
CMIRS’in son araştırmasında oluşturulan toplumsal kaygı endeksi 5 üzerinden 4.5 düzeyinde hesaplandı
Yaşananlar, ekonomik sorunların çözülemez olduğu algısını kronikleştiriyor
Halk kriz beklemiyor, krizin kendisini yaşıyor. Yolsuzluk ve belirsizlik geleceği tasfiye ediyor!
KAYGI KRONİKLEŞTİ
Kıbrıs Türk toplumunda kaygı, geçici bir ruh hali olmaktan çıkarak yapısal bir kimlik kazandı. Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) Aralık 2025’te yaptığı son kamuoyu araştırması, Kıbrıs Türk toplumunda kaygının geçici bir ruh hâli olmaktan çıkarak yapısal ve süreklilik kazanmış bir toplumsal duruma dönüştüğünü ortaya koydu. 500 kişiyle yüz yüze anket yöntemiyle gerçekleştirilen çalışmada, önceki araştırmalardan farklı olarak Toplumsal Kaygı Endeksi (TKE) oluşturuldu. Genel kaygılar ile Kıbrıs Sorunu’na ilişkin kaygıların eşit ağırlıklandırılmasıyla hesaplanan endeks 5 üzerinden 4.5 olarak belirlendi. Bu sonuç, kaygının yalnızca “yüksek” değil; kronikleşmiş ve normalleşmiş bir düzeye ulaştığını gösteriyor.
YOLSUZLUK KISKACI
Ekonomik daralma, hayat pahalılığı ve iş güvencesinin yitirilmesi gibi birincil katman kaygılar, diğer tüm korkuları tetikleyen bir motor görevi görüyor. Artık toplum, büyük vizyonlar veya umut dolu vaatler yerine, sadece mevcut zararın kontrol altına alınmasını ve “daha kötüye gitmeme” garantisini talep eden bir savunma pozisyonuna çekilmiş durumda. Katılımcıların %94.58 gibi devasa bir oranla “yolsuzluktan” endişe duyması, devlet mekanizmasına olan güvenin tamamen buharlaştığını gösteriyor.
GELECEK TASFİYESİ BAŞLADI
Ekonomik kriz ve siyasi belirsizlik, sadece bugünü değil, ülkenin geleceğini de tehdit eden varoluşsal bir boyuta ulaştı. Halkın %93.39’u kültürel kimliğin geleceğinden endişe duyarken, %87.58’i nitelikli genç iş gücünün yurt dışına göç etmesini “beka sorunu” olarak görüyor. Bu tablo, özellikle genç ve orta yaş gruplarında “aidiyet” duygusunun yerini “kaçış” planlarına bıraktığını ortaya koyuyor. Toplumsal kutuplaşma ve dayanışmanın azalması, bireyleri kendi çıkarlarını ve hayatta kalma stratejilerini ön plana almaya zorluyor.
KIBRIS SORUNU VE EKONOMİ
Araştırma, Kıbrıs sorununun artık soyut bir siyasi ideoloji değil, doğrudan mutfağı ve cüzdanı etkileyen yapısal bir stres kaynağı olduğunu gösteriyor. Statükonun kabul edilemezliği ve belirsizliğin yarattığı ekonomik maliyet, halkı kaygı duysa da çözüm seçeneklerine daha sıkı sarılmaya itiyor. Ancak yüksek kaygı düzeyi, toplumsal enerjiyi o kadar aşındırmış ki; radikal reformlar veya riskli politikalar destek bulmakta zorlanıyor. Çözümsüzlük genel kaygıları beslerken, genel kaygılar da çözüm iradesini kırıyor.





































