GenelKıbrısManşetSiyaset

Samimi iseler çözerler

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile ortak basın toplantısında Kıbrıs sorununa değindi

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile ortak basın toplantısında Kıbrıs sorununa değindi

Erdoğan Yunanistan ile aramızda çözemeyeceğim bir sorun yok diyerek Kıbrıs’ta BM kararları zemininde adil ve kalıcı bir çözüm arzuladıklarını dile getirdi..

Elbette bütün bunlar için diplomasi yürütülmesi gerekiyor ve elbette diplomasinin yürütülmesi için de diyalog kurulması kaçınılmazdır. Dolayısıyla bu diyaloğun önündeki engelleri aşmak lazım her şeyden önce. Türkiye ve Yunanistan bu konuda gerçekten samimi iseler Kıbrıs sorunu diye bir sorun ortada kalmaz. Türkiye’nin Kıbrıs’ın Kuzey yarısında hakimiyetini malum, aynı etkinin Yunanistan için Kıbrıs’ın Güney yarısında da var olduğunu söylemek zor.Nitekim Güney Kıbrıs’taki egemenlerin Kuzey Kıbrıs’taki egemenlere nazaran daha etkin bir duruşa sahip oldukları bir gerçek. Dolayısıyla Kıbrıs’ta varılacak bir çözümün kilit açıcısı Türkiye Cumhuriyetidir. İşte tam da bu nedenle Türkiye’nin bu konuda atacağı adımlar büyük öneme sahiptir.. Türkiye asırlık bir hariciye tecrübesine sahip bir ülkedir. Ve Türkiye diplomasinin uluslararası ilişkilerde diyalog kurmadan yapılamayacağını çok iyi biliyor. O halde bunun Kıbrıs için de geçerli bir neden olduğunun farkındadır. Ve fakat her ne halden ise Kuzey Kıbrıs’ta kurgulanan alt yönetim mekanizmalarında gerçekçi olmayan şartlar öne çıkararak diyalog kurulmasının önünü kesmektedir. Velhasıl Kıbrıs sorunu özelinde KKTC otoritesinin Türkiye’den habersiz onaysız bir adım atması asla ve asla mümkün değildir.

Peki Türkiye Yunanistan yakınlaşması ile birlikte Türkiye’nin Kıbrıs politikası daha gerçekçi bir hal alır mı? Elbette bu mümkün.

Eğer bundan sonraki süreçte Türkiye ikibinli yılların başında olduğu gibi kazan kazan üzerine bir strateji belirlerse dış politikasında hiç kuşku yok ki bundan Kıbrıs sorunu da nasibini alacak.. Peki ya Türkiye’nin son tahlilde Kıbrıs politikasında ortaya koyduğu 40 yıl öncesine ait tezleri savunan KKTC otoritesi içindeki yetkili erkin bundan sonraki süreçlerde tam zıt argümanlar savunması mümkün olacak mı?

Bekleyip görelim…

Diğer Haberler