
Martin Luther King; 1929 yılında Amerika’da doğan bir fikir adamıydı. En önemlisi de renk ayrımı yapan ırkçı faşistlere savaş açmış bir devrimciydi muhterem. Bizim adamın hikâyesi müthiş; 1 Aralık 1955’te Rosa Parks adlı bir siyahî kadın, Jim Crow Yasaları gereği otobüsteki yerini bir beyaz vatandaşa vermemesi nedeniyle tutuklandı. King bunun üzerine Montogomery Otobüs Boykotunu düzenledi. Bu boykot bir yıldan uzun sürdü ve Martin Luther King’in dikkatleri üstüne çekmesine neden oldu. Bu boykot nedeniyle tutuklandı. Boykot, Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin eyaletler arası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığının sona ermesine kadar sürdü. İşte, bizim adamın hani şu ünlü sözü var ya; “I have a dream (Bir hayalim var)” artık gerçek olmuştu. Bu da kesmedi ve ileriki yıllardaki en önemli kanıtı da Başkan Obama oldu. 2013 yılı itibarıyle yapılan sosyal bir araştırmaya göre Amerika vatandaşlarının yüzde 51’i kendini beyaz hissetmiyor(muş).
İlgili araştırmayı okurken yurdum aklıma geldi. Keşke bizde de benzer bir araştırma yapıldsa da kaç kişi kendini Kıbrıslı hisseder, kaç kişi “Sadece Karpaz eşekleri Kıbrıslıdır” der belli olsa. Neyse uzatmayım, bugünkü esas davamız ‘Bir hayalim var’ faslı.
Yurdumuz sporu ile ilgili bizim de bir hayalimiz var. Bir defa kulüp yönetmek, en az holding yönetmek kadar zor. Kolay değil; para, zaman ve emek isteyen bir süreç. Bir taraftan federasyon, medya ve camia, diğer taraftan ise teknik heyet ve futbolcular ile uğraşmak, uzlaştırmak ve çözümler üretip hedeflenen başarıya ulaşmak çok ama çok zor. Kulüplerimizin şu an büyük bir kısmının sabit gelirleri yok ama aylık ortalama en az 1 milyon TL sabit giderleri var. Cebelleşme kadrosuna bir kısım yönetim kurulu üyesi de dahil olursa başkanın ayvayı yediği an’dır bildik.
İnsanla uğraşmak, onları etkilemek ve sürüklemek, özel amaçlarından uzaklaştırıp top yekün bir amaca yöneltmek dünyanın en eski ve en zor sanatlarından biri.
Hâl böyleyken daha tam olarak keşfedilememiş ve çözümlenememiş insan faktörüne ne demeli? Yaşam biçimleri, değer yargıları, inanç sistemleri, gelenek ve görenekleri farklı bir insan topluluğuyla hedeflere ulaşmak deveye hendek atlatmaktan daha zor değil mi? Bu çağda artık her kulübün finansmanı kadar konuşabildiği bir futbol dünyasında yaşıyoruz. Neyse, sonuç mu? 28 Ağustos 1963 tarihindeki Martin Luther King’in 300 Bin kişi huzurunda ‘ırkçılık’ ile ilgili yaptığı konuşmadaki; “I have a dream”i kadar meşhur olmasa da, sonuçta bizim hayalimiz de bu işte.



































