DünyaGenelManşet

Çölde başlayan gizemli hikâye bilimi karıştırdı

Peru’nun kurak Nazca Çölü, bir kez daha dünya kamuoyunun ilgisini üzerine çekti.

Peru’nun kurak Nazca Çölü, bir kez daha dünya kamuoyunun ilgisini üzerine çekti. Gazeteci ve UFO araştırmacısı Jaime Maussan tarafından keşfedilen ve ‘uzaylı mumyaları’ olarak adlandırılan esrarengiz kalıntılar üzerindeki tartışmalar, yeni bilimsel bulgularla yeniden alevlendi.

Nazca Çölü’nün altın renkli topraklarında bulunan bu minyatür bedenler, alışılmışın dışında morfolojik özellikleriyle dikkat çekiyor. Üç parmaklı el ve ayaklar, uzamış kafatası yapısı ve korunaklı pozisyonda mumyalanmış bedenler, bu varlıkların dünya dışı bir yaşam formuna ait olabileceği yönündeki spekülasyonları beraberinde getirdi.

Giderek genişleyen araştırmalar ise mumyaların kökenine ve doğasına dair daha fazla veri ortaya koyarken, bilimsel camiada derin bir fikir ayrılığı da yaratmış durumda.

GERÇEK Mİ YOKSA USTALIKLA KURGULANMIŞ BİR İLLÜZYON MU?

İlk bulgular kamuoyuna sunulduğunda büyük bir heyecan yarattı. Jaime Maussan, bu bedenlerin sadece arkeolojik bir keşif değil, insanlık tarihini yeniden yazabilecek potansiyelde olduğunu öne sürdü. Ancak keşfin hemen ardından çeşitli bilim insanları, cesetlerin sahte olduğunu iddia ederek bilimsel topluluğun ikiye bölünmesine yol açtı.

EN İLGİNÇ OLANI ‘ANTONIO’ ADLI MUMYA

Günümüzde en çok üzerinde durulan örneklerden biri olan Antonio, Meksika Deniz Kuvvetleri Tıbbi Departmanı’nın eski müdürü Dr. José Zalce tarafından detaylı şekilde incelendi.

Antonio’nun kafatasında üç adet simetrik boşluk bulundu. Bu yapılar, insan anatomisine benzerlik gösterse de farklılıklarıyla da dikkat çekiyor. Kafatasında kurumuş doku kalıntıları, belirgin diş yapıları ve iyi korunmuş azı dişleri, Antonio’nun biyolojik bir organizma olduğuna dair ipuçları taşıyor.

Ancak asıl sansasyonel bulgu, Antonio’nun ellerinde tespit edilen bir metal implant oldu. İmplant, alüminyum, bakır, gümüş, kadmiyum ve nadir bir element olan osmiyumdan oluşan karmaşık bir alaşım içeriyor. Bilim insanları, bu tür bir alaşımın günümüz teknolojisiyle dahi üretiminin son derece sofistike bilgi ve teknik gerektirdiğini belirtiyor. Dr. Zalce’ye göre, bu implant, “bir medeniyetin ileri mühendislik ürünü olabilir.”

‘ANTONIO’DA KARACİĞERİNİ DELEREK PARÇALAYAN BİR BIÇAK DARBESİ VAR’

Peru Tabipler Birliği’nin eski başkanı Dr. David Ruiz Vela da Antonio’yu inceleyen kişilerden biri. Dr. Vela, canlının beyin yapısının görülebilen insan benzeri organlara sahip olduğunu belirtiyor.

Ayrıca, Antonio’nun göğsünde bıçak yarası olduğunu, kaburgalarının kırıldığını ve organlarının delindiğini de iddia etti. Dr. Vela yaptığı açıklamada “Sol göğüs kafesinin kaburgalarını kıran, göğsünü, karnını ve karaciğerini delerek içeriden tamamen parçalayan bir bıçak darbesi var” ifadelerini kullandı.

YENİ İKİ MUMYA DAHA: MARIA VE MONTSERRAT KARMAŞIK BİR TABLO SUNUYOR

Maria ve Montserrat ise yaş, cinsiyet ve ölüm koşulları bakımından daha da karmaşık bir tablo sunuyor. Yapılan radyolojik ve morfolojik analizler sonucunda, Maria’nın 35-45 yaşlarında, Montserrat’ın ise 16-25 yaşları arasında olduğu belirlendi. Her iki bedenin de uzun kafatası, üç parmaklı uzuvlar ve iç organ kalıntılarına sahip olması, onları sıradan arkeolojik örneklerin çok ötesine taşıyor.

MARIA’NIN PELVİS BÖLGESİNDE DERİN BİR KESİ VE DERİ ALTINDA MORARMA İZLERİ VAR

Dr. David Ruiz Vela’nın liderliğinde yürütülen adli incelemeler, mumyaların ölümünün doğal nedenlerden kaynaklanmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Maria’nın pelvis bölgesinde derin bir kesi, deri altında morarma izleri ve pençeyi andıran yırtıklar bulundu.

Kuyruk sokumu kemiğinde oluşmuş kırıklar ve deri altı yağ dokusunun kesilerek alınmış olması, bedene yönelik bir müdahaleyi düşündürüyor. Montserrat’ın BT taramalarında ise kürek kemiği ve kaburgalarda çok sayıda kırık tespit edildi. Ölüm anında dik konumda olduğu ve sırtını sert bir yüzeye yasladığı değerlendiriliyor.

Travmatik yaralanmaların hepsinin kısa zaman aralığında veya ölümden hemen sonra oluştuğu düşünülüyor. Bu da olayın bir ritüel ya da bilinçli bir saldırı olabileceği yönünde yorumlanıyor.

‘BİZİM İNCELEDİĞİMİZ NUMUNELER ONLARDAN FARKLI’

Tüm bu iddialara rağmen, karşı cephedeki bilim insanları da sessiz değil. Arkeolog Flavio Estrada, örnekleri analiz eden bağımsız bir uzman. 2024’te yaptığı açıklamada, mumyaların hayvan kemiklerinin modern yapıştırıcılarla birleştirilerek hazırlandığını, bu nedenle “arkeolojik değil, kurgusal” olduklarını söyledi.

“Bunlar uzaylı değil, usta işi oyuncaklar” diyen Estrada, örneklerin yakın dönemde birleştirildiklerini vurguladı. Ancak bu açıklamalar, araştırmacı ve eski Colorado savcısı Joshua McDowell tarafından kesin bir dille reddedildi.

McDowell, “Estrada’nın incelediği mumyalar bizim örneklerle örtüşmüyor. Biz, gerçek, bir zamanlar yaşamış organizmaları analiz ettik” diyerek tartışmaları daha da büyüttü.

TARTIŞMALAR BİTMİYOR

Elde edilen verilerin henüz hakemli dergilerde yayımlanmadığı ve bağımsız araştırmacılar tarafından doğrulanmadığı da belirtilmeli. Yani mevcut iddialar güçlü olsa da bilimsel açıdan kesinleşmiş değil.

Peru’nun kurak topraklarında başlayan bu sıra dışı hikâye, insanlığın en eski meraklarından biri olan “evrende yalnız mıyız?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Bir yanda eldeki fiziksel bulgular, karmaşık metal alaşımlar ve insan benzeri doku yapıları… Diğer yanda ise uzmanlar arasında süren anlaşmazlık, tutarsız raporlar ve sahtecilik iddiaları…

Şu an için tek gerçek, bu mumyaların hem bilimsel hem toplumsal bir tartışmanın merkezinde yer aldığı. Nihai karara ulaşılabilmesi için daha fazla bağımsız analiz, uluslararası iş birliği ve şeffaf bilimsel raporlama gerekiyor.

Diğer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu