<
KıbrısManşet

Pazar günü için korona ve seçim yorumu

Haftanın yedi gecesi meyhane ve parti lokallerinde, köy kahvelerinde bol alkollü seçim muhabbeti yapılan KKTC’de, 11 Ekim’in hesaplarının çok iyi yapılabilmesi için, çok mükemmel kamuoyu yoklamalarına ihtiyaç duyulmaktadır!


Pazar günü için korona ve seçim yorumu

 

Defalarca yazdık, sadece KKTC’de değil, Dünya’nın hemen her ülkesinde sağlık tedbirleri ve ekonomik tedbirler çatışması söz konusudur!

Tedbir neden alınır?

Tabii ki “endişeler” ve “saptamalar” nedeniyle…

Ülkemizde sağlık ya da Koronavirüs salgını endişesi vardır…

Bu bir gerçektir.

-*-*-

Peki bu salgın endişesi nedeniyle Türkiye’den gelecek olanlara 7 gün karantina talebi haklı bir talep midir?

Elbette haklı bir taleptir!

Endişeyi azaltmak için şarttır belki de!

-*-*-

Ama aynı şekilde, 7 gün karantina uygulamasının turizme son darbe olabileceği endişesi de haklı bir endişedir ve bu endişeyi azaltmanın yöntemi de, 7 gün karantina uygulanmamasıdır.

-*-*-

Hükümetin görevi mi?

Hükümetin ama daha çok da Başbakan Ersin Tatar’ın işi hiç de kolay değildir.

 

-*-*-

 

Çünkü kim ne isterse söylesin, her iki taraftan baskı gören kendisidir.

Ve bu baskıları yapanlar arasında, sadece sağlık ya da ekonomik endişesi olanlar değil; siyasi hedefi olanların bulunduğu da ayrı bir gerçektir.

Ve bunun adı fırsatçılıktır.

Ve siyasette bu fırsatçılık, ahlaklı bir tavır değildir ki o da ayrı bir yazı konusu olsun!

-*-*-

Peki Ersin Tatar ne yapacak?

Konuştuğum hükümete yakın çevrelere göre, Başbakan veya Sağlık Bakanı’nın mevcut uygulamaya bağlı bir endişesi yoktur.

Vaka sayısı şu anda çok normaldir.

Başa çıkılmayacak bir salgın beklentisi söz konusu değildir.

-*-*-

Kaldı ki, 25 günde yaklaşık 25 vakanın tümü Türkiye’dendir ve Türkiyeli yetkililer, tümünü tek bir uçakla nakledebileceklerini de belirtmişlerdir.

-*-*-

Pandemi Hastanesi mi?

Üç adet jet krizine imza atan ve toplumun hedefinde olan Merit Grubu patronunun “size Alsancak’taki 40 yataklı otelimi bir yıllığına vereyim” sözü, çok güzlü bir anlaşmayla değerlendirilebilirdir.

Veya dün de yazmıştım, ülke yeni ve bomboş öğrenci yurtları ile doludur.

Pandemi Hastanesi yapmak, zor değildir.

Allah göstermesin savaş çıksa, içinde ameliyathanesi de bulunan askeri sahra hastanesi kurmak, birkaç günlük iştir.

-*-*-

Ancak, bu satırların yazarı dahil olmak üzere, sanırım ülke genelindeki herkes, salgının Dünya’daki artışa benzer şekilde bizde de vaka sayısını artıracağı endişesinde haksız değildir.

-*-*-

Haksız değiliz elbette ama kendi tedbirlerimizi almaktan başka yapacak bir şeyimiz de yoktur.

Bu nedenle tüm Dünya’daki uzmanların birleştiği ortak uyarıyı tekrar etmekte fayda vardır:

“… Kesinlikle maskesiz bir şekilde mağazalara girmeyelim. Hijyene ve sosyal mesafeye mümkün olduğunca dikkat edelim…”

-*-*-

Evet siyaset çok gerildi…

Tam iki buçuk ay sonra cumhurbaşkanı seçmek için sandığa gidilecek.

Ve ne yazık ki, hiçbir parti, seçmen yapısını bilmiyor.

-*-*-

Bu neden önemlidir?

Bazı örneklerle açıklamaya çalışayım…

18 yaşını doldurmuş herkes oy kullanabilecek…

10 Ekim doğumlular oy kullanabilecek.

-*-*-

Bu gençlerin ne istediğiyle alakalı ne bir örgütlenme, ne parti çalışması, ne anket söz konusudur.

Ayasofya mı Ayanapa mı?

Kıbrıslı gençlere bu soruyu sordunuz mu?

Hatta tüm Kıbrıslılara sordunuz mu?

Ayrini veya Aynikolalı kaç seçmenin, Ayasofya’nın ibadete açılıp açılmaması ya da Lefkoşa’daki aynı isimli camide namaz kılınıp kılınmaması, “seçimlerini etkiler”?

-*-*-

Kıbrıs sorunu!

Kıbrıs sorununa TC’nin şu andaki bakışı!

Ve tabii ki adayların bakışları?

Vatandaş bu konuda ne istiyor?

-*-*-

“Efendim, bazı anketlerde bu sorular soruluyor” mu diyeceksiniz?

Kimse kusura bakmasın ama, “parayı ver sana dilediğin sonucu çıkarayım” şeklindeki anketlerle bu iş olmaz!

KKTC’de anket şirketleri ağızlarıyla kuş tutsa, affedersiniz vücut gazları ile tsunami yaratsa, kimsede güven kalmamıştır.

-*-*-

Haliyle kazanmak hatta ikinci tura kalabilmek için, “sağ” diye niteleyebileceğimiz adayların “soldan”; “sol” diye nitelediğimiz adayların ise “sağdan” oy almaları gerekebilir.

Bu açıdan belki de en şanslı aday, UBP’nin adayıdır ama orada da bazı sıkıntılar olduğu ayrı bir gerçektir.

-*-*

Çünkü, elbette Türkiye ile uyumlu çalışmak çok önemlidir hatta belki de elzem ötesidir ama şu anda KKTC’deki “sağ” seçmenin kaçta kaçı, Türkiye’deki “sağ” gidişattan memnundur?

-*-*-

KKTC’de, her ne kadar son birkaç yılda bazı “sağ grup” veya “siyasi partiler”, “Atatürk kimdi, vallahi unuttum?” noktasına gelse de, KKTC seçmeninin, Türkiye’deki “siyasi akışı” onayladığını söyleyecek bir gelişme olmadığını inancındayım.

-*-*-

Kısacası diyeceğim şudur; çok güvenilir, çok kapsamlı, çok belirleyici birden çok anket yapılmazsa; 11 Ekim 2020 tahminleri, herkesi çok şaşırtabilir.

-*-*-

KKTC seçmeninin büyük çoğunluğu, hatta ezici çoğunluğu, siyasi görüşünü onaylasın veya onaylamasın; Türkiye’deki her iktidara, her siyasi partiye saygılıdır.

Bunun için kamuoyu yoklamasına gerek yoktur.

Ama KKTC’deki hiçbir seçmen, “keyfine uymazsa, Türkiye’deki filanca lider veya falanca lider öyle istedi diye hiç oy kullanmamıştır!”…

-*-*-

Haftanın yedi gecesi meyhane ve parti lokallerinde, köy kahvelerinde bol alkollü seçim muhabbeti yapılan KKTC’de, 11 Ekim’in hesaplarının çok iyi yapılabilmesi için, çok mükemmel kamuoyu yoklamalarına ihtiyaç duyulmaktadır!

“Ver parayı al sonucu lay lay lay lom” değil!

Bilmem anlatabildim mi?

İyi pazarlar…

Diğer Haberler