Grand Pasha Nicosia
Ezic
Serena Butik
Omag Intense
Shopoint
EMU Kurum İndirimi
Visit NCY
SOS Çocukköyü
Piabella
Vestel KKTC
Grand Sapphire Resort
SEMKA
Merit Hotels
Card Plus
Altınbaş Üniversitesi
piyangolar
GenelKıbrısManşet

ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun Doğu Akdeniz Stratejisi NATO’nun birliği ve bölgesel istikrar açısından tartışma yarattı

Rubio’nun öncülük ettiği stratejik yaklaşım; NATO içindeki dayanışma, AB–NATO ilişkileri ve Kıbrıs sorununda anlamlı diyalog açısından yeni gerilim riskleri barındırıyor

Stelios
California Restaurant
Airtech Kıbrıs
Zenith Özyalçın
GAÜ

Rubio’nun öncülük ettiği stratejik yaklaşım; NATO içindeki dayanışma, AB–NATO ilişkileri ve Kıbrıs sorununda anlamlı diyalog açısından yeni gerilim riskleri barındırıyor

ORTAKLIK GÜÇLENİYOR, GERİLİM RİSKİ BÜYÜYOR

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun 7–8 Ekim’de Atina’ya gerçekleştirdiği ziyaret, Washington’un Doğu Akdeniz stratejisinin bölgesel dengeler üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı. ABD’nin Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail ile savunma ve enerji alanlarında geliştirdiği ortaklıklar, Washington açısından bölgesel iş birliğini güçlendirme adımları olarak sunuluyor. Ancak bu yakınlaşmanın Türkiye ile ilişkiler, NATO içindeki dayanışma ve Kıbrıs sorununa ilişkin diplomatik çabalar açısından riskler barındırdığı değerlendiriliyor. Rubio’nun 2019’da Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı Yasası’nın hazırlanmasında öncü rol üstlenmiş olması da bugün izlenen politikanın geçmişine işaret ediyor. Ankara ve Kıbrıs Türk tarafı, gelişmeleri bölgesel güvenlik dengeleri ve adanın geleceği açısından yakından takip ediyor.

NATO’NUN BİRLİĞİ BASKI ALTINDA KALABİLİR

Türkiye ve Yunanistan’ın aynı ittifakta yer almasına rağmen Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları, hava sahası ve askerî düzenlemeler konusunda anlaşmazlıkları bulunuyor. ABD’nin Yunanistan’la askerî iş birliğini derinleştirmesi, Ankara’da bölgesel askerî dengenin nasıl etkileneceğine ilişkin kaygıları artırıyor. Washington bu iş birliğini NATO’nun savunma kapasitesine katkı olarak değerlendirirken Türkiye, gelişmelerin kendi güvenlik çıkarları üzerindeki etkilerine odaklanıyor. İttifak içindeki müttefiklerin farklı güvenlik önceliklerinin keskinleşmesi, ortak savunma hedefleriyle bölgesel rekabet arasında gerilim yaratabilir. Bu nedenle temel risk, savunma kapasitesinin artırılmasından çok, bu adımların müttefikler arasındaki güveni ve koordinasyonu zayıflatma ihtimali.

KIBRIS SORUNUNDA DİYALOG ALANI DARALABİLİR

ABD ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki savunma iş birliğinin genişlemesi, Kıbrıs sorunundaki karşılıklı güvensizlik ortamını da etkileyebilir. Türkiye NATO üyesiyken Güney Kıbrıs Rum Yönetimi AB üyesi; bu farklı konumlar, AB–NATO iş birliğinde uzun süredir kurumsal güçlükler yaratıyor. Doğu Akdeniz’de kutuplaşmanın artması, bu engellerin aşılmasını daha da zorlaştırabilir. Enerji projeleri ve deniz yetki alanlarına ilişkin ihtilaflar da diplomatik gerilim riskini artırıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ABD ile ilişkilerini egemenlik hakları ve bölgesel güvenlik çerçevesinde değerlendirirken Ankara ve Kıbrıs Türk tarafı, adadaki güvenlik dengelerinin ve siyasi eşitlik meselesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini savunuyor. Washington’un önündeki kritik sınav, bölgesel ortaklıklarını geliştirirken NATO’nun birliğini, Türkiye ile iletişimini ve Kıbrıs’ta anlamlı diyalog ihtimalini koruyabilmek.

KSTÜ
Northernland
Meriç Süt
Evsulink
Maraton İskele

Diğer Haberler

Kıbrıs Online
Başa dön tuşu