
GIYNIK ÖZEL
Devletin verdiği koçanla hareket edenler özgürlüklerini kaybederken, işlerini ve geçimlerini de yitiriyor
Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, mülkiyetle ilgili tutuklamalar nedeniyle ağır mağduriyet yaşayan kişilerin KKTC ve Türkiye’ye karşı dava açabileceği yönündeki iddiaları değerlendirdi: “hesap vermesi gereken Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’dir.”
ÖZGÜRLÜKLERİ TEHDİT ALTINDA, HAYATLARI ALTÜST OLDU
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kuzeydeki taşınmazlarla ilgili yürüttüğü tutuklama süreçleri, yalnızca inşaat ve emlak sektörünü değil, bu süreçlerden etkilenen insanların işlerini, ailelerini ve geleceklerini de sarsıyor. Devletin verdiği tapu ve izinlere güvenerek hareket eden, KKTC mevzuatı çerçevesinde işlem yaptığını savunan kişiler, tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kalırken ciddi maddi ve manevi kayıplar yaşıyor. Bu kişilerin kendi ülkelerinde dahi işlerini kaybedebildiği, geçim kaynaklarının darbe aldığı ve aile yaşamlarının ağır biçimde etkilendiği belirtiliyor. Yaşanan mağduriyetler nedeniyle KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı dava açılabileceği yönündeki iddialar da gündeme geldi. Uluslararası ilişkiler uzmanı ve Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay’a göre ise asıl hesap vermesi gereken taraf, tutuklama adımlarını atan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi.
“KENDİ DEVLETİNİN VERDİĞİ TAPUYA SAHİP ÇIKILMADI”
Özersay, yaşananların en ağır boyutlarından birinin, insanların bu süreçte yalnız bırakılması olduğunu vurguladı. Halkın Partisi olarak geçmişte beş ayrı bölgede konferanslar düzenleyerek Meclis’in toplanması, oy birliğiyle karar alınması ve karşı tedbirlerin hayata geçirilmesi çağrısında bulunduklarını hatırlatan Özersay, kapsamlı bir diplomasi seferberliği başlatılmadığını savundu. Taşınmaz Mal Komisyonu’nun güçlendirilmesi, uluslararası girişimlerin artırılması ve Türkiye’nin daha etkin bir tutum alması gerektiğini belirten Özersay, hükümet ortaklarının ve ana muhalefetin vatandaşların haklarını korumak için yeterli adım atmadığını söyledi. Özersay’a göre mesele yalnızca sektörün uğradığı ekonomik zarar değil; insanların özgürlüğü, güvenliği ve huzurunun tehlikeye girmesi.
MAĞDURİYET BÜYÜYOR, KARŞI TEDBİR BEKLENİYOR
Özersay, Kıbrıslı Rumların mülkiyet haklarını reddetmeden Kıbrıslı Türklerin de hak sahibi olduğunun savunulması gerektiğini belirterek Taşınmaz Mal Komisyonu’nun bu çerçevede bir çözüm mekanizması sunduğunu ifade etti. Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere ait malların da sahiplerinin rızası alınmadan kullanıldığını, ticari gelir elde edildiğini ve bu konuda eşdeğer bir mekanizma bulunmadığını kaydetti. Rum liderle diyaloğun sürdürülmesine karşı olmadığını söyleyen Özersay, tutuklamalar devam ederken yeni iş birlikleri ve geçiş kolaylıkları konuşulmasının çelişkili olduğunu dile getirdi. Özersay bu hükümetten hiçbir beklentisinin olmadığını bugüne kadar adım atmayan hükümet ortakları ve ana muhalefetin ölü taklidi yaptığını ve zaten hiçbir etkisi olmadığını yeni dönemde bu konuda kararlı adımlar atma yönünde siyasi irade ortaya koyacaklarını vurguladı.








































