
Salonda izletilen güvenlik kamerası görüntülerinde Genel Müdür Emir Aras’ın yangının ilk başladığı dakikalarda çıkarak koridora bakması ve sonrasında yaklaşık 1 dakika içerisinde eşyalarını toplayarak ailesiyle koşarak inmesi salonda tepkiye neden oldu. Görüntülerin izletilmesiyle salonda acılı ailelerden, ‘Herkesi kurtarabilirdiniz, katilsiniz’ diye tepkiler yükseldi.
Kartalkaya’da Grand Kartal Otel’deki yangın faciasında eşi ve kızını kaybeden acılı baba Rıfat Doğan, mahkeme salonunda kanser olduğunu açıkladı:
“Bu katliam 78 kişiyle sınırlı kalmadı, o günden bugüne acıya dayanamayan 3 babayı kaybettik. Bu acı benden de kanser olarak çıktı. 2 aydır sizin yüzünüzden kanserle boğuşuyorum”
“ÖPTÜM KOKLADIM AMA O İS KOKUSU HİÇ YAKIŞMAMIŞTI ONLARA”
Yangın sonrasında yaşananları anlatan acılı baba Rıfat Doğan, “Gün boyu neredeyse karım ve kızımı aradım. Otelde her yere baktım. Akşam saat 16.00 civarında Ceren’ime ulaştım. Tabi kendimizi şanslı sayıyoruz artık. Beden bütünlükleri tamdı son kez kokladım, son kez sarıldım. Bir 3 saat sonra Lalin’i buldum. Öptüm kokladım ama o is kokusu hiç yakışmamıştı onlara. Sırf zihnimden gitmemesi için odadan çıkan ayakkabılarını sabah uyandığımda ve gece uyuduğumda is kokusunu unutmamak için kokluyorum. Buz gibi toprağa koyduk onları. Sabahları ayağı üşümesin diye fırında ayakkabısını ısıtıp öyle giydirirdi. Soyumuzu kuruttular. Ölümden korkmuyoruz onlara kavuşacağımız için bize hediye bile olabilir. Bekir Hacıbekiroğlu, bizi tehdit ediyordu ama biz ölümden korkmuyoruz. Şurada gördüğümüz liyakatsiz insanların, dişini geçirebileceği eğitimsiz insanları çalıştırmasından dolayı bu olay meydana geldi” ifadelerine yer verdi.
“OĞLUNUZUN İS KOKAN SAÇLARINI, BUZ GİBİ YÜZÜNÜ ÖPTÜNÜZ MÜ?”
Duruşmada, yangında hayatını kaybeden Ömür Kotan’ın (18) babası psikiyatrist Vahap Ozan Kotan’a söz verildi. Kotan, sanıkların sergilediği oyuna “görmedim, duymadım, bilmiyorum, hatırlamıyorum” ismini verdiğini dile getirerek, “Seri katillerle ilgili diziler görüyorum. Davadan sonra bu ailenin de aynı şekilde dizisinin yapılacağını düşünüyorum. Burada kendilerini kurtarmak için ezberlenmiş yalanlar var. Kadınları kurtaralım, erkeklerin zaten kurtulma şansı yok diye düşünüyorlar. Bu katliamdaki vurdum duymazlık, aç gözlülük nedeniyle sanıklar, kadınlara ‘çocukların annesi’ kimliğine sığınarak kaçmaya çalışıyorlar. Emine hanım 3 torununuz var, sanırım onlara o kadar korkunç bir miras bırakıyorsunuz ki size kalan o otellerden daha korkunç. Şikayetçiyim.” diye konuştu.
Anne psikiyatrist Zeynep Kotan da yaşadıklarından sonra insanlara nasıl merhem olacağını bilmeyen bir hekim olarak şu anda çalışamadığını, sanıklar nedeniyle oğlunun ardından çok sevdiği mesleğini de yitirdiğini ifade etti. Bütün ailesinin yasta olduğunu, hayatının 21 Ocak’ta kaosa döndüğünü belirten Kotan, “Olaydan önce oğlumla 7 dakika konuşmuştuk, o 7 dakika benim hayatımın en değerli hazinesi. (Sanıklara dönerek) Siz oğlunuzun is kokan saçlarını, buz gibi yüzünü öptünüz mü? Ben oğlumun buz gibi bedenini öptüğüm için şanslıyım, bunu yapamayanlar da var. (Tutuklu sanık) Emir, sırıtma, utanç vicdanın izidir, sizde bundan eser yok.” dedi.
“ŞANS ESERİ KURTULDUK”
Yangından şans eseri kurtulduğunu anlatan Yaprak Yeşilada Yalçın yaşadıklarını gözyaşları içinde şöyle anlattı: “21 Ocak gecesi oradaydım. İki canımı kaybettim. Eşimi ve de küçük kızımı kaybettim. Atakan ve Elif Derin Yalçın. Ben büyük kızımla kurtulabildim. Bu büyük bir şans eseri olarak kurtulduk. 8’inci kattaydık. Odamız yamaca bakıyordu. Tesadüf eseri ön tarafa bakan bir odaya gidebildiğimiz için kurtulabildik. Benim küçük kızım ve de eşim bu kadar şanslı değildi. Çünkü göz gözü görmüyordu. Koridorlarda hiçbir işaretleme yoktu. Duman basmıştı, karanlıktı.”






































