
Serdar Denktaş’ı anlatmaya gerek yok.
Bilen her şeyi biliyor, 30 senedir.
Ama yine de şimdiki durumu konuşmak lazım.
Çünkü, işin şirazesi kaymış.
Hırs mı desem, hesap, kitap mı desem?
Bilinen tek şey entrikalarının yine hortladığı.
Yıllarca entrikaları “hamle” diye satanlar oldu.
Oportünistliği “satranç oyunu” diye yutturanlar oldu.
Ama 30 yıl sonunda ayan beyan ortada her şey.
İlkeler, prensipler, ideolojiler berhava.
Halbuki ne güzeldi “akil adam” rolü.
Ne tatlı bir Yeşilçam draması idi.
Neyse bakalım mı neler yapmış Denktaş?
******
Önce CB adayı oldu.
%30 oyu varmış gibi %5’e çakılınca küstü.
Fikri Ataoğlu’nu düşman belledi.
Elini sıkmadı, merhaba demedi.
DP PM’de ve Ataoğlu’na demediğini bırakmadı.
Sonra naptı?
İstifa dediği DP’den istifa etmedi, ama oğlunu UBP’ye soktu.
Hükümeti “Denktaş kurdu” dedirtmek için büyük efor gösterdi.
Çalışma Bakanı istifa edince olaya balıklama daldı gene.
Evet entrika zamanı gelmişti.
Sebep?
E Bakan olacaktı “akil adam” durumlarında.
*****
Sonrası allem gallem, mansura.
Bir Başbakan edası ile Zaroğlu’na bakan ol dedi.
Arada Saner ile güzel güzel pazarlıklar yaptı.
Çalışma Bakanı da atanamadı bu arada.
Anayasa ihlali başgösterdi.
Ataoğlu rest çekti, Denktaş ellerini ovuşturdu.
Ama boğulan Başbakan Saner oldu.
Peki, Saner acaba bilerek mi boğulma numarası yapıyor?
Ekim kurultayı öncesi seçim oyunu mu bu?
Kurultaysız bir seçim için kaosu mu tetikliyor?
Ha tabi bu arada keçi bıçak derdinde kasap ise yağ.
Halk ekonomik olarak kırılıyor.
Pandemi 3.dalgaya hazırlanıyor.
Ülkeyi yönetenlerin havası ise ortada.
Yazık, çok yazık bu ülkeye.






































