Avukatı, Simon Aykut’a zorla tıbbi işlem yapılmak istendiğini açıkladı
Rum cezaevi yönetimi, biyopsiyi reddeden Aykut’u cezalandırmakla tehdit ediyor

Rum cezaevi yönetimi, biyopsiyi reddeden Aykut’u cezalandırmakla tehdit ediyor
Simon Aykut’un direnmesi üzerine dün yapılamayan operasyon için baskının artırılmasından endişe ediliyor
ZORLA BİYOPSİ
Güney Kıbrıs’ta tutuklu yargılaması devam eden iş insanı Simon Aykut’un avukatı dün şok bir açıklama yaparak, müvekkilinin cezaevi yönetimi tarafından biyopsiye zorlandığını duyurdu. Bu durumun temel insan haklarına ve kişinin bedeni üzerinde kendi kararlarını verebilme özgürlüğüne açıkça aykırı oluğu ifade edilen açıklamada Aykut’un can güvenliğine ilişkin kaygı taşıdığı belirtildi. Avukatın verdiği bilgiye göre Rum cezaevi müdürü dün Aykut’a kesin olarak biyopsi yapılacağı bilgisini verdi ve biyopsinin nerede yapılacağına karar vermesi için kendisine bir saat süre tanıdı. Aykut’un direnmesi üzerine tıbbi işlem yapılamadı fakat müdür Aykut’u cezalandırmakla tehdit etmeye başladı.
KELEPÇELİ MR
Verilen bilgiye göre Aykut geçtiğimiz günlerde MR çekimi sırasında da kötü muameleye uğradı. Aykut, 26 Şubat’taki muayene öncesinde 8 gardiyan eşliğinde, kelepçeli vaziyette ve kendisine saatlerce yemek verilmeden hastane içinde dolaştırıldı. Bu muamele sonrasında iğneyle gerçekleştirilecek tıbbi bir işlemin can güvenliği açısından tehdit oluşturacağını düşünmeye başlayan Aykut biyopsiyi reddetti. Hapishane müdürü ise Aykut’un biyopsiye girmeye mecbur olduğunu öne sürerek kendisine baskı kurmaya başladı. Avukatın açıklamasında “Bu konuyu son derece ciddi görmekteyiz ve müvekkilimi invaziv bir tıbbi işleme zorlamaya yönelik her türlü girişimi, temel haklarının açık ve kabul edilemez bir ihlali olarak değerlendirmekteyiz” denildi.
DOMUZ DAYATMASI
Simon Aykut’un avukatı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Hapishane müdürü veya başka bir yetkili, müvekkilimi risk taşıyan bir tıbbi işleme girmesi için korkutma, baskı veya zorlama hakkına sahip değildir. Bu tür davranışlar yetkinin kötüye kullanımının bariz bir örneği ve müvekkilimin bedensel bütünlüğü ile yasal korumalarına doğrudan bir saldırıdır. Hapishane yönetimi, dini inançlarına saygı gösterileceğine dair defalarca güvence vermesine rağmen, kendisine dün domuz eti servis edilmiş ve bu inancına doğrudan ve kasıtlı bir hakaret olmuştur. Bu sabah ise, iradesi dışında invaziv bir tıbbi işleme zorlanmıştır; bu durum onun bedeninin kontrolünü tamamen kaybetmesine neden olmuştur.”






































