KıbrısManşetSiyaset

Akıl dışı siyasetin sonucu sorgulanmıyor

Bu kararın doğru veyahut yanlışlığı elbette tartışılır. Lakin konuyu birkaç boyutta ele almak mümkün..

Rum Bakanlar Kurulu, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve bazı Kıbrıslı Türk yetkililerin Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal etme kararı aldı.

Tatar’ın Rum yetkililer tarafından verilen KC pasaportu haricinde KKTC, Birleşik Krallık ve Türkiye Cumhuriyeti kimliğinin de olduğu biliniyor.

Rum yetkililere göre KKTC Bakanlar Kurulu’nun 11 üyesinin 9’u Rum otoriteleri tarafından verilen seyahat/kimlik belgelerine sahiptir.

Artık değiller.

Diğer iki bakanlar kurulu üyesi TC kökenli oldukları için bu kimlik/pasaportlara erişim sağlayamamışlardı.

Yoksa imkanları olsaydı hiç tereddüt etmeden onlarda alırlardı bu belgeleri.

Velhasıl Kıbrıs Cumhuriyeti  yetkili makamlarının aldıkları kararda bu belgeler artık yenilenmeyecek.

Bu kararın doğru veyahut yanlışlığı elbette tartışılır. Lakin konuyu birkaç boyutta ele almak mümkün..

Garantör Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki Kıbrıs Türk Liderliği eliyle yeni politika diye masaya sürdüğü 2 ayrı egemen eşit devlet tezi ve buna müteakip kapalı Maraş’ın tek taraflı açılımı her ne kadar da aynı çevreler tarafından uluslararası hukuka ve antlaşmalara uyumludur görüşü ortaya atılsa da bunun uluslararası hukuk ve BM kararları ile çeliştiği biliniyor.

Bu konun bir boyutu.

İkinci boyutu şudur ki; Bir taraftan ayrı devlet diye ısrarcı politikayı sürdüreceksiniz, cebinizde pasaportunu taşıdığınız bir devletin içinde başka devlet kurmaya yelteneceksiniz,bunun için gece gündüz kara propaganda yapıp ahkam keseceksiniz, diğer taraftan da Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuna sahip olmak isteyeceksiniz ve  bu pasaportu kullanacaksınız!

Var mı böyle bir dünya?

Yok elbette..

Şimdi bunu bir tarafa not edelim ve bu kararın gerekçelerine bakalım.

Rum Hükümet Sözcüsü Marios Pelekanos gazetecilere yaptığı açıklamalarda, “Bakanlar Kurulu, ilkin sözde devletin sözde kabinesine katılan veya Varosha-Maraş Açılımı Komitesi üyesi olan ve eylem veya eylemleriyle Anayasa hükümlerine aykırı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğini, bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini, baltalayan bir dizi kişinin Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iptal etme veya yenilememe veya sunmama (yeni pasaport vermeme) kararı aldı” denildi.

Bu karar kuzeyde bazı çevrelerin tepkisine neden oldu. Özellikle sol cenahın önemli temsilcilerinden CTP’nin ve sağ cenahın yeni alternatifi HP’nin karara adeta isyan etmesi dikkatlerden kaçmadı.

HP’liler bu kararı acizlik olarak nitelerken, CTP’liler de pasaport iptalinin hukuksuz ve gereksiz hatta düşmanca bir adım olduğunu ,hiçbir  yönetimin, doğuştan kazanılan bir hakkı iptal etme hakkı bulunmadığını, ayrıca bu kararın ülkedeki düşmanlığı körükleyeceğine inanıyorlar.

Elbette herkesin düşüncesine saygı duyuyorum.

Bende müsaadenizle bir kaç şey yazmak istiyorum bu konuyla ilgili…

Bugün Dünyanın neresinde olursanız olun, eğer bulunduğunuz coğrafyada uluslararası hukuk hiç ediliyorsa, evrensel değerler insan hakları ,özgürlükler  ve nihayetinde demokrasi zafiyete uğratılıyorsa ve bütün bunlara zemin hazırlayan, alkışlayan ve destek verenler varsa ki olduğunu görüyoruz, işte onlar kim olursa olsun bunun mutlak surette bir bedeli olacağını da bilmeleri gerekirdi..

Kıbrıs sorununun çözüm ikliminden uzaklaşmasıyla birlikte gerek Kuzey ,gerekse Güney faşizmi omuz omuza ilerliyor.

Adeta birbirlerini besler duruma geldiler.

Biri ne zaman pas atsa  diğeri onu hemen  gole çeviriyor.

Geriye kalanlar ise bu çirkin oyunun bilerek veya bilmeyerek parçaları oluyorlar.

Nitekim bir taraf kurucu ortağı ve vatandaşı olduğu devleti yok sayabiliyor, devlet  içinde devlet yaratmaya çalışıyor,

Diğer taraf ise parayla satmakta hiçbir  sakınca görmediği devletin pasaportunu koz olarak  kullanmaktan geri kalmıyor.

Velhasıl iki yanlış bir doğru etmiyor.

Pasaport belgesi iptal edilen ve yenilememe kararı verilen Ersin Tatar diyor ki; “Şahsen ben yıllardır bu pasaportu kullanmadım, karar beni bağlamıyor. Ancak bu halkımızı toplumumuzu ilgilendiren bir meseledir”

Yani bana bir şey olmaz demeye getiriyor  Ersin Bey.

Katılıyorum.

Cebinde İngiliz pasaportu var nasılsa.

Türkiye’nin verdiği kimliği de taşıyor haliyle..

Daha ne olsun.

Lakin ben bunun toplumumuzu ilgilendirir  kısmına asla katılmıyorum.

Elbette böyle olması gerekmezdi.

Ne Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Ne UBP kurultayında, Ne Kıbrıs sorununda, ne Maraş açılımında, ne de KC pasaport/kimlik iptalinde.

Fakat hepsi oldu.

Yanlış üzerine yanlışlar eklendi.

Ve bu yanlışlar üzerinden birileri kişisel ikbalini toplumun önüne koydu.

Ersin Bey de, Ersan Bey de maalesef bunların başında geliyor..

Demokrasi katledildi, yapmayın etmeyin diyenler düşmanlaştırıldı, tehditler peşi sıra geldi. Maraş açılımında uluslararası hukuka dikkat diyenlere Rumcu yaftası yapıştırıldı.

Ve göstere göstere hala karanlık bir belirsizliğe sürüklenmeye çalışılıyor toplum.

Konunun elbette hukuki bir yönü vardır. Ben bunu bilemem. Bilenler Rum mahkemelerinde ya da AİHM özelinde  mücadele verebilir.

Bu hakları baki..

Lakin benim doğup büyüdüğüm ve ömrümün büyük bir kısmını geçirdiğim toprak parçasında ekonomi dibi gördü, pandemi yönetilemedi, salgın yayıldıkça yayılıyor.

Geçim derdi büyük bir sorun haline geldi.

Birçok insan yükümlülüklerini yerine getiremez durumdadır. Kimse kusura bakmasın ama Sayın Tatar’ın bir yolu varsa iade edeceğim, zaten ihtiyacım yoktu dediği pasaportunun iptal edilmesini veya  yenilenmemesi kararını  toplumsal bir sorun olarak görmüyorum, görmeyeceğim!

Diğer Haberler

Başa dön tuşu