GenelKıbrısManşetSpor

Sen de herkes gibisin

Son Fener-Cimbom maçı için nâçizane görüşüm ne mi?

Son Fener-Cimbom maçı için nâçizane görüşüm ne mi? Maça değil de maç sonu kutlamaya, eğlenceye, şan-şöhrete, pirimlere odaklanırsanız neydi olacağı sayın seyirciler. Futbol ciddi bir iştir ve de oynanmamış maç kazanılmamış maçtır. Neyse, Mehmet Şükrü Saracoğlu; Fenerbahçe eski başkanı, aynı zamanda da dönemin sağlam otokratik TC Başbakanı. Yıl 1942, Fener takımı başkent deplasmanında. Oğlu ve kayınbiraderi maça gitmek istiyor. Saracoğlu son derece sert ve de ters adammış. Çekiniyorlar ve anneye söylüyorlar. Anne de Başbakan’a; “Çocukları al maça götür Şükrü Bey” şeklinde konuyu kendisine iletiyor. O da “Pekâlâ” deyip makam aracını çağırıyor ve hep birlikte stada geliyorlar. Oğul ve kayınbirader gayet havalı ve de gurumlu bir şekilde makam arabasındayken, protokol tribününde maç izleme arifesinde stada geliyorlar. Şükrü Başkan stada girer girmez şoföre; “Şurda dur” diyor. Duruyorlar. Başbakan cüzdanını çıkarıyor ve oğluna para uzatıp; “Gişe orada, gidin biletinizi alın” diyor. Kıpkırmızı kesilmiş oğul ve kayınbirader biraz buruk, biraz da şaşkın bir şekilde arabadan inerken, Şürü Bey; “Hade hade, yok öyle avanta. Fenerbahçe’nin sokağa atılacak bir kuruşu dâhi yoktur” diyor. Aynı manzaraya ilişkin benzer senaryoyu dönemin Çetinkaya Başkanı Rahmetli Urcan Vangöl’de de görmüştük. Urcan Başkan da kapı aralığından girmek isteyen birkaç yakını ve akrabasını yanına çağırmış ve sinirli bir şekilde dişlerini sıkma ve gıcırdatma eşliğinde aynı söylemi gerçekleştirmişti. Bizde Beleş Tepe yok ama bir hayli beleşçi var. “N’apalım, bu ekonomik krizde kiminin parası, kiminin de duası” diyen kulüpler çoktan iflas bayrağını çektiler. Ey seyirci, keşke kulübünün hakem parasına katkıda bulunsaydın. Gerçi sen de haklısın bu ekonomik krizde kader utansın. Ya kaderine razı ol, ya da maça gelme mi? “E sen gelmezsen nicedir hâlimiz diyen” yöneticiler olacaktır. Olabilir! E sizin de “Hem ağlan, hem de futbola yatırım yapan be sir” deme hakkınız pek tabiî var. Olan? Olan artık futbolcu bebelere oluyur. Bu gariplerim de çorba parasına futbol oynama alışkanlığı vûkû bulmuş. Eskiden böyle miydi? “Futbolcumuz” dendi mi akan sular dururdu! İş istihdamı en önemli imkândı bildik. Zaten devlete kapağı attınız mı geleceği garanti altına attınız demekti. Şimdilerde? Birçok futbolcumuz tahsilli işsiz ve de yakın gelecekte açlık sınırında (asgari ücret) yaşamaya mahkum olavcaklar maalesef. Eski ün kalmadı artık; Baba Fevzi, Galliga, Zihni, Arap Erdoğan, Defteralı, Sevim Ağabey, Rifat, Enver Emin ve nicelerine duyulan sevgi bağı ve farkındalıK artık namümkün. Dünya şairi adaş ne demişti? E daha n’desin; “Gönlümle baş başa düşündüm demin; Artık bir sihirsiz nefes gibisin, şimdi tâ içinde bomboş kalbimin, akisleri sönen bir ses gibisin… Mâziye karışıp sevda yeminim, bir anda unuttum seni, eminim kalbimde kalbine yok bile kinim, bence artık sen de herkes gibisin…” dedi ya Nâzım, işte tam da bu durum günümüz futbolcular için de geçerli.

 

Diğer Haberler