Dünya Kadınlar Günü’nde gencecik bir portre: “Naz” ve hayalleri
Girne Amerikan Üniversitesi öğrencisi 18 yaşındaki Elif Naz Durmuş, küçük yaşlardan beri dünyada olup bitenleri anlamaya çalıştığını ve bu nedenle siyasal bilimler alanını seçtiğini söylüyor. Uluslararası projelerde yer alan Durmuş’un en büyük hedefi ise Birleşmiş Milletler bünyesinde görev alarak dünyada adalet ve eşitliğe katkı sağlamak.

Dünya Kadınlar Günü’nde, Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Öğrencisi Elif Naz Durmuş (18), henüz çocukluk çağlarından itibaren farkındalık gelişiminin, sadece bireye özgün; Erdem faktörleri ile nasıl ve çok yönlü gelişebileceğinin ideal örneğini oluşturuyor. “Çok genç bir kadın olarak” Naz, “Küçük yaşlardan beri, ‘Dünya’ adı verilmiş bu gezegende olup bitenleri anlamaya çalışan biriydim. İnsanların, toplumların ve ülkelerin aldığı kararların, hayatları nasıl etkilediğini merak etmek, benim için hep içsel bir dürtü oldu. Bu yüzden, üniversite eğitimi için dal seçme aşamasında; Tüm, bunları analizde kolaylaştıracak; Siyasal bilimler disiplinini seçtim, bu kararı alırken tereddütsüz, ve kendim için çok net bir yol seçtiğimi de hissettim. Açıkçası, bireysel eğitimim açısından ‘kendimi başka alanda’ hayal etmek oldukça zor.” diyor.

GAÜ Haber’in sorularını rafine enerjisinin tüm içtenliğiyle yanıtlayan Elif Naz, “Şu anda, on sekiz yaşındayım ve uluslararası projeleri, aslında daha küçük yaşlardan beri takip ediyorum. Özellikle, on yedi yaşımdan itibaren, bu projelere başvurmak ve aktif olarak içinde yer almak, benim için gerçek bir hedef ve tutku haline geldi. Dünyanın farklı ülkelerinden yaşıtlarımla bir araya gelerek fikir üretmek, ortak sorunlar hakkında konuşmak ve birlikte çözüm aramak, beni her zaman çok etkiledi.” derken, geçtiğimiz aylarda Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nde katıldığı Avrupa Birliği (AB) gençlik projesi ile ilgili olarak edindiği bilgi ve tecrübeleri de şu sözlerle aktardı: “AB amaçlarının çocuklara tanıtımında, projenin yazım ve aktarım süreçlerinde aktif rol almam; Benim için çok önemli bir deneyim oldu. Bana, dünyaya çok daha geniş bir perspektiften bakma fırsatı verdi. Orada, şunu daha iyi anladım: Dünyanın farklı yerlerinde doğmuş, büyümüş olsak da; Aslında, birçok konuda benzer hayaller kuruyoruz.”
Elif Naz röportajda, bu noktada üniversitesinin ve Rektör Prof. Dr. Serdar Yurtsever’in kendisine vermiş olduğu desteğe de teşekkür etti.

KÜLTÜREL BİR “JEAN D’ARC” OLABİLMEK..
Tarihin derinliklerinde, kendisine ilham vermiş önemli karakterler arasında; Cesareti, özgüveni ve ideallerine bağlılığı ile “Savaşçı” olarak tanınan ve çok genç bir kadın olan, Jean D’Arc’a da bir göndermede bulunan Naz, “O ve onun gibiler, ideallerini tereddütsüz gerçekleştirmeye çalıştılar. Seçtikleri yol, çağlarına uygundu. Benim çağımda ise, o cesaret; kültürler arası ilişkilerin, bu gezegenin iyiliğe evrilmesinde kullanılmaya uygun. Başvurduğum ve kayıtlı olduğum birçok uluslararası projeden katılım yanıtı bekliyorum. Amacım, mümkün olduğunca fazla deneyim kazanmak, farklı kültürleri tanımak ve kendimi hem akademik hem de kişisel olarak geliştirebilmek. Ben, bu yolu bir işten çok, hayatımın bir parçası olarak görüyorum. Çünkü, bana göre; dünyayı değiştiren şey, bazen çok büyük adımlar değil; doğru zamanda, doğru yerde söylenen sözler ve verilen, küçük ama anlamlı mücadeleler oluyor. Hayalim, yalnızca başarılı olmak değil; dünyada gerçekten işe yarayan bir şeyler yapabilmek ve arkamda anlamlı bir iz bırakabilmek. İnsanların hayatında küçük de olsa, olumlu bir değişime katkı sağlayabildiğimi bilmek, benim için en büyük motivasyonlardan biri.” İfadeleri ile duygularını seslendirdi.
HEDEF: BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI’NDA GÖREV
Parlak gözlerinin eşliğinde, Naz’ın söyledikleri şu cümleler ile bitti: “Gelecekte, en büyük hedeflerimden biri ise; Birleşmiş Milletler Teşkilatı bünyesinde görev alarak, ülkemi temsil edebilmek. Fakat, bunu sadece bir kariyer hedefi olarak görmüyorum. Asıl istediğim şey, sesi duyulamayan insanların sesi olabilmek. Dünyanın farklı yerlerinde yaşanan sorunların konuşulduğu platformlarda bulunarak, hem ülkemi temsil etmek, hem de adalet ve eşitlik adına katkı sağlayabilmek, benim için çok büyük bir anlam taşıyor. Karşıma çıkabilecek zorlukların farkındayım. Ama, aşmaya hazır olduğumu da hissedebiliyorum. Çünkü, bazen bir insanın kararlılığı, düşündüğünden çok daha fazla şeyi değiştirebilir. Bir kadın olarak; Dünyayı tek başıma değiştirebileceğime inanmıyorum, ama sessiz! dünyada susanlardan biri olmak ta istemiyorum. Yine inanıyorum ki; Bazen bir insanın hikâyesi, başka birçok insanın sesi ve umudu olabilir.”





































