Milyar dolarlık astroloji aldatmacası
Bazı insanlar kan grubunu bilmese de burcunun ne olduğunu biliyor. Oysa dünyaya geldiğiniz anda doğumunuzu sağlayan sağlık çalışanlarının çekim gücü, milyonlarca kilometre uzaklıktaki bir gök cisminin çekim gücünden çok daha fazla. Ancak astroloji, insanların duygusal boşlularından faydalanarak milyarlarca dolarlık bir ekonomiye hükmediyor. Bugüne kadar yapılmış bilimsel çalışmalar, astrolojinin hiçbir güvenirliği ve tutarlılığının olmadığını gözler önüne serdi. Bu makalemizde astrolojinin hangi duygular nedeniyle yayıldığını ve burç yorumlarının temelsiz olduğunu kanıtlayan bilim deneylerini okuyacaksınız.

İnsanlar tanışırken karşı tarafa yöneltilen ilk sorulardan biri şu oluyor: “Burcun ne?”
Kimi zaman astronomiyle (gök bilimi) karıştırıldığı, çoğu zaman da sonundaki “-loji” ekinden dolayı astrolojinin bilimsel olduğunu sananların sayısı az değil.
Astroloji, gök cisimlerinin ve astronomik fenomenlerin, insan karakteri ve kaderi üzerine etkilerinin olduğu iddiasını taşıyan sözdebilimsel bir uğraş. Astroloji, gök cisimlerinin sadece fiziksel kütleler olarak değil, belirli karakter arketiplerinin sembolleri olduğunu savunur.
Burç konusu eğlence ve sohbet amaçlı görülüyorsa elbette sorun yok. Ancak bir kişinin burcunun, onun karakter özelliklerini yansıtacağını ve gelecekteki seçimlerini belirleyeceğini düşünmek önemli bir yanılgı. Bunun üzerinden ilişki analizleri, potansiyel iş performanslarına dair değerlendirmeler ya da yatırım tahminleri yapılıyor.
Dünya karışık ve karmaşık bir yer. Bu kapitalizmin insanları güvencesizleştiren ve geleceğinden kaygı duyar hale getiren kaotik işleyişle birleşince ortaya astroloji, yani burç yorumcuları için elverişli bir ortam çıkıyor.
Aslında olayın püf noktası da burası. İnsanların duygusal boşluklarından ve arayışlarından faydalanarak kendisine piyasa ekonomisi içinde yer edinmiş bir sektörden bahsediyoruz. Astroloji bugün büyüklüğü milyarlarca doları bulan bir sektöre dönüşmüş durumda.
Allied Market Research’ün raporunda, küresel astroloji pazarı bundan 5 yıl önce yaklaşık 12.8 milyar dolar olarak ölçülmüştü. 2031 yılına kadar, bu değerin yıllık ortalama yüzde 5,7 büyüyerek yaklaşık 23 milyar dolara dayanması bekleniyor.
IBISWorld verileri, ABD’de “Mistik Hizmetler” (Astroloji, Tarot, Medyumlar) pazarının büyüklüğünün 2.2 milyar dolar düzeyinde olduğunu gösteriyor. ABD’lilerin yaklaşık yüzde 15’i bir astroloğa veya medyuma danışmak için düzenli ödeme yapıyor. Kullanıcılar sadece 2019 yılında en çok indirilen 10 astroloji uygulamasına 40 milyon dolar ödedi.
İşte astroloji dediğimizde böyle parayla iç içe bir konudan bahsediyoruz. Peki insanların burçlara ilgi duymasının altında yatan psikolojik nedenler ne? Bu sektör dünya çapında nasıl bu kadar büyüyebildi? Bilim bu konuda ne söylüyor?
FORER-BARNUM ETKİSİ
Burçlara olan toplumsal inancı anlamaya Forer-Barnum Etkisi’nden başlamak yerinde olur.
Psikolog Bertram Forer, 1948 yılında öğrencilerine bir kişilik testi yaptı. Testin ardından öğrencilerine, sanki test sonuçlarına göre hazırlanmış ve kişiye özelmiş gibi analiz kâğıtları dağıttı. Aslında kâğıtların hepsinde aynı şeyler yazıyordu. Forer, öğrencilerine, bu analizlerin kendilerine ne kadar uyumluğu olduğunu 0 ile 5 arasında puanlamalarını istedi.
Öğrencilerin verdikleri puanlar ise inanılmazdı. Puanların ortalaması 4,26’yı buluyordu. Bu Forer’in tamamen uydurarak yaptığı yorumların yüzde 85 düzeyinde “başarılı” olduğu anlamına geliyordu.
Bu deney şunu gösterdi: İnsan, kendisi için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine inanmaya yatkındır. Özellikle de “zeki ve duygusalsınız” gibi olumlu yorumlara…
Forer’in her bir öğrencisi de önlerine konan analizi, kendisini tanımladığını düşündü. Oysa bu, geneli tanımlayan bir içeriğe sahipti. Örneğin bu metinde şöyle cümleler vardı:
- Kendi avantajınıza çevirmediğiniz büyük kapasiteye sahipsiniz.
- Bazen çok dışa dönük, sosyal birisiniz; bazen de sessiz ve çekingen olmayı tercih ediyorsunuz.
- Bazı zamanlarda doğru şeyi yaptığınızdan ve doğru tercihte bulunduğunuzdan emin olamıyorsunuz.
Bunlar kimin için geçerli olmaz ki?
Bu deneye eklenen “Barnum” ismi ise ABD’li sirk sahibi bir iş insanı olan Phineas Taylor Barnum’un “Herkese uyan bir şeylerimiz var!” sözünden geliyor.
Astrolojinin hilesi de tam olarak burada gizli. Hiçbir burç yorumunda kişiye özel, spesifik bir şey yoktur ama okuyanda bu hissi uyandırarak, “Evet böyleyim” dedirtiyor.
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET
Kendini gerçekleştiren kehanet (Self-Fulfilling Prophecy), astrolojinin işe yarıyormuş gibi görünmesini sağlayan fenomenlerden biri.
Mesele özetle şu: Eğer bir şeye inanırsanız ve ona göre davranırsanız, bu ihtimal zamanla gerçeğe dönüşür.
Örneğin burcunuzun özelliklerinden yola çıkarak, kırılgan ve alıngan yapıda olduğunuza kendinizi inandırırsanız, gerçekten öyle olmasanız da öyle davranır ve nihayetinde kırılgan ve alıngan bir kişiliğe dönüşürsünüz.
Diyelim ki astrolojiye inanan biri olarak sabah bir burç yorumu okudunuz: “Yakınlarınızla olan ilişkilerinizde haksızlığa uğrayabilir ve bu nedenle sorunlar yaşayabilirsiniz.” Eğer bu yoruma itibar ediyorsanız, normal davranmaya devam edemezsiniz. Zihniniz hemen tehdit butonuna basar ve savunmacı refleksleriniz ön plana çıkar. Bu şartlanma sizi olduğunuzdan daha gergin ve daha az toleranslı biri haline getirir. Bir şakayı fazla büyütebilir, bir cümleyi yanlış değerlendirebilir ya da bir davranışa gerektiğinden fazla takılabilirsiniz. Zaten bu aşamadan sonra bir tatsızlığın yaşanması an meselesidir ve kriz anı gelip çattığında şöyle dersiniz: “Böyle olacağı belliydi. Burcum bana bunu söylemişti.”
Burçlara güvenen insanlar, “Merkür retrosu”nun elektronik aletleri bozduğuna veya iletişimi kopardığına inanır. Bu inanç beraberinde endişeyi ve dikkatsizliği getirir. Sonuç olarak ya bunun etkisiyle ya da tamamen tesadüf eseri bir şey düşürülüp bir kaza yaşandığında faili bellidir: “Merkür retrosu.”
KONTROL İLLÜZYONU
İnsan zihni belirsizliği sevmez ve tehlikeli bulur. Fakat hayat, özellikle de modern zamanlar, bir yığın belirsizlikle doludur. Ekonomik krizler, sosyal buhranlar, savaşlar ve siyasi baskılar… Bunlar tam bir kaos ortamı yaratır.
İnsan böylesi zamanlarda olan bitene bir anlam yüklemeye daha fazla meyillidir. Süreğen bir belirsizliğin içinde savrulmaktansa sahte de olsa kontrol hissine yönelebilir. Astrolojinin pek çokları tarafından “güvenli bir liman” olarak görülmesinin nedeni de budur.
Araştırmalar, insanların yüksek stres altındayken veya hayatlarında büyük belirsizlikler yaşadıklarında astrolojiye daha çok yöneldiğini gösteriyor.
1982’de Graham Tyson tarafından yapılan bir araştırma, astroloğa danışan kişilerin bunu yıldızlara inandıkları için değil, stresli yaşam olaylarıyla başa çıkmak için bir destek mekanizması olarak kullandıklarını ortaya koymuştu.
DOĞRULAMA ÖN YARGISI
İnsan zihni bazen kendi kendini manipüle edebilir. Şöyle ki, zihnimiz inanç ve düşüncelerimizi onaylayan bilgileri görmeye, onları boşa düşüren bilgileri ise görmezden gelmeye meyillidir.
Bu astrolojinin yaşam kanallarından biridir. Eğer bir akrep burcunun kıskanç olduğuna inanıyorsanız, o kişinin kıskançlık yapmadığı 99 anı unutur, tek bir kıskançlık anını “İşte tam bir Akrep” diyerek işaretlersiniz. Böylece seçici bir analiz yaparak kendi kendinizi manipüle edersiniz.
Psikolog Peter Wason’ın 1960’ta tanımladığı bu bilişsel hata, astrolojik öngörülerin ve kehanetlerin neden “çıkıyormuş” gibi algılandığını açıklar.
AİT OLMA EĞİLİMİ
1970’lerin sonunda Henri Tajfel ve John Turner tarafından ortaya atılan Psikolojide Sosyal Kimlik Teorisi (Social Identity Theory In Psychology), bireylerin benlik kavramlarının bir bölümünü sosyal gruplara üyeliklerinden türettiklerini öne sürer.
İnsanlarda ait olma hissi, doğal bir ihtiyaçtır. Burçlar ise insanlara kendilerini tanımlayabilecekleri hazır künyeler, etiketler verir. Bu da beraberinde suni bir ait olma hissini getirir.
Ben “Koç burcuyum, lider karakterliyim”, “Balık burcuyum ve bu nedenle duygusalım” ya da “Akrep burcu olduğum için çok kıskancım” gibi şeyler söylemek, çoğu kez insanın karmaşık ve tanımlanmakta güçlük çekilebilecek yapısını basit şablonlar haline getirir. Burçlara inancın yaygın olduğu ortamlarda ise sosyal ilişkilerin düzenlenmesini kolaylaştırır.
Tajfel ile Turner’ın teorisi, insanların gruplar üzerinden kendilerini nasıl tanımladıklarını ve bu etiketlerin neden bu kadar cazip olduğunu ortaya koyar.
ASTROLOJİYİ BOŞA DÜŞÜREN ARAŞTIRMALAR
Bertram Forer’ın öğrencilerine yaptığı testin dışında astrolojiye dair başka çalışmalar da yapıldı ve hepsi burçlar üzerinden yapılan yorumların, tahminlerin ve öngörülerin anlamsızlığını kanıtladı. Bunlardan iki tanesini hatırlatalım.
Carlson’ın Çift-Kör Deneyi
Astroloji üzerine yapılmış en ünlü ve prestijli çalışmalardan biri fizikçi Shawn Carlson’ın prestijli bilim dergisi Nature’da yayınlanan Çift-Kör Deneyi’dir.
Carlson, 28 itibar sahibi astroloğun katılımıyla bir test gerçekleştirdi. Astrologlardan, doğum haritalarına bakarak kişilerin psikolojik profillerini (CPI test sonuçları) tahmin etmeleri istendi.
Sonuç astroloji için bir hayal kırıklığıydı. Astrologların başarı oranı, tamamen şansa dayalı tahminlerden, yani rastgele seçimlerden daha yüksek çıkmadı.
Deneyin sonuçları 1985 yılında “A double-blind test of astrology” başlığıyla Nature dergisinin 318’inci sayısında (sayfa 419-425) yayınlandı.
İkizler Araştırması
İkizler deneyi, 2 binden fazla ikiz üzerinden yapıldı. Çalışma, aynı hastanede, dakikalar arayla doğan ve dolayısıyla doğum haritaları neredeyse tıpatıp aynı olan 2101 ikiz üzerinde gerçekleştirildi.
Bilimciler Geoffrey Dean ve Ivan Kelly, 1959’un mart ayında doğan bebeklerin yaşam serüvenleriyle ilgili makalelerini 2003 yılında Journal of Consciousness Studies’te (Bilinç Çalışmaları Dergisi) yayınladı.
Bebekler büyüyüp 11, 16 ve 23 yaşlarına geldiklerinde şu kriterlere göre kıyaslandılar:
- Kişilik Özellikleri: Dışa dönüklük, nevrotiklik (kaygı), uyumluluk.
- Zeka (IQ): Bilişsel yetenekler.
- Fiziksel Özellikler: Boy, kilo, görme yetisi.
- Sosyal Durum: Medeni hal (evli/bekar/boşanmış), meslek seçimi, sanat veya spora yatkınlık.
Burçların dediği doğru olsaydı, bu kişilerin kişilik özelliklerinin ve hayat akışlarının benzer olması gerekirdi ancak böyle olmadı.
70’ten fazla farklı özellik incelendiğinde, bu kişiler arasında, sokaktan rastgele çevrilen iki insanınkinden fazla hiçbir anlamlı benzerlik bulunamadı. Biri çok ünlü bir sanatçı olurken, diğeri muhasebeci olmuştu. Biri 20 yaşında evlenip mutlu olurken, diğeri hiç evlenmemişti. Biri son derece sakinken, diğeri anksiyete bozukluğu yaşıyordu.
Bebeklerin astrolojik haritaları aynı olmasına rağmen hayatları tamamen farklıydı. Bu da karakteri ve kaderi belirleyen şeyin yıldızlar değil; genetik, eğitim ve çevre olduğunu kanıtladı.
ASTROLOGLARIN SAVUNMASI
Tüm bunların astrologların nezdinde bir açıklaması var. Tıpkı hacıyatmaz oyuncağı gibi hiçbir zaman sırtlarının yere gelmediğini düşünüyorlar ve sürekli bir kaçış argümanı bulabiliyorlar. Bunlardan bazılarını maddeler halinde açıklayalım.
- “Özgür İrade” Kartı
İşler sarpa sardığında, “Yıldızlar kaderi belirlemez, sadece eğilimleri gösterir. Siz özgür iradenizle bu etkiyi aştınız veya değiştirdiniz” diyebiliyorlar. Eğer kehanetleri tutsaydı, yıldızların doğruyu gösterdiğini söyleyeceklerdi ancak yanılınca durum insan iradesiyle değişiyor.
- Teknik Hata Suçlaması
Kabahati karşı tarafa yükleme taktiği. Örneğin verilen doğum saatinde 15 dakikalık farklılığın olduğu iddia edilerek “Suç haritada değil, bana verdiğin yanlış bilgide” denilebiliyor. Ya da “yükselenin farklı” yorumu yapılıyor.
- Yorumcu hatası
Sistemi korumak için astroloğu feda etme yöntemi olarak özetlenebilir. “Harita asla yalan söylemez, astrolog yanlış yorumlar” argümanıyla olayın içinden çıkılmaya çalışılıyor. Böylece astrolojiye toz kondurulmadan, hatanın bu karmaşıklığı yeterince iyi analiz edemeyen kişide olduğu öne sürülüyor.
- Yorumu olaya göre değiştirme
Olay gerçekleştikten sonra, yapılan tahminin anlamını olaya uydurma taktiğidir. “Bu ay hayatında büyük bir yıkım ve kayıp olacak” kehaneti ortaya atılır ve daha sonra pek bir şey olmaz. Belki kişinin kullandığı cep telefonunun ekranı çatlar. Astrolog bunun üzerine, “Ben ‘yıkım’ derken maddi bir kaybı kastetmemişti” diyerek kendi kehanetinin tuttuğunu savunur. (Günümüz Türkiye ekonomisinde cep telefonu hasarının “büyük bir yıkım” olduğu ileri sürülebilir)
- Zaman belirsizliği
Tahminin vadesini sonsuza kadar uzatma taktiğidir. Mesela çıkmayan bir kehanet üzerine, “Jüpiter’in döngüleri çok geniştir. Benim bahsettiğim büyük şans hemen yarın kapını çalmayacak. Enerji yeni yeni aktifleşiyor, biraz daha bekle, mutlaka olacak” gibi savunmalar yapılır.
PASİFLEŞEN İRADEYE KARŞI GERÇEKLER
Çok karmaşık ve dolaylı süreçlerin ürünü olsa da dünyada yaşananlar insanlığın eylemlerinin ürünü. Doğa olayları, deprem ve sel gibi felaketler doğrudan insan eylemi olmasa da ortaya çıkan ardıl etkilerde insanın sorumluluğu var. Burçlar ise insan iradesi ile hayatın gerçekliği arasındaki ilişkiyi çoğu durumda belirsizleştiriyor.
1950’lerde psikolog Julian Rotter’in geliştirdiği “Dışsal Kontrol Odağı” (External Locus of Control) kavramı tam olarak bunu anlatıyor. İçsel Kontrol Odağı’nda kişi “Kontrol bende” diye düşünürken Dışsal Kontrol Odağı’nda neden-sonuç ilişkisini dışarıdaki faktörleri baz alarak kuruyor. Astrolojinin anlatısı da buraya oturuyor. Kişi, hayatındaki olumsuzlukları gök cisimlerinin konumuyla açıklama hatasına düşüyor. Bu geçici bir rahatlamaya neden olsa da uzun vadede durumu değiştirmiyor.
Diğer yandan hayat, oldukça zor kararların verilmesi gereken bir serüven. Astroloji insana bu sorumluluktan kaçma lüksü de tanıyor. Tabii sadece görünürde… Kişi, kendi aklıyla risk analizi yapmak yerine, sorumluluğu haritasına devrediyor. “Bu işe girmeli miyim?” diye düşünmek yerine, “Haritam bu ay iş değişikliğini destekliyor mu?” diye soruyor. Sadece burç haritasına göre yorum yapmasa da en azından onu bir değerlendirme kriteri olarak masaya koyabiliyor. Bu da kişileri kendi eylemlerinin sonucu değiştiremeyeceğine inancına sürüklüyor ve pasifleştiriyor.
Psikologlara göre astrolojinin en büyük işlevi, varoluşsal kaygıyı azaltma konusunda kendini gösteriyor. Ancak bu rahatlama, sözünü ettiğimiz pasiflik pahasına kazanılıyor. Geleceğin korkutucu belirsizliğine karşı astroloji, sahte öngörü senaryosu sunuyor.
Yazının başında dediğimiz gibi, eğer merak, sohbet ve eğlence amaçlı kavranıyorsa, astroloji ve burçlar size zarar veremez. Ancak hayatı gökyüzüne bakarak yaşamak ve değişimi uzay boşluğundaki cisimlerin hareketlerinden beklemek 21. yüzyıl insanı için fazla hayalci bir düşünme biçimi. Yapılması gereken, sorumluluk alıp harekete geçmek ve değiştirme iradesi gösterebilmektir




































