DünyaEkonomiGenelManşet

Petrol piyasasında arz fazlası fiyatları sınırlarken Hürmüz Boğazı’ndaki risk yukarı yönlü baskı oluşturuyor

ABD ile İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırılarının ardından 80 dolar seviyelerini test eden petrol piyasalarında mevcut arz fazlası, fiyatların baskılanmasına neden olurken Hürmüz Boğazı’nda haftalarca sürebilecek bir kesintinin Brent petrolün varil fiyatını 120 dolar seviyesine çıkarabileceği tahmin ediliyor.

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarının ardından 80 dolar seviyelerini test eden petrol piyasalarında mevcut arz fazlası, fiyatların baskılanmasına neden olurken Hürmüz Boğazı’nda haftalarca sürebilecek bir kesintinin Brent petrolün varil fiyatını 120 dolar seviyesine çıkarabileceği tahmin ediliyor.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı saldırıların ardından Orta Doğu genelinde petrol ve doğal gaz tesislerinde ihtiyati kapatmalar yaşanıyor.

Katar’ın devlet enerji şirketi QatarEnergy, iki tesisine yönelik askeri saldırılar nedeniyle sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini durdurduğunu açıklarken Suudi Aramco da tesislerine yönelik bir insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından Aramco rafinerisini önlem amaçlı olarak geçici süreyle kapattı.

Küresel deniz ticareti için stratejik önemdeki Hürmüz Boğazı’nda riskler tırmandı. Boğaz’da sevkiyatın neredeyse durma noktasına gelmesiyle petrol fiyatları 80 dolar seviyelerini test etti.

“Yukarı yönlü riskler kayda değer ve hızla gerçekleşebilir”

Uluslararası veri analitik şirketi Kpler’in Kıdemli Petrol Uzmanı Homayoun Falakshahi, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, petrol piyasasının şimdilik paniğe kapılmadığını, çünkü doğrudan üretim sahaları hedef alınmadığı için yatırımcıların ilk sıçramayı satışla karşılamış olabileceğini ifade etti.

Doğrudan panik yaşanmamasında OPEC+ grubunun nisandan itibaren beklenenden daha fazla üretim artışına gitmesinin de etkili olduğunu anlatan Falakshahi, her ne kadar arz kesintisi riski olsa da üretimin artırılmasının zaten fazla arz bulunan piyasada bu fazlayı daha da büyüttüğünü vurguladı.

Falakshahi, Çin’in de bu tür arz şoklarına karşı tampon oluşturmak amacıyla son yıllarda agresif şekilde büyük stratejik stoklar inşa ettiğine ve gerektiğinde bunları hızla devreye alabileceğine değinerek, “Buna karşılık yukarı yönlü riskler kayda değer ve hızla gerçekleşebilir. Ciddi tehdit altındaki bir İran rejimi ve net bir liderlik eksikliği, çatışmanın haftalarca sürme olasılığını artırıyor. Bu durum, jeopolitik risk priminin yüksek kalmasını ve hem petrol üretimi hem de taşımacılık altyapısına yönelik somut tehditlerin devam etmesini sağlıyor. Sigorta sertifikalarının geri çekilmesiyle fiilen kapanan Hürmüz Boğazı’ndaki durum da bir süre daha sürebilir.” dedi.

Tahminlerinin, çatışmanın haftaları aşmayacağı ve savaş sona erdiğinde veya şiddeti azaldığında risk priminin büyük ölçüde ortadan kalkacağı yönünde olduğunu vurgulayan Falakshahi, “Görece arz fazlası bulunan bir piyasada ki 2026 boyunca arz fazlası tahminimiz günlük yaklaşık 1,7 milyon varil, Brent petrol fiyatının hızla varil başına 60 dolar bandına geri dönmesini bekliyoruz. Baz senaryomuzda fiyatların mart boyunca varil başına 75 dolar civarında kalması, ardından hızlı bir düşüşle sonraki 11 ayda ortalama 65 dolar seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Hürmüz Boğazı haftalarca kapalı kalırsa fiyatlar 120 dolara yükselebilir”

Falakshahi, Hürmüz Boğazı’ndaki kesinti ya da kesinti tehdidinin mevcut petrol fiyat oynaklığında belirleyici rol oynadığını, ABD, İsrail ve İran arasında savaşın başlamasından iki gün sonra Boğaz’daki trafiğin neredeyse tamamen durduğunu ifade etti.

İran’ın 3 gemiye füze fırlattığını ancak trafikteki çöküşün esasen ihtiyati bir nitelik taşıdığını, armatörlerin gönüllü olarak geri çekilirken sigorta primlerinin keskin şekilde yükseldiğini kaydeden Falakshahi, şöyle devam etti:

“Bundan sonraki aşama, ABD ve İsrail güçlerinin İran’ın füze rampalarını, insansız hava aracı stoklarını ve üst düzey liderliğini ne kadar hızlı etkisiz hale getireceğine bağlı. İran’ın tam kapsamlı fiziksel bir abluka sürdürebilecek deniz kapasitesi bulunmuyor, donanması zayıf ve füze stokları sınırlı ve hızla tükeniyor. Ancak Tahran’ın kalıcı bir ablukaya ihtiyacı yok. Güvenilir tehditler dahi geçişleri baskılamak için yeterli. İşlevsel bir liderlik yapısı sürdüğü sürece İran’ın stratejisi, son yıllarda Husilerin izlediği modele benzer olabilir: Sürekli tırmanış gerektirmeden ticari trafiği fiilen donduran aralıklı saldırılar.”

Falakshahi, ABD’nin askeri üstünlüğü göz önüne alındığında İran’ın operasyonel kapasitesinin büyük bölümünün önümüzdeki günlerde etkisiz hale getirilmesinin muhtemel olduğunu belirterek, “Bu durum akışların kademeli olarak toparlanmasını sağlayabilir, ancak normalleşme hemen gerçekleşmeyecektir. Askeri tehdit azalsa bile, armatörler temkinli davranmayı sürdürecektir. İran’ın bölgesel altyapıya yönelik saldırıları genişlettikçe Körfez ülkelerinin müdahaleye daha açık destek vermesi ve Tahran’ın stratejik izolasyonunun hızlanması da olası. Bununla birlikte, çatışma uzar ve Hürmüz Boğazı haftalarca kapalı kalırsa fiyatlar Boğaz yeniden açılana kadar 120 dolar seviyesine doğru yükselebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu