GenelKıbrısManşetSiyaset

Kızılyürek: Kıbrıslı Türkler her şeyiyle AB’ye yönelmeli, ancak bu şekilde oradan alacağı destekle varlığını sürdürebilir. 

Avrupa Parlamentosu üyesi Niyazi Kızılyürek özellikle sol muhalefete seslenerek sadece seçimlere katılarak, KKTC Meclisi’ne girmek için can atarak Kıbrıslı Türklerin özne olmasının mümkün olmadığını, federalist solcu liderliklerin Brüksel’e giderek baskı yapması, ilişki kurması, hak talep etmesi gerektiğini söyledi. 

Avrupa Parlamentosu üyesi Niyazi Kızılyürek özellikle sol muhalefete seslenerek sadece seçimlere katılarak, KKTC Meclisi’ne girmek için can atarak Kıbrıslı Türklerin özne olmasının mümkün olmadığını, federalist solcu liderliklerin Brüksel’e giderek baskı yapması, ilişki kurması, hak talep etmesi gerektiğini söyledi. 

Avrupa Parlamentosu’na seçilen ilk Kıbrıslı Türk parlamenter Niyazi Kızılyürek, “Avrupa Yurttaşı Kıbrıslı Türkler İki Yıldır Avrupa Parlamentosu’nda” başlığıyla düzenlediği basın toplantısında göreve geldiği günden itibaren yaptıkların anlattı. Geri kalan görev süresini Kıbrıslı Türkleri görünür kılmak, taleplerini daha ileri taşımak ve iki toplumun daha da yakınlaşmasını sağlamak için harcayacağını söyledi. 

Kıbrıs’ın kuzeyindeki ortamı değerlendiren Kızılyürek çok önemli tavsiyelerde bulundu. Kızılyürek’in öne çıkan açıklamaları şöyle: 

“Beni en çok endişelendiren kuzeydeki nüfus yapısının sistematik olarak değiştirilmesi, siyasi yaşama doğrudan müdahale edilmesidir. Son seçimlerde bunu en derin boyutuyla gördük. Mustafa Akıncı’nın tolum liderliği koltuğundan indirilmesi için neler yapıldığını gördük. Türkiye’nin müdahalelerini 1950’lerden ele alarak yazmış biriyim ama ilk kez bu defa bu kadar pervasızca yaşandı. Bu şunu anlatıyor: adanın kuzeyinde istediği gibi davranmayı kendine yakıştıran bir T.C. vardır. O devlet ki Kıbrıs’ta 1960’ta garantör sıfatıyla yer aldı ama bir saatten sonra garantörlüğü bıraktı, egemen devlet olmaya geçti. Bu Kıbrıslı Türklerin üzerinde bir egemenlik icrasına dönüştü. Bu asla kabul edilebilir bir siyaset değil. 

“KIBRISLI TÜRKLER HER ŞEYİYLE AB’YE YÖNELMELİ” 

Kıbrıslı Türklerin siyasi özne olarak varlığını sürdürmesi bu koşullarda mümkün değildir. Bu koşullarda sadece seçimlerle de Kıbrıslı Türkler özne olarak kendilerini kurtaramazlar. Bu koşullarda AB’ye yaklaşarak, ittifaklar kurarak, seslerini duyurarak belki ayakta kalırlar. T.C. devleti AB ile ilişki istemiyor. Kıbrıslı Türklerin AB ile ilişki kurmasını istemiyor. Benim seçilmemi dahi böyle görüyorlar, bu toplum oraya yönelebilir diye korkuyorlar. Kıbrıslı Türkler her şeyiyle AB’ye yönelmeli, ancak bu şekilde oradan alacağı destekle varlığını sürdürebilir. 

“GERİ KALAN GÖREV YILLARIMI KIBRISLI TÜRKLERİ GÖRÜNÜR KILMAK İÇİN HARCAYACAĞIM” 

T.C. ile tek taraflı ağır bağımlılık içinde, nüfusun sistematik şekilde değiştirildiği bu ortamda Kıbrıslı Türklerin varlığı için çanlar çalıyor. Bu sesler Brüksel’e kadar duyulduğu halde bazı kesimlerde Lefkoşa’nın kuzeyinde bile duymuyor. Geri kalan iki buçuk görev yılımı Kıbrıslı Türkleri görünür kılmak, taleplerini daha ileri taşımak, iki toplumun yakınlaşmasının önemini daha da ileri taşımak, hatta mevcut koşullarda madem çözüm mümkün değil aşağıdan federalizme yol açacak bir model üzerinden Avrupa Komisyonu’nun devreye girmesini sağlamak için harcayacağım. 

“NEDEN BU GÜNEŞLİ ÜLKEDE YENİLEBİLİR ENERJİ YERİNE DOĞALGAZ İÇİN KAVGA EDİLSİN” 

Umarım Kıbrıslı Türklerden de bu tür talepler gelir. Ortak hastane, ortak sağlık kurumları, yeşil anlaşma çerçevesinde aktarılacak milyarlarla neden enerji alanlarından iş birliği yapılmasın. Neden bu güneşli ülkede yenilebilir enerji yerine doğalgaz için kavga edilsin. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar bu tür talepleri birlikte gündeme getirilerse Avrupa Komisyonu bunu büyük bir heyecanla karşılar. 

Bazı Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerle ile hiçbir şeyi paylaşmak istemiyor, böyle bir zihinsel saplantı var. Bazı Kıbrıslı Türk siyasi güçler de bu yönde hiçbir talepte bulunmak istemiyorlar çünkü iki toplumu bir araya getirecek en ufak bir iş birliği bile istemiyorlar buna tanıklık ediyorum. 

Muhalefet olmak ne demektir? Federalist olmak ne demektir? Milliyetçi Rumlara karşı eleştirel tavır alıp baskı yapmaya, Rum demokratlarla birlikte mücadele etmeye diğer yandan da buradaki ayrılıkçılara karşı aktif tavır almak tek devletlilik olgusunu açıkça söylemek. 

“MUHALEFET ANLAYIŞI YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİ” 

Muhalefet anlayışının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini altını çiziyorum bunları söylerken. En son hangi Kıbrıslı Türk muhalefet lideri Brüksel’de bulunmuştur, hangi temasları yapmıştır. Bu bile kendi başına her şeyi anlatıyor. Ben siyasetçi değilim, iki buçuk yıl görev sürem kaldı. Burada paylaştıklarım içeriden gördüğüm Kıbrıslı Türkleri bekleyen zorluklar ve var olan imkanlardır. Bu imkanları ben sonuna kadar zorlamaya devam edeceğim. 

“KENDİ BAŞINA KKTC MECLİSİNDE OTURMAK HİÇBİR ŞEYE YARAMAZ” 

Seçimler önemlidir ama mevcut koşullarda muhalif kesimlerin siyaset icra etmesi sadece parlamentoya kilitlenmiş olamaz. Bu siyasi mücadelenin sadece bir parçasıdır. Federal Kıbrıs için bir araçtır. Kendi başına KKTC meclisinde oturduğunuz zaman bu hiçbir şeye yaramaz. Oraya girmek için can atıyorsunuz ama AB’ye başınızı çevirip bakmıyorsunuz. Tabii ki seçimlerde en iyi sonucu almak için çaba sarf edilecek ama bunun ne kadar önemli olduğunu da doğru hesaplamak lazım. Bu her şey değildir. Bu Kıbrıslı Türklerin sorunlarını çözecek tek mecra değildir. Bu ortamda Kıbrıslı Türklerin önünü açabilecek, özne olarak ayağa kaldırabilecek bir şeydir ama güneyde de Brüksel’de de AB’de de bu sesin duyulması gerekir. Özellikle bunu sol muhalefete söylüyorum.” 

Diğer Haberler