
1977’de toprak ve mülkiyet masaya kondu, 1992’de BM iki bölgeliliği teyit etti: peki sorun neden çözülmedi?
Denktaş–Makarios anlaşmasından BM kararlarına uzanan süreçte toprak, mülkiyet ve ekonomik yaşayabilirlik birlikte ele alındı
1977: TOPRAK VE MÜLKİYET AYNI MASADA
12 Şubat 1977’de Rauf Denktaş ile Makarios arasında varılan Doruk Anlaşması, Kıbrıs müzakerelerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Taraflar, bağımsız ve iki toplumlu federal cumhuriyet hedefi üzerinde uzlaştı. Toprak düzenlemesinde ekonomik yaşayabilirlik, verimlilik ve arazi mülkiyetinin dikkate alınması kararlaştırıldı. Dolaşım, yerleşim ve mülkiyet hakları ise sonraki görüşmelere bırakıldı. Böylece iki toplumun coğrafi düzeni ile bireysel mülkiyet hakları arasındaki bağlantı müzakere gündemine girdi.
750 VE 774 SAYILI KARARLAR
BM Güvenlik Konseyi, 750 ve 774 sayılı kararlarıyla siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu ve iki bölgeli federasyon çerçevesini teyit etti. Tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası kimlik ilkeleri korundu. Toprak düzenlemeleri ile yerinden edilmiş kişilerin sorunları ise kapsamlı çözümün parçaları olarak ele alındı. Kararlar, kuzeydeki taşınmazların mülkiyetini topluca devretmedi.
İKİ BÖLGELİLİK VAR, PEKİ MÜLKİYET NASIL ÇÖZÜLECEK?
1977’den 1992’ye uzanan süreçte coğrafi düzen, ekonomik yaşayabilirlik ve mülkiyet arasındaki bağlantı müzakere belgelerine girdi. Ancak siyasi çerçevenin belirlenmesi, bireysel mülkiyet uyuşmazlıklarını kendiliğinden çözmedi. Bugün koçanların hukuki geçmişinin, geçmiş maliklerin haklarının ve mevcut kullanıcıların durumunun önem taşımasının nedeni de bu. Mülkiyet sorununa ilişkin kalıcı düzenleme, yalnızca sınırların değil, taşınmazlar üzerindeki hak ve yükümlülüklerin de açıklığa kavuşturulmasını gerektiriyor.








































