GenelGüney KıbrısManşet

Kıbrıs Rum Mahkemesi, kuzeydeki arazilerle ilgili olarak tarihte ilk defa karar açıklıyor

Simon Aykut bazı suçlamaları kabul etmek zorunda kaldı; cezası 24 Ekim’de açıklanacak

Mülkiyet sorununu, uluslararası hukuk yerine iç hukuk konusuna dönüştüren hamle

Simon Aykut bazı suçlamaları kabul etmek zorunda kaldı; cezası 24 Ekim’de açıklanacak

BENZERİ YOK

KKTC’de 1974’ten önce Kıbrıslı Rumlara ait olan gayri mülklerle ilgili olarak bir yılı aşkın süredir gündemde önemli bir yer tutan güneydeki Simon Aykut davası sona geldi. Rum mahkemesi 23 Ekim’de kararını açıklayacak. Bu karar, bir ilk olması bakımından büyük önem taşıyor. 1974’ten beri Kıbrıs sorunu bağlamında ele alınan ve sadece uluslararası hukuk konusu olarak görülen mülkiyet sorunu, ilk kez bir Rum mahkemesinin açıklayacağı kararla Güney Kıbrıs’ın “iç hukuk meselesine” dönüşmüş olacak. Bu durum güneyde “Çığır açacak gelişme” ve “İlk emsal” olarak nitelendiriyor.

ELCİL’İN ARAZİSİ LİSTEDE

Davayı sonuçlanma aşamasına getiren sürpriz gelişme dün yaşandı. Simon Aykut’un avukatlarıyla savcılık, 242 suçlamadan 40’ının kabul edilmesi ve 202’sinin düşürülmesi konusunda uzlaştı. Aykut’un kabul ettiği suçlara 7 yıla kadar hapis cezası verilebiliyor. Fakat cezanın asıl amacının “caydırıcılık” olduğunu belirten avukatlar, Aykut’un yaşı ve sağlık durumu dikkate alınarak daha hafif bir ceza verilmesini talep etti. Aykut’un kabul ettiği suçlamalar, “başkasına ait mülklerde dolandırıcılık” iddiasına dayalı. Savcı Aristides mahkemede okuduğu “suça konu işler” listesinde, Aykut’un sendikacı Şener Elcil’den satın aldığı Tatlısu’daki arazi de yer aldı.

AVUKATIN KONUŞMASI

Aykut’un avukatı Neofitou, müvekkilinin yaşına dikkat çekerek duruşmada şu ifadeleri kullandı: “Torunlarıyla birlikte evde anılar biriktirmesi gerekiyordu ama bir yıldır cezaevinde yargılanıyor. Zor günlerde birikimlerini bulmak için para biriktiren düzenli bir adamdır. Hoşgörünüzü istiyor ve eski dürüst yaşamını kurtarmaya hakkı var. Bu onun pişmanlığını ve samimi özrünü ifade eden bir itiraftır. Mahkeme, bu davada 7 yıla kadar hapis cezası gerektiren bir suçun ciddiyeti ile sanığın şahsı arasında denge kurmalıdır. Ceza hem suça hem de demokrasiye uygun olmalıdır. Hafifletici faktörler ciddiye alınmalıdır.”

Diğer Haberler

Başa dön tuşu