
Avukat Cansu Nazlı, kadına yönelik şiddetle mücadelede yalnızca koruyucu mekanizmalar oluşturmanın yeterli olmadığını belirterek kadınların şiddet ortamından uzaklaşmasını engelleyen ekonomik, toplumsal ve siyasal koşulların da ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.
“Ekonomik bağımsızlığın önündeki engeller kaldırılmalı”
Şiddete uğrayan kadınlara nereye başvurabileceklerini anlatmanın tek başına çözüm olmadığını ifade eden Nazlı, kadınların neden bu kurumlara gidemediğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti.
Şiddeti ayrılmak veya boşanmak için geçerli bir neden olarak görmeyen, kadına aile birliğini koruması adına “dayanmayı ve katlanmayı” öğütleyen erkek egemen kalıp yargıların kırılması gerektiğini belirten Nazlı, ekonomik koşullara da dikkat çekti.
Nazlı, asgari ücretle çalışan bir kadının şiddet gördüğü evden ayrıldıktan sonra tek başına ev kiralayıp geçinmesinin mümkün olmadığı koşulların değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Devletin sosyal politikalar alanından geri çekilmesini ve bu alanın vakıflar ile derneklere bırakılmasını da eleştiren Nazlı, din işlerine ayrılan bütçenin sosyal hizmetlere aktarılması gerektiğini savundu.
Devletin sığınma evi kurmamasına ve okulların fiziki koşullarına dikkat çeken Nazlı, buna karşın yol boyunca ihtişamlı camiler yapılmasına itiraz ettiklerini ifade etti.
Polis, hükümet ve Eğitim Bakanlığına sorumluluk eleştirisi
Dinsel gericilik ve muhafazakâr politikaların kadınların yaşamı ve bedeni üzerinde baskı oluşturduğunu savunan Nazlı; hükümetin, Meclisin, devlet kurumlarının, tarikatların ve ilgili yapıların kadına yönelik şiddetin artmasında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürdü.
Nazlı, müfredattan evrim teorisini çıkaran, toplumsal cinsiyet eşitliğine yer vermeyen ve din derslerini zorunlu tutan Eğitim Bakanlığının da erkek şiddeti karşısındaki sorumluluk zincirinin dışında değerlendirilemeyeceğini belirtti.
Şiddet şikâyetlerini “aile meselesi” olarak değerlendiren polis mensuplarını ve bu ihmalleri soruşturmayan amirleri de eleştiren Nazlı, kadına yönelik şiddetle mücadelenin hükümet, Meclis, Ankara, patronlar, gerici vakıflar, tarikatlar ve gece kulübü sahipleri karşısında örgütlü biçimde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Nazlı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Kadın cinayetlerine karşıysan, kadınların market ortasında bıçaklanmasından ve seks kölesi olarak tutsak edilmesinden rahatsızsan ya ezenden yana olacaksın ya ezilenden. Bunun ortası yok.”




































