KıbrısManşet

Baraka Gençlik Tiyatrosundan Dünya Tiyatro Günü kutlaması

Karanlıkta ışıldayanlar oyununun son temsilini gerçekleştiren Baraka gençlik tiyatrosu, Dünya Tiyatro Gününü seyircisiyle birlikte kutladı

Karanlıkta ışıldayanlar oyununun son temsilini gerçekleştiren Baraka gençlik tiyatrosu, Dünya Tiyatro Gününü seyircisiyle birlikte kutladı. Oyun öncesi yapılan konuşmalarda tiyatroyu var eden duyarlı seyircilere, maddi manevi destek veren Baraka Kültür Merkezi Yönetim Kurulu’na ve oyunun dekor, kostüm gibi ihtiyaçlarına gönüllü emekle katkı koyan tiyatro sever Baraka dostlarına teşekkür edildi.

Gençlik tiyatrosu elemanlarından Kenan Çiçek ve Deniz Gezmiş Kurt tarafından, Baraka gençlerinin Dünya Tiyatro Günü bildirisi de sahneden okundu. “Ezberleri bozuyor ve bize dayatılan rolleri kabul etmiyoruz!” başlıklı bildiride Shakespeare ve Brecht’ten de alıntılarla, sanatın ve sanatçının toplumu dönüştürücü işlevi ve gençlerin kültür-sanatla buluşma ihtiyacı üzerinde duruldu. “Bizler, tiyatroya gönül vermiş kişiler olarak ülkemizde ve dünyada eşit, adil ve özgür yaşayacağımız başka bir hayatın mümkün olduğunu biliyor ve sanatımızı bu güzel günlerin hizmetine sunuyoruz” sözlerinin yer aldığı bildiride, Özerk Tiyatro Yasasının ve gençlerin yararlanabileceği açık hava sahneleri ile tiyatro ve kültür binalarının eksikliği de vurgulandı.

Bildirinin tam metni ise şöyle:

“Ezberleri bozuyor ve bize dayatılan rolleri kabul etmiyoruz!”

Tüm dünya bir sahnedir.
Ve bütün insanlar
sadece birer oyuncu…
Girerler ve çıkarlar.
Bir kişi, bir çok rolü birden oynar.

Shakespeare’in de dediği gibi pek çok rolümüz var şu koca sahnede. Ezberlememiz ve oynamamız istenen… Sorgulamadan, itiraz etmeden, değiştirmeden kabullenmemiz beklenen…

Önce kandırılan bir çocuk, ardından yenilikçi fikirleri önemsenmeyen bir genç, sonra emeği sömürülen bir emekçi, hakları ihlal edilen bir vatandaş, doğası bozulan bir insan, en sonunda da tecrübeleri hiçe sayılıp yalnızlığa terk edilen bir ihtiyar rolü biçiliyor bizlere.

Oysa sanat ve sanatçı her şeyden önce sorgulayan ve toplumu ileriye götürmeye çalışandır. Otoriteye, baskıya, dayatmaya itirazı olan; bilimsel ve aydınlık fikirlerini, barış ve kardeşlik istencini, hayata bulaştırmaya çalışandır. “Ben” değil, “biz” diyen, başkasının derdini de sahneye, melodiye, tuvale, kâğıda yansıtandır.

“Tüm sanatlar, sanatların en büyüğü olan yaşam sanatına katkıda bulunmalıdır” diyordu Bertolt Brecht. Bizler de tiyatroya gönül vermiş kişiler olarak ülkemizde ve dünyada eşit, adil ve özgür yaşayacağımız “başka bir hayat”ın mümkün olduğunu biliyor ve sanatımızı bu güzel günlerin hizmetine sunuyoruz.

Ülkemizi yönetenler, başta biz gençlerin sorunları olmak üzere, sorunları çözmek yerine daha da derinleştiriyorlar. Okullarımız dökülürken, arkadaşlarımız çadırlarda eğitim alırken, birileri, hükümetten aldığı yardımlarla zenginliğine zenginlik katıyor mesela.

Hükümetler, yeni tiyatro binaları yapmak veya biz gençlerin yararlanabileceği kültür merkezleri, açık hava sahneleri düzenlemek yerine her krizde, tiyatroyu gözden çıkarıyorlar.

Dahası da var: Yıllardır özerk tiyatro yasası yapmıyorlar. Çünkü tiyatronun eleştirilerinden ve toplumu değiştirme gücünden korkuyorlar. Bunun için bize bir ezber yaptırıp verdikleri rolleri oynamamızı bekliyorlar.

Ama biz, seyirci kalmayan seyircilerimizle birlikte, ezberleri bozuyor ve bize dayatılan rolleri kabul etmiyoruz!

Barış içinde, adaletli ve özgür bir ülke için, bilimsel ve çağdaş bir eğitim için, doğanın ve insanın sömürülmediği güzel bir gelecek için “YAŞASIN TİYATRO” diyoruz!

Tüm tiyatro emekçilerinin ve seyircilerinin 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.

Diğer Haberler