Avcıoğlu: Dereboyu’ndaki patlama bir kaza değil, yönetimsel iflasın ilanıdır!
Halkın Partisi Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve eski KIBTEK Yönetim Kurulu asbaşkanı Yusuf Avcıoğlu, Lefkoşa Dereboyu’nda meydana gelen trafo patlamasını “kaza değil, yönetimsel iflasın ilanı” olarak nitelendirdi.

Halkın Partisi Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve eski KIBTEK Yönetim Kurulu asbaşkanı Yusuf Avcıoğlu, Lefkoşa Dereboyu’nda meydana gelen trafo patlamasını “kaza değil, yönetimsel iflasın ilanı” olarak nitelendirdi.
Avcıoğlu,KIB-TEK’e ait trafo odasında, bakım-onarım sırasında trafo kesicisinin patlaması sonucu ağır yaralanan ve Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi yoğun bakımında tedavi altına alınan 32 yaşındaki kurum çalışanı Arif Özkıraç’a acil şifalar diledi. Yazılı açıklamasında sorumluluğu KIB-TEK yönetimine ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yükleyen Avcıoğlu, iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin savsaklandığını, liyakatsiz atamaların teknik denetimi zayıflattığını savundu ve yetkililere istifa çağrısında bulundu.
Avcıoğlu’nun açıklaması şöyle:
Dereboyu’ndaki Patlama Bir Kaza Değil, Yönetimsel İflasın İlanıdır!
Dün akşam saatlerinde Lefkoşa’nın merkezinde, Dereboyu’ndaki bir trafo odasında meydana gelen ve bir KIB-TEK çalışanının ağır yaralanmasıyla sonuçlanan iş kazası, ne yazık ki uzun süredir ısrarla işaret ettiğimiz kurumsal çürümenin ve yönetimsel vurdumduymazlığın en sıcak, en acı faturasıdır.
Geçmişte KIB-TEK Yönetim Kurulu Üyesi ve Asbaşkanı olarak görev yapmış biri olarak açıkça ifade etmek zorundayım ki bu yaşanan bir “kader” ya da sıradan bir “iş kazası” değildir. Bu, KIB-TEK’i yıllardır bir arpalık gibi gören, ehliyet ve liyakati kapının dışına iten, siyasi ikbal uğruna teknik vizyonu yok eden mevcut zihniyetin yarattığı denetimsizlik ve liyakatsizlik düzeninin ta kendisidir.
35/2008 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın emredici kurallarına, temel iş güvenliği ilkelerine ve tüzüklerin emirlerine rağmen, yüksek riskli alanlarda yapılması gereken periyodik teknik testler, iş sağlığı denetimleri, iş sağlığı ve güvenliği ekipman alımları uzun süredir gerek maliyetler, gerekse adrese teslim hazırlanan şartnameler gerekçesiyle ve iş bilmez kadroların savsaklamasıyla geçiştirilmektedir.
Bugün aşırı yük neticesinde rutin (!) hale gelen bir işlem esnasında yaşanan iş kazası, buradaki malzeme yorgunluğunun, bakım ve iş sağlığı ve güvenliği ekipmanlarının yetersizliğinin ve teknik denetimsizliğin en somut kanıtıdır.
KIB-TEK, enerji politikasını bilen, iş sağlığı ve güvenliğini bir lüks değil anayasal bir zorunluluk olarak gören kadrolar yerine, tamamen parti kurultaylarına, siyasi istihdam baskılarına ve duygusal (!) ilişkilere göre atanan liyakatsiz yönetim kurullarıyla yönetilmektedir. Ülkeyi karanlıkta bırakan bu yönetim anlayışı, kendi personelinin can güvenliğini de karanlığa gömmektedir.
Ülkedeki iş sağlığı ve güvenliğini denetlemekle mükellef olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise ne acıdır ki, devlet çatısı altındaki çalışma alanlarında dahi tamamen sınıfta kalmıştır.
Hiçbir idari koltuk, hiçbir mali gerekçe ve hiçbir siyasi çıkar insan hayatından daha değerli değildir. Ne yazık ki bugüne kadar ülkede yaşanan onca skandala, onca iş kazasına, can kaybına ve yaralanmaya rağmen, sorumluluk alıp da koltuğundan vazgeçebilecek, istifa edecek erdemi gösterebilen tek bir yetkili dahi göremedik.
Siyasi sorumluluktan kaçarak makamlarını koruyanlar bilmelidir ki, bu umursamazlık doğrudan yeni facialara kapı aralamaktadır. Üretilen elektriğin de, dönen çarkların da anlamı ancak insanı yaşattığı ve emeğe değer verdiği sürece vardır.
Bu vesileyle, ekmeğini kazanırken bu yönetimsel beceriksizliğin kurbanı olan genç kardeşimiz Arif Özkıraç’a acil şifalar diliyor, başta ailesi olmak üzere tüm KIB-TEK camiasına ve emekçilerine en içten geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.








































