KıbrısManşetSiyaset

Niye hükümetsiniz neden muhalefetsiniz?

UBP’nin tarihinde rahmetli İrsen Küçük dönemi de dahil olmak üzere hiç bu kadar kötü bir  yönetim sergileyen bir başka Başbakan görülmedi, Kıbrıs Türk tarihinde en zor günlerde bile insanlarımız hiç bu kadar umutsuz olmadı

Başbakan Saner belli ki iş olsun diye ekonomik örgütleri toplantıya çağırdı. Zaten toplantıdan önce de Başbakan ifade etmiş : “Para gerektirmeyen önerilerle gelin, çözüm üretelim…”

Bu ne demek biliyor musunuz?

Ben sizin sorunlarınıza çare olamam, gelirsiniz çay kahve içeriz sohbetimizi yaparız gidersiniz.

O kadar.

Oysa bir iktidarın öncelikli görevi kaynak yaratmaktır. Eğer ülkedeki sorunlara çare üretemiyorsanız orada ne işiniz var?

Lakin azınlık hükümeti kapısına her gideni kasa boş diyerek geri çeviriyor.

İş dünyasına, esnafa, emekçiye karşı denilen tek şey kasanın boş olduğudur.

Haliyle ne haliniz varsa da görün yaklaşımı aslında bu!

Çok açık ki Başbakan Saner’in tuzu kuru.

Her ay düzenli maaşı hesabına yatıyor.

Üstelik bu ay bir asgari ücret miktarında  zam yapılarak aldı maaşını..

Güzel para.

Sayın Başbakan’ın her ay aldığı maaşı  bir servet değerinde dar gelirli insanlar için.

Dolayısıyla iş dünyası ne yapıyor?

Bu çarkı nasıl döndürüyor?

Özel sektör çalışanı nasıl geçiniyor?

Asgari ücret hala neden belirlenemiyor?

Bunların hiçbiri ne onun, ne hükümetinin, ne de bu ülkenin sözde muhalefetinin umrunda değil..

O zaman Başbakan neden Başbakan?

Hükümet neden hükümet?

Muhalefet neden muhalefet?

Bunun izahı yok..

Ersan Beyin tek derdi var.

UBP Genel Başkanı olmak ve Başbakan olarak kalmak. Koalisyon ortaklarının tek derdi ise hükümet olmayı sürdürmek.

Muhalefet ise belki gün bizim için de doğar güzellemesi içinde..

Ülke dibin dibini gördü.

Pandemi yönetimi çöktü.

Vakalar artıyor, kontrol kaybedildi.

Pandemi hastanesinde boş yatak kalmadı.

Pozitif vakalar evlere gönderiliyor.

Hükümetin ekonomi yönetimi ise  hiç olmadı.

Özel sektör kendi haline bırakıldı.

Onlarca işyeri kapandı.

Onlarcası kepenk indirmemek için mücadele veriyor.

Yüzlerce özel sektör çalışanı ya işinden oldu, ya da pandemi öncesi gelirine bir daha ulaşamadı.

Hükümetin ilgisizliği nedeniyle de özel sektörden hiçbir şey olmamış gibi devlete karşı olan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini bekleyen bir anlayış geliştirildi.

Bu arada Eylül geldi çattı.

Yüz yüze eğitime başlanacak.

Okulların fiziki yeterlilikleri belirsiz.

Bu konuda gözle görülür bir hazırlık yapılmadı.

Diğer yandan bir bakan eliyle ihalesiz akaryakıt temin ediliyor.

Bu akaryakıt nereden geliyor? Kalitesi nedir bilen yok. Bu sorulara soranlara  cevap verilmediği gibi bir de üstüne hakaret ediliyor.

Turizm, inşaat sektörü, yüksek öğretim konularında bugüne kadar belirlenen bir strateji ya da devlet politikası yok.

El yordamı (mışlarla muşlarla) yönetilen bir süreç.

Bütün bunlar olurken Başbakan Saner elini kolunu kıpırdatmıyor, sadece izliyor ve kurultay hesapları yapıyor. UBP’nin tarihinde rahmetli İrsen Küçük dönemi de dahil olmak üzere hiç bu kadar kötü bir  yönetim sergileyen bir başka Başbakan görülmedi, Kıbrıs Türk tarihinde en zor günlerde bile insanlarımız hiç bu kadar umutsuz olmadı.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu