KıbrısManşet

“Seyahati kısıtlamak, turizm ve üniversitelerden vazgeçmek demektir”

Çavuşoğlu, seyahat kısıtlamasına gidilmesinin ülkemiz üniversitelerinden ve turizm sektöründen vazgeçmek anlamına geldiğini söyledi.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu, seyahat kısıtlamasına gidilmesinin ülkemiz üniversitelerinden ve turizm sektöründen vazgeçmek anlamına geldiğini söyledi.

Sağlığın kendileri için de birinci tercih olduğunu ama ekonomiyi de düşünmek zorunda olduklarını belirten Çavuşoğlu, “Turizm ve öğrenci demek, seyahat demek, eğer bir ülkeye seyahat yoksa, turizm nasıl olacak, üniversite öğrencisi nasıl gidip gelecek? Siz ‘karantina’ diyorsanız, seyahati sınırlıyorsanız, demek ki bu alanlardan vazgeçtiniz demektir. Böyle bir lüksümüz var mı?” diye konuştu

Haber Kıbrıs WEB TV’de Ali Baturay’ın “Markaj” programına konuşan ve ‘Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nin, Türkiye’den gelecek kişiler için tavsiye ettiği “7 gün karantina” konusuna değinen Nazım Çavuşoğlu, halkta ve ülkeye gelecek olan insanlarda paniğe yol açacak bu gibi düşüncelerin, bakanlar kurulundan ya da sorumluluğu olan kişilerden onaylatmadan basına verilmemesi gerektiğini vurguladı.

“YÜKSEKÖĞRETİMDEN VE TURİZMDEN VAZGEÇME LÜKSÜMÜZ YOK”

Nazım Çavuşoğlu, konu ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Turizm ve öğrenci demek, seyahat demek, eğer bir ülkeye seyahat yoksa, turizm nasıl olacak, üniversite öğrencisi nasıl gidip gelecek? Siz ‘karantina’ diyorsanız, seyahati sınırlıyorsanız, demek ki bu alanlardan vazgeçtiniz demektir. Böyle bir lüksümüz varsa, benim için sıkıntı yok. Ben de güvenli bir coğrafya, uzun yaşayan, sağlıklı yaşayan insanlar istiyorum, benim için de sağlık birinci tercihtir.

Ancak herkesin yürüttüğü görevde bazı sorumlulukları var. Bilim kurulunda, komitesinde bir doktor olsam ben de risk almamak adına böyle bir şey söyleyebilirim ama şimdi eğitim bakanıyım ve bilim insanlarının, hekimlerimizin söylediklerini dikkate almakla birlikte bunun ekonomiye zararlarını nasıl durdurulabileceğiyle ilgili yorum yapmak zorundayım.”

“ÖĞRENCİLERE TAM DA TERCİH ZAMANI, ‘7 GÜN KARANTİNA’ DERSEK, BİZİ TERCİH ETMEZLER”

“Düşünün ki yükseköğretimde 15 günü, yani 3 haftayı bulmayacak bir süre içerisinde bütün dünyadan tercih almak zorundasınız. En büyük tedarikçilerimizden biri de ÖSYM ile Türkiye’den gelecek öğrencilerin tercih yapma zamanı. Siz derseniz ki ‘Bu 15 gün içerisinde eğer Türkiye’den Kıbrıs’a gelecekseniz ben sizi karantinaya alacağım ve ne olacağı da belli değil, belki 14 gün yaparım ansızın.’ Bunu bakanlar kurulundan ya da sorumluluğu olan kişilerden onaylatmadan basına verirsiniz. Siz öğrenci olsanız KKTC’yi tercih eder misiniz?

Ya da siz İstanbul’dan buraya çift PCR ile geliyorsunuz. Bilet de pahalıdır ama siz ‘Kıbrıs gözümde tüter gelmek isterim’ dersiniz, buna rağmen geleceksiniz. Ansızdan size 7 gün karantina koyduklarını görürseniz gelir misiniz? Siz bileti de yakar ve gelmezsiniz.”

“ALDIĞIMIZ KARARLARIN EKONOMİK YANSIMALARINI DA DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ”

“Dolayısıyla bu tür kararlar, ‘sağlık önceliklidir’ ilkesinden hareket ederek alınmakla birlikte ekonomik yansımaları hesaplanmalıdır. Bu tavsiye kararlarını alanlar, ekonomik yansımalarından sorumlu olan insanlarla görüşmelidir.

Biz Eğitim Bakanlığı olarak, göreve geldiğim günden beri üniversite alanımızın yaşaması için elimizden geleni yapmaktayız. Göreve geldikten sonra birçok olumsuzluğu bertaraf ettik. Başta bozulan ilişkilerden dolayı denklik sorunları yaşanması olmak üzere birçok sorun vardı ve bunları bir mutabakat zaptıyla aştık. Biz üniversitelerin önünü açmak için dünyada haksız yere oluşturulan algımızı ortadan kaldırmak adına üniversitelerimizin ‘üniversite adası Kıbrıs’ konseptinden ayrıldık, ‘Öğrenci dostu ada’ konseptine geçmeye çalışıyoruz. Üniversite öğrencilerimize birçok indirimler ve avantajlar sağlayan bir kart hazırladık, içinde de 500 TL koyduk.

1 Eylül’den itibaren öğrencileri bir tek PCR ile ülkeye alacağız. Öğrencileri rahatlatmak için açıklama yaparken, bu taraftan hükümetle istişare edilmeden ortaya ‘7 gün karantina” diye bir açıklama çıkıyor.”

“HER ALANDA AHENKLİ OLMALIYIZ, DAĞINIKLIK BİZİ ARZULADIĞIMIZ NOKTAYA ULAŞTIRMAZ”

“Ben inanırım ki devletler ahenkli kalkınır. Eğer dağınıklık olursa siz hedeflediğiniz noktaya ulaşamazsınız. Ulaşamadığınız zaman da mutsuz olursunuz. Tüm toplum kalkınırsa, hep beraber kalkınırsak mutlu oluruz. Biz sağlıklı yaşamak istemiyor muyuz, biz risk altına girmek mi istiyoruz? Ancak ekonomiyi de düşünmek zorundayız. Kaldı ki Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre 80 bin öğrencinin biri bile hastanede semptom göstererek, tedavi altına alınmamıştır. Ne gelen öğrencilerde ne de burada yaşayan öğrencilerde vaka yok.

Üniversitelerimizi ve tüm paydaşlarını; marketçimizi, esnafımızı, emlakçımızı koruyalım. Devlet memuru işini yapar maaşını alır, kesintisini de alır ama kepenklerini kapayan insanlar ne yapacak? Bu ülkede dükkanlarını açamayan insanlar da var. Onları da düşünmek lazım. Sağlık önceliğimiz ama kontrollü bir şekilde ekonomiyi de korumalıyız.

1 Temmuz’da uçakların ülkeye gelmesini istediğimizde birçok insan bunu eleştirdi. Birçok insan ‘endişeliyiz’ dedi, içinde bulunsunlar daha sonra çıkacak bir sorunda üzerlerinde günah bulunmasın diye endişelerini ortaya koyan birçok kelime kullandılar. Biz de endişeliyiz, endişesiz insan mı olur? Siz bu toplumu yönetmek için görev almışsınız, almış olduğunuz kararın risklerini birebir hesaplıyorsunuz ama nasıl yansıyacağınızı bilemezsiniz. Endişesiz mi olursunuz? Tabii ki endişelerimiz var.

Hükümette herkes bu sorumluğun bilincindedir, herkes endişeli olduğu gibi biz de endişeliyiz ama ekonomik olarak da endişeliyiz. Yani her anlamda endişeliyiz, dolayısıyla pandemi sürecini her anlamda ele almak zorundayız.”

Diğer Haberler