KıbrısManşetSiyaset

Balonlar balonlar ve kapanış..

20 Temmuz ile ilgili konuşulanların (atılan nutukların) üçte ikisi maalesef  hamaset, ayrımcılık, vatan, millet, bayrak, silah, kan ve İki ayrı devlet vurgusuna geçiş derken koca bir yalanın içine hapsedilmek olarak özetleyebilirim..

Ülkemizde böylesi bir anlayışın 21. yüzyılda var olması büyük bir talihsizliktir herkes adına.

20 Temmuz 1974 üzerinden 47 yıl geçti.

Bu süre zarfında sadece ülkemizde değil, dünyada birçok şey değişti.

O günü getiren koşullar ortadan kalktı.

Ha ihtiyatlı olmak istiyorsunuz, olabilir bu anlaşılabilir. Fakat 47 yıl geçmesine rağmen hala kafalarda 1974’ü yaşamak da sağlıklı bir düşüncenin ürünü değil.

20 Temmuz konuşmalarını genelde dinlemiyorum. Bunun sebebi de insanlara  acılar yaşatan bir dönemin kazananı olmadığı gibi, bunun kutlanacak bir yanında olmadığına inanmamdandır.

Fakat haber ajanslarına düşen bilgileri de görmezden gelemiyorum, ve haliyle okuyorum.

Hemde en ince ayrıntısına kadar.

20 Temmuz ile ilgili konuşulanların (atılan nutukların) üçte ikisi maalesef  hamaset, ayrımcılık, vatan, millet, bayrak, silah, kan ve İki ayrı devlet vurgusuna geçiş derken koca bir yalanın içine hapsedilmek olarak özetleyebilirim..

Bu arada kendilerinden farklı düşünen ve ilkeli bir duruş sergileyen muhalefete de ayar verildiğini üzülerek gördüm.

Özellikle konuyu bağladıkları şey ise “Kuzey Kıbrıs’ın birliği her türlü iç çekişmenin önündedir”. anlayışı oldu.

Oysa hepimiz biliyoruz ki Kuzey Kıbrıs’ın yeterli olmasa da demokrasi anlayışı üst akıl rolünü üstlenenler tarafından rahatsız edici bulunuyor.

Dolayısıyla kendilerinden farklı bir yaşam tarzını benimseyenler, kendileri gibi düşünmeyenleri kategorize edip ötekileştiriyorlar. Ve bunu yaparken de akıl almaz ithamlarda bulunuyorlar.

Üzülerek belirtmeliyim ki Kıbrıs’ın kuzeyinde de etki altına aldıkları 15,20 siyasetçi eliyle ülkeye bu anlayışı yerleştirmeye çalışıyorlar..

Ve maalesef bu ilişki biçimini doğru olarak kabul ediyorlar.  Velhasıl 20 Temmuz etkinlikleri içinde akılda kalanlar müjde diye ortaya atılan yeni bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı millet bahçesi ve Meclis binası gibi tamamen gösterişe dayalı insanların hayatına olumlu dokunuş sağlamaktan yoksun bir balon kümesi havaya uçuruldu.

Hoş Milliyet Gazetesinde birkaç gün önce çıkan bir haberde bazı kulis bilgileri yer almış, KKTC’nin ismiyle birlikte Anayasası’nın değiştirileceği, Başkanlık Sistemine geçilebileceği, Maraş’ın askeri statüsünün kaldırılıp sivil iradeye verilmesi ve belli bölgelerin kamu arazilerinin açılışının söz konusu olabileceği yazılmıştı.

Oysaki düzenlenen törenler boyunca yapılan konuşmalardan  anladığım şey bu hamlelerin Türkiye iç siyasetine dönük  MHP’yle ittifakın gerektirdiği şekilde Bahçeli’nin gönlünü hoş tutacak ve Türkiye’deki seçimlere yönelik bir strateji olduğu yönündedir.

Nitekim bugün Türkiye’de iktidar koltuklarını dolduranların ekonomi başta olmak üzere, pandemi süreci, siyaset-mafya iddiaları, dış politikadaki çatışmacı siyaset anlayışından  kaynaklanan sorunlar odağında çoklu bir kriz yaşanıyor.. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın  Recep Tayyip Erdoğan Kıbrıs’ta yeni bir cephe daha açarak adadan ayrıldı.

Diğer Haberler