GenelKıbrısManşet

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştü

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı kabul ederek görüştü. Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleşen görüşme yaklaşık 1 buçuk saat sürdü. Görüşme sonrası Cumhurbaşkanı Erhürman ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz kısa açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı kabul ederek görüştü. Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleşen görüşme yaklaşık 1 buçuk saat sürdü. Görüşme sonrası Cumhurbaşkanı Erhürman ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz kısa açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Erhürman kabulde yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı sizlere tekrardan ‘hoş geldiniz’ demek istiyorum. Her zaman söylediğimiz gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti ilişkileri başka herhangi iki devlet arasındaki ilişkilere hiçbir şekilde benzemez, benzetilemez. Dolayısıyla, bu görüşmeyi yapabilmek, zaman zaman bir araya gelebilmek bizim için çok önemli. Özellikle Kıbrıs sorunu ile, dış politika ile ilgili konuları Türkiye Cumhuriyeti ile istişare içerisinde yürüteceğimizi seçimden önce de seçimden sonra da her zaman söyledik. Çok mutluyum ki göreve geldiğim günden beri de bu ilişkiler bu şekilde devam ediyor.

Tabii bir görüşme süreci yaşanıyor. Görüşme masası ve müzakere masasını her zaman ayrı tutuyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de görüşü, daha önce yaşanılanlardan bir ders çıkarmaktır. Önceden yaşananların özeti de bizim gözümüzde hep şu oldu: Kıbrıs Türk halkı net olarak, hukuki olarak Kıbrıs adasında eşit egemenlik haklarına sahip olan iki eşit kurucu ortaktan biridir ve bu haklarımızın fiilen sahada ihlal ediliyor olması, bizim tahammül göstereceğimiz bir şey değildir. Ama maalesef son dönemde özellikle AB Dönem Başkanlığı ile birlikte bu konulardaki yaklaşımların daha da kabul edilemez noktalara doğru taşındığını üzülerek görüyoruz. Ama hep şunu da söyledik; bizim açımızdan evet bir görüşme masası vardır. Kıbrıs Türk tarafı tarihi boyunca, hiçbir Cumhurbaşkanı döneminde hiçbir masadan kaçmadı. Türkiye Cumhuriyeti ile istişare içerisinde politikalar yürütüldü. Biz masadayız. Masada olmamız demek de haklarımızdan, menfaatlerimizden, eşit egemenlik haklarımızdan, siyasi eşitliğimizden vazgeçmek anlamına asla gelmez. Ama bunun yanında bir de masa dışında bir dünya vardır. Bu konuda da her zaman Türkiye Cumhuriyeti diplomatik yollarla, Kıbrıs Türk halkının dünya ile ilişkilerini tanzim edilmesinde değerli katkılarda bulundu. Bundan sonra da böyle olacağını biliyorum. Bizlerin sürekli olarak temas halinde çalışmamız son derece önemlidir. Göreve geldiğim günden beri böyle çalışıyor olmaktan çok mutluluk duyuyorum. Bunun böyle devam edeceğine de yürekten inanıyorum. Bu düşüncelerle birlikte tekrardan hoş geldiniz, iyi ki geldiniz diyorum.
Sayın Cumhurbaşkanına, tüm Türkiye Cumhuriyeti halkına sizin aracılığınızla selamlarımı saygılarımı iletmek istiyorum.”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da yaptığı açıklamada şunları belirtti:

“Sizi ve değerli basın mensuplarını saygıyla selamlıyorum. 42. kuruluş yıl dönümü programları çerçevesinde buradaydım. Sizinle o tarihte çok faydalı bir görüşme gerçekleştirmiştik. Bugün tekrardan makamınızda olmaktan büyük memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum. Burada hem sizinle hem Başbakan ve diğer yetkilerle yaptığımız görüşmeler her zaman faydalı oluyor. Sizin de az önce altını çizdiğiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler herhangi iki devlet arasındaki ilişkilerin çok ötesindedir. Çok özel ilişkilerdir. Dolayısıyla biz de bu anlayış içerisinde hareket ediyoruz. Sadece tabii ki devletler arasında değil, toplumlar arasında da kardeşlik bağı, hiçbir şekilde dediğiniz gibi mukayese edilemeyecek ölçeklerdedir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkına da sevgilerimi ve saygılarımı iletmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nden, hükümetimizden ve Türk Milletinden selamlarımızı iletmek istiyorum.

Bir taraftan bahsettiğiniz gibi Kıbrıs davası ile ilgili ortak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir taraftan da KKTC’nin kalkınması ve refahı için elimizden gelen tüm çabayı sarf ediyoruz. Mali İş Birliği programları çerçevesinde birçok projede ortak çalışmalar sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de inşallah bunları artırarak devam ettireceğiz. Bazı projelerimiz bitti, bazıları devam ediyor. Yeni fikirler var tartıştığımız. Burada da sadece kamu yatırımları değil, girişimcilik meselesi üzerine de önümüzdeki dönem daha fazla kafa yormak istiyoruz. Özellikle kadın ve genç girişimciler başta olmak üzere üretimi nasıl geliştirebiliriz, KKTC nasıl daha fazla kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomik yapı inşa eder, bunu da doğrusu çok önemli buluyoruz. Kalkınma gündemi konusunda da her türlü çalışma yapmaya devam edeceğiz. Bugün de hem Sayın Başbakan, hükümet yetkilileriyle hem de iş dünyası ile sivil toplum ile bu anlamda bazı görüşmelerimiz olacak. İnşallah çalışmalarımıza ışık tutan sonuçlar elde etmiş olacağız.

Sizinle de bir araya geldiğimiz ilk günden itibaren yakın diyalog içinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kıbrıs meselesi elbette ortak davamızdır. Türkiye, Anavatan ve Garantör Ülke statüsü ile Kıbrıs ile ilgili her türlü konuyu çok yakından takip ediyor. Buradan sizin makamınızdan bir kez daha ifade etmek istiyorum: Kıbrıs Türkleri hiçbir zaman yalnız değildir. Her zaman kader birliği içinde ortak çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Son dönemlerde özellikle AB Dönem Başkanlığı vesilesiyle Rum kesiminin yaptığı açıklamaları da bir kez daha kınıyorum. Hiçbir şekilde tarihsel geçmişle bugünün gerçekleriyle de örtüşmeyen bu açıklamaların takdirini hem KKTC ada halkı hem de tüm dünya yapmak durumundadır. Biz haklı bir pozisyonda olduğumuzu ve bunu da sonuna kadar her platformda savunmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum. Sizin de dediğiniz gibi KKTC’nin, Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkı tartışılamaz konumdadır. Eşit egemenlik anlayışını içine sindiremeyenlerin, çözümden de bahsetmemeleri gerekir esas itibarıyla. Bu bizim için hakikaten ana bir çerçeve olarak önümüzdedir. Adanın gerçekleri ortadadır. İki ayrı devlet var, iki ayrı halk var. Dolayısıyla bu gerçekleri tanımadan, görmeden, ortaya konan söylemlerin hiçbir geçerliliğinin olmadığını ifade etmek istiyorum. İki ayrı devlet olması iş birliği yapılmayacağı anlamına gelmiyor elbette. Bunun da altını her fırsatta çiziyoruz. Siz de geçtiğimiz günlerde bu konuda önemli bir açıklama yaptınız. En küçük bir iş birliği konusunda adım atmayanların, çok büyük sözler söyleyerek imaj oluşturma çabalarının da boş olduğunu, altı dolu olmayan birtakım propagandalardan ibaret olduğunu ifade etmek isterim. Biz her zaman buna hazırız.

Kıbrıs Barış Harekatı sonrası dönemde adada sağlanan istikrar ortamı, barış ortamı, güven ortamı sadece Türklere değil, Rumlara da büyük bir istikrar getirdi. Yarım asırdır adada çok şükür huzur, istikrar var. Ekonomik gelişme var, refah artışı var, bütün adada yaşayan insanlar için. İçinden geçtiğimiz dönemlerde de özellikle birçok ortak çalışma yapılacak alanlar var. İş birliği yapılacak alanlar var. Buralarda önümüzdeki dönemde adım atılmasını biz de bekliyoruz, temenni ediyoruz. Ama bunlar da bir taraftan bir samimiyet testi tabii ki. Buralarda adımları kimin atmadığı, kimin ne tutum takındığını da tüm dünyanın yakından izlemesinde fayda var diye ifade etmek istiyorum.

Bu çerçevede, tekrar şunu söylemek isterim. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs davası ile ilgili Türkiye Cumhuriyeti olarak her platformda yanınızdayız. Her türlü gücümüzle bu dava bizim ortak davamızdır. Her türlü desteği vermeye, her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz. Bunun da altını bir kez daha çizmek isterim. Dünyanın da zorlu bir dönemden geçtiğini de ifade etmemiz lazım. Hem ekonomide yükselen belirsizlikler ve riskler var hem de jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemdeyiz. Özellikle bu tür dönemlerde çok daha güçlü bir birlik beraberlik sergilemek, çok daha kıymetli önemli bunun da altını çizmek isterim. Maalesef uluslararası kuralların, hukukun zayıfladığı, güç siyasetinin ön plana çıktığı bir dönemdeyiz. Bu dönemde özellikle hem Türkiye olarak biz altını hep çiziyoruz, iç cepheyi güçlendirmek hem de kendi aramızda birlik ruhu içerisinde hareket etmek çok daha önemli kıymetli. Özellikle Rum tarafının adadaki askeri varlığımıza ilişkin söylemlerini hiçbir şekilde kabul etmiyoruz, yok hükmünde sayıyoruz. Kendilerinin tek taraflı olarak birtakım uluslararası çevrelerle adanın ve bölgenin güvenliğini olumsuz etkileyen adımlarını da hep birlikte görmemiz lazım. Bunu yapanların adadaki Türk ve askeri varlığına ilişkin sözleri de hiçbir şekilde hukuki ve siyasi olarak da yok hükmünde görüyoruz doğrusu. Türk askerinin buradaki varlığı sadece KKTC’ye, Kıbrıs Türklerine değil tüm adaya istikrar getirmiştir. Güven getirmiştir. Bundan herkes istifade etmiştir. Önümüzdeki dönemde de temenni ederiz ki ortak hususlarda adımlar atılsın. Bunu da bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Diğer taraftan KKTC’nin son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere, çeşitli platformlarda yine İslam İşbirliği Teşkilatı platformlarında, başka platformlarında daha görünür ve daha aktif hale gelmesi bizleri son derece memnun ediyor. Bunu da desteklemeye devam edeceğiz. Sizlerle birlikte, hükümetle birlikte, her türlü imkanı değerlendirerek KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası alanda çok daha aktif, görünür, tanınır hale gelmesi için her türlü gayreti sarf etmeye devam edeceğiz. Bunun da altını tekrar çizmek istiyorum.
Nazik kabulünüzden, sıcak misafirperverliğinizden dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu vesile ile Kıbrıs Türk halkına sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.”

Diğer Haberler

Başa dön tuşu