyen mekanizmalardan biri olabilir.

Haziran 2026’da Journal of Research in Personality dergisinde yayımlanan geniş çaplı uluslararası araştırma, romantik ilişkilerde uzun süredir tartışılan bir soruya farklı bir yanıt verdi:

Mutlu olmak için birbirimize benzememiz mi gerekiyor?

Polonya’daki Wrocław Üniversitesi Psikoloji Enstitüsü’nden Marta Kowal’ın yürüttüğü araştırmada 74 ülkede romantik ilişkisi bulunan 41 bin 606 kişinin verileri incelendi.

Araştırmanın büyüklüğü kadar kapsamı da dikkat çekici.

Katılımcılardan hem kendilerini hem de partnerlerini dokuz ayrı özellik açısından değerlendirmeleri istendi:

Sağlık, nezaket, fiziksel çekicilik, dindarlık, maddi kaynaklar, sosyal sınıf, eğitim, siyasi görüş ve yaş.

Ardından araştırmacılar bu değerlendirmeleri insanların ilişkilerindeki yakınlık, tutku, bağlılık ve genel ilişki memnuniyetiyle karşılaştırdı.

“ZIT KUTUPLAR BİRBİRİNİ ÇEKER” Mİ?

Araştırmanın çıkış noktalarından biri romantik ilişkiler hakkındaki en eski tartışmalardan biriydi.

Birbirine benzeyen insanlar mı daha mutlu olur?

Yoksa birbirinden farklı insanlar birbirini tamamlar mı?

Bilimsel literatür aslında “zıt kutuplar birbirini çeker” düşüncesini uzun zamandır sorguluyor. Yeni araştırmanın aktardığı önceki büyük çalışmalardan birinde yaklaşık 80 bin çift incelendiğinde, anlamlı partner benzerliklerinin yüzde 97,5’inin aynı yönde olduğu görülmüştü.

İnsanlar yaş, eğitim, siyasi ve dini tutumlar gibi pek çok konuda kendilerine benzeyen insanlarla birlikte olma eğilimi gösteriyor.

Ancak yeni araştırma çok daha ince bir soru sordu:

Her konuda benzerlik gerçekten gerekli mi?

Cevap hayır çıktı.

PARTNERİNİZİ SİZDEN DAHA “İYİ” GÖRÜYORSANIZ…

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu nezaket ve fiziksel çekicilikte ortaya çıktı.

İlişki kalitesi, kişinin kendisini ve partnerini bu özelliklerde birbirine tamamen eşit görmesiyle en yüksek noktaya ulaşmadı.

Tam tersine, partnerini kendisinden daha nazik ve daha çekici gören kişilerde ilişki kalitesinin daha yüksek olduğu görüldü.

Araştırmacılar bunu “partner idealization”, yani partneri idealize etme etkisi olarak değerlendiriyor.

Burada önemli bir ayrım var.

Araştırma partnerlerin gerçekten daha güzel veya daha nazik olduğunu ölçmüyor.

İnsanların partnerlerini nasıl gördüğünü ölçüyor.

Dolayısıyla bilim insanlarının yakaladığı şey objektif gerçeklikten ziyade romantik ilişkinin içindeki algı:

“Benim birlikte olduğum insan gerçekten iyi biri.”

“Partnerimi çekici buluyorum.”

“Onda hayran olduğum özellikler var.”

Bu algılar, daha yüksek ilişki kalitesiyle bağlantılı çıktı.

AŞKIN “PEMBE GÖZLÜKLERİ” İŞE YARIYOR OLABİLİR

Bu sonuç ilk bakışta şaşırtıcı görünse de ilişki psikolojisindeki daha eski bir kavramla örtüşüyor: positive illusions — olumlu yanılsamalar.

İnsanlar sevdikleri kişiyi her zaman tamamen tarafsız değerlendirmiyor.

Başkalarının sıradan bulduğu bir yüz size çok güzel gelebiliyor.

Partnerinizin küçük bir davranışını başkalarının göremediği bir nezaket göstergesi olarak değerlendirebiliyorsunuz.

Onun iyi özelliklerini daha fazla, kusurlarını ise daha az önemseyebiliyorsunuz.

Yeni araştırma da özellikle sosyal açıdan arzu edilen özelliklerde bu tür bir idealizasyonun ilişki kalitesiyle olumlu bağlantısını gösteriyor.

Üstelik araştırmacılar yalnızca “memnun musunuz?” sorusuna bakmadı.

Yakınlık, tutku ve bağlılık da değerlendirmeye dahil edildi.

 

AMA HER KONUDA “PEMBE GÖZLÜK” İŞE YARAMIYOR

Araştırmanın belki de en ilginç kısmı bundan sonra geliyor.

Çünkü bilim insanları aynı etkinin bütün özelliklerde görülmediğini belirledi.

Konu siyasi görüşlere geldiğinde tablo değişti.

Burada “partnerimi benden daha iyi görüyorum” etkisinin yerini benzerlik aldı.

Kişinin kendisiyle partneri arasında siyasi görüş açısından algıladığı mesafe arttıkça ilişki kalitesi düşme eğilimi gösterdi.

Araştırma dini inançları da değer temelli özellikler arasında değerlendirdi ve bu alanda da partnerlerin birbirlerine ne ölçüde yakın olduklarının farklı bir rol oynadığı görüldü.

Kısacası:

Güzellikte farklılık sorun olmayabilir.

Nezakette partnerinizi sizden üstün görmek ilişkinize zarar vermeyebilir, aksine olumlu olabilir.

Ama temel değerlerde büyük uçurumların üzerini romantik idealizasyonla kapatmak çok daha zor olabilir.

NEDEN SİYASET BU KADAR ÖNEMLİ?

Çünkü siyasi görüş yalnızca sandıkta hangi partiye oy verdiğimizden ibaret olmayabilir.

Siyaset; adalet, aile, çocuk yetiştirme, kadın-erkek rolleri, ekonomi, din, özgürlük ve toplum hakkındaki daha geniş değerlerimizin bir yansıması olabiliyor.

Bu nedenle fiziksel çekicilikteki farklılık ile değerler konusundaki farklılık ilişki içinde aynı sonucu yaratmıyor.

Araştırmanın bulguları da tam olarak bu ayrımı ortaya koyuyor:

Bazı özelliklerde hayranlık, bazı özelliklerde ise benzerlik daha önemli.

PARA VE STATÜDE TABLO DAHA KARMAŞIK

Araştırmacılar eğitim, sosyal sınıf, maddi kaynaklar ve yaş gibi özellikleri de ayrı bir kategoride değerlendirdi.

Buradaki sonuçlar nezaket veya siyasi görüşlerde olduğu kadar tek bir formüle indirgenemedi.

Çünkü ilişkilerin anlamı ve partnerden beklentiler toplumdan topluma değişebiliyor.

Araştırmacılar özellikle daha az modernleşmiş toplumlarda evliliğin yalnızca romantik aşktan ibaret olmayabileceğine dikkat çekiyor.

Ekonomik güvenlik, aile beklentileri, sosyal statü ve toplumsal çevre partner seçiminde daha büyük rol oynayabiliyor.

Bu da araştırmanın bir başka önemli sonucuna götürdü:

Aşkın kuralları dünyanın her yerinde tamamen aynı değil.

CİNSİYETTEN ÇOK KÜLTÜR FARK YARATTI

41 bin 606 kişinin incelendiği araştırmada kadınlarla erkekler arasındaki farkların genel olarak küçük olması dikkat çekti.

Kültürel farklılıklar ise daha belirgindi.

Özellikle daha modernleşmiş toplumlarda nezaket ve fiziksel çekicilik gibi olumlu özelliklerin ilişki kalitesiyle bağlantısının daha güçlü olduğu görüldü.

Araştırmacılara göre bunun olası açıklamalarından biri, insanların partnerlerini seçme ve istemedikleri ilişkilerden ayrılma özgürlüğünün toplumlara göre değişmesi.

Evliliğin ekonomik veya toplumsal zorunluluklardan daha bağımsız hale geldiği toplumlarda, insanların “Partnerimi seviyor muyum, onu çekici buluyor muyum, ona hayran mıyım?” gibi sorulara daha fazla ağırlık vermesi mümkün.

“MÜKEMMEL EŞ” ARAMAKLA AYNI ŞEY DEĞİL

Ancak araştırmayı “Partnerinizi mükemmel sanırsanız ilişkiniz mutlu olur” şeklinde okumak doğru değil.

Çalışmanın önemli bir sınırlaması bulunuyor.

Katılımcılar hem kendilerini hem de partnerlerini kendileri değerlendirdi.

Araştırmacılar partnerlerin gerçek fiziksel çekiciliğini, gerçek nezaket düzeyini veya gerçek siyasi benzerliğini bağımsız olarak ölçmedi.

Dolayısıyla çalışma bize:

“Partnerini idealize etmek insanı kesin olarak daha mutlu eder”

demiyor.

Bunun yerine:

Partnerini daha olumlu algılayan insanların daha kaliteli ilişkiler bildirdiğini gösteriyor.

Ayrıca çalışma neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamıyor.

Belki partnerine hayran olmak ilişkiyi güzelleştiriyor.

Ama bunun tersi de mümkün:

Belki zaten mutlu olan insanlar partnerlerini daha güzel, daha nazik ve daha değerli görüyor.

Araştırmacılar da çalışmanın algılanan, yani kişinin zihnindeki benzerlik ve farklılıkları ölçtüğünü özellikle vurguluyor.

MUTLU ÇİFTLERİN “YANILGISI”

Yine de 74 ülkeden gelen sonuçların ortaya koyduğu tablo oldukça düşündürücü.

Belki mutlu bir ilişkinin sırrı, partnerimizi matematiksel bir eşitlikle kendimize denk görmek değil.

Bazı konularda:

“O benden daha iyi.”

diyebilmek de ilişkinin önemli bir parçası olabilir.

Sevdiğiniz insanı hâlâ güzel bulmak…

Onun iyi bir insan olduğuna inanmak…

Onda hayran olunacak özellikler görmek…

Araştırmaya göre bunların hiçbiri romantik ilişkinin naif yan etkileri olmak zorunda değil.

Tam tersine, ilişkinin kalitesiyle bağlantılı olabilir.

Ancak konu hayatın temel değerlerine geldiğinde başka bir kural devreye giriyor:

Birbirine hayran olmak güzel; ama bazı konularda aynı dünyaya bakabilmek de önemli.

Belki de 41 bin 606 kişinin ilişkilerinden çıkan en ilginç sonuç bu:

Aşkta her konuda aynı olmak gerekmiyor. Ama nerede farklı, nerede benzer olduğumuz önemli.

KSTÜ
Northernland
Meriç Süt
Evsulink
Maraton İskele

Diğer Haberler

Kıbrıs Online
Başa dön tuşu