KıbrısManşetSporToplum

Gidişat kümeye

Rumlar 1957 yılında ikinci defa referandumla Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını istiyor. Yine o dönemin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Selim Sarper burada Yunan hükümetinin ilhak isteğinin reddedilmesi istiyor. Selim Sarper Yunanlı fanatiklerin saldırısına uğruyor. Ama burada önemli bir gelişme var. Selim Sarper ilk defa Kıbrıs’ta Türk olduğunu iddia ediyor

“Romantik komünist” yanında “Romantik devrimci” olarak da dillendirilen dünya şairi Nâzım Hikmet; “Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu” demişti bir söyleşisinde. E bizde durum ne durumda durur? Egemenliğin kayıtsız şartsız millette olmadığı bir Kuzey Kıbrıs’ta vatanı kim sattı, kim satın aldı, kim kime peşkeş çekti, kim ulusalcı, kim Rumcu, kim milliyetçi, kim daha çok şehit verdi, kim demokrat, kim daha çok yurtsever, kim daha çok vatansatar veya vatansever, kim daha çok hırsız, kim daha çok ganimetçi, kim daha çok ahlaklı veya ahlaksız, kim daha çok adaleti savunan ve kim daha çok ölümün koca körü belli değil bildik bir kısım çadır tiyatromuzda.

Neyse, toplumsal yazıları içerisinde sportif görüşlere de yer veren devrimci Fidel Castro, geçmişteki bir spor yazısında; “Pan Amerikan Oyunları’nın sonuna geldik, onları özleyeceğim. Küba atletizm ve saha oyunlarında 12 madalya ile birinci oldu. Pan Amerikan Oyunları’nda 97 madalya kazanan ABD’nin ardından, toplamda 59 madalya ile ikinci oldu. Bir başka deyişle, ABD bizim kazandığımız her madalyaya karşılık 1,64 madalya kazandı. Ama ABD’nin Küba’nın 26 katı nüfusu var. Bu hesaba göre, onlar her 3,09 milyon nüfus için bir madalya kazanırken, biz her 195 bin için bir madalya kazandık. 59 Müsabakada Küba Ulusal Marşı’nın hisli notalarını duyduk. Herşeye rağmen” demişti.

İşte, mâlumunuz üzere 1974 müdahalesi; kimine göre “Mutlu Barış Harekâtı”, kimine göre ise “Mutsuz Savaş Harekâtı” diye tanımlanır. Nasıl isterseniz düşünün ancak rahmetli Bülent Ecevit çıkarma öncesi yaptığı son röportajında “Umarım bir müdahale ile karşılaşmayız. Ada’daki Türkler yanında Rumlara da barış götürüyoruz” demişti. Mâlum tarih bilimcilere göre binlerce AKEL’ci Rum da ölüm listesinde vardı. Harekât öncesi şifreli bir şekilde “Ayşe tatile çıkabilir” demişti dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Turhan Güneş. Ayşe Hanım (Ayşe Güneş Ayata) gerçekten de Turan Güneş’in kızı.

Öncesinde? Rumlar 1957 yılında ikinci defa referandumla Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını istiyor. Yine o dönemin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Selim Sarper burada Yunan hükümetinin ilhak isteğinin reddedilmesi istiyor. Selim Sarper Yunanlı fanatiklerin saldırısına uğruyor. Ama burada önemli bir gelişme var. Selim Sarper ilk defa Kıbrıs’ta Türk olduğunu iddia ediyor. Diyor ki: “Kıbrıs’ta çok Türk var ve bu Türklerin sayısı da sizin zannettiğiniz gibi çok az değil. 70 bin civarında Kıbrıs’ta Türk var. Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar yalan söylüyorlar. Tabii ki buna Yunanlılar ve Kıbrıslı Rumlar şiddetle itiraz ediyorlar, yok diyorlar böyle bir şey, yalan söylüyorsunuz” diyor ve bir gazete çıkarıyor. Gazetede bu resim var, bu resim 1951 yılında çekilmiş.

1951 yılında Çetinkaya Türk Spor Kulübü’nün şampiyonluk resmidir. 1951 yılındaki Kıbrıs’ta 11 tane Rum takımı, bir tane Türk takımı var. Bir ulusal lig var. O ligin şampiyonu Çetinkaya Türk Spor Kulübü ve Selim Sarper bu resmi gösteriyor ve “Kıbrıs’ta Türk yok, burada 10 bin kişi var, bu da şampiyonluk kutlayan Kıbrıslı Türkler, siz yalan söylüyorsunuz” diyor. Tabiî Yunanlılar ve Rumlar çok kızıyor. Bu resim de gerçek. Çünkü kendi gazetelerinden alınmış. Yani Kıbrıs Rum gazetelerinden alınmış. Bunun üzerine Yunanistan, Kıbrıslı Rumlar ve Makarios çok sinirlenerek Kıbrıs’a dönüyor ve Çetinkaya’yı ligden atıyorlar. Bizimkiler de bu konuda sportif anlamda çıt çıkarmıyorlar. Neyse, sonuç mu? Çetinkaya’nın formasını ıslatan arkadaşlar bu hikâyeyi iyi benimsesinler zira gidişat kümeye.

Diğer Haberler