Trump’ın ‘otizm yapıyor’ dediği ilaç hakkında bilinenler
ABD Başkanı Donald Trump ve Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr., uzun süredir tartışma konusu olan otizmin olası nedenlerine ilişkin beklenen raporu yayımladı. New York Times ise hem ilacı hem de otizm vakalarına yönelik geniş çaplı bir inceleme yazısı yayınladı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr., yıllardır gündemlerinde olan otizmin olası nedenlerine ilişkin beklenen raporu açıkladı. Son 25 yılda ABD’de otizm teşhisleri büyük oranda arttı.
Uzmanlar, bu artışın en azından kısmen farkındalığın yükselmesi ve bozukluğun tanımının kademeli olarak genişletilmesiyle ilişkili olduğunu söylüyor. Ancak Trump ve Kennedy uzun süredir aşıların rol oynayabileceğini öne sürüyordu. Bu teori, onlarca bilimsel çalışmayla çürütüldü.
Yeni raporda ise başka bir risk faktörü gündeme geldi; hamilelik sırasında kullanılan yaygın ağrı kesici Tylenol’un (parasetamol) etken maddesi asetaminofen. Bu olası bağlantı da yıllardır araştırılıyor, ancak kanıtlar kesin değil.
Otizm nedir?
Resmi adıyla otizm spektrum bozukluğu; sosyal ve iletişim sorunları, tekrarlayıcı davranışlar ve düşünce kalıplarından oluşan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Semptomların şiddeti hafiften çok ağır bozukluklara kadar değişebiliyor. Bazı çocuklar yalnızca sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanırken, ağır vakalardaki çocuklar konuşamayabiliyor veya tuvaleti yardımsız kullanamayabiliyor.
Otizmi teşhis edecek bir kan testi ya da beyin taraması bulunmuyor; tanı, klinisyenlerin gözlemlerine ve ebeveynlerin aktardıklarına dayanıyor.
Genetik olabilir mi?
Otizmle bağlantılı yüzlerce gen bulundu ancak bilim insanları bunun yalnızca genetik değil, genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir birleşiminden kaynaklandığını söylüyor.
Boston Üniversitesi’nden psikolog Helen Tager-Flusberg, “30 yıl önce genetikçilerin otizm riskine katkıda bulunan belki 6 ila 10 genin söz konusu olabileceğine dair iyimser olduklarını hatırlıyorum. Şimdi biliyoruz ki bu sayı yüzlerle ifade ediliyor” dedi.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), otizme katkıda bulunabilecek risk faktörleri üzerine geniş çaplı araştırmalar yürüttü. Hava kirliliği, toksik kimyasallara maruz kalma ve hamilelik sırasında geçirilen viral enfeksiyonlar dahil çok sayıda etken incelendi.
Bazı araştırmalar, ileri yaşta anne-baba olanların bebeklerinde riskin daha yüksek olabileceğini öne sürüyor. Diğer çalışmalar, prematüre doğum ya da düşük doğum ağırlığının da durumla bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.
Parasetamol hakkında neler biliniyor?
Bilim insanları, Tylenol ve diğer ağrı kesicilerin etken maddesi olan parasetamolü 10 yılı aşkın süredir inceliyor. Bazı çalışmalar, hamilelikte parasetamol kullanan kadınların çocuklarında nörogelişimsel bozukluk riskinin arttığını buldu. Ancak genetik gibi diğer faktörleri kontrol etmeye çalışan araştırmalar herhangi bir bağlantı göstermedi.
Geçen ağustosta Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu ve Icahn Tıp Fakültesi araştırmacıları, hamilelikte parasetamol kullanımı üzerine yapılmış 46 çalışmayı inceledi. Sekiz çalışma özellikle otizme odaklanıyordu.
Yeni veri sunulmayan bu incelemede, parasetamol kullanımı ile otizm ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu arasında bağlantı bulunduğu belirtildi. Ancak bu, ilacın doğrudan otizme neden olduğu anlamına gelmiyordu.
Araştırmacılar, Tylenol kullanan kadınların sağlık sorunları veya genetik yapıları bakımından kullanmayanlardan farklı olabileceğine dikkat çekti.
2024’te İsveç’te 2,5 milyon çocuğu kapsayan bir çalışmada ise aynı anneden doğan kardeşler karşılaştırıldığında parasetamol ile nörogelişimsel bozukluklar arasındaki ilişkinin ortadan kalktığı görüldü.
Doktorlar ne diyor?
Söz konusu makalenin ardından Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Koleji danışmanı Dr. Nathaniel DeNicola, bulguların doktorların hamile hastalara yönelik tavsiyelerini değiştirmediğini söyledi ve ekledi:
‘Çalışmanın vardığı sonuç, Tylenol’ün en düşük dozda ve en seyrek aralıklarla kullanılması gerektiği yönünde. Bu da halihazırda uygulanan standart bakımla tamamen örtüşüyor’
Aşılarla ilgili neler biliniyor?
Aşıların otizme yol açabileceği iddiası, 1990’ların sonlarında İngiliz araştırmacı Andrew Wakefield’ın 12 çocuk üzerinde yaptığı ve kızamık-kabakulak-kızamıkçık aşısıyla otizmi ilişkilendiren çalışmayla gündeme geldi.
Bu tez, sonraki yıllarda Danimarka’daki tüm çocukları kapsayan araştırmalar da dahil olmak üzere birçok geniş çaplı çalışmayla çürütüldü. Aşı türleri, içerikleri ya da çocukluk aşı takviminin zamanlaması fark etmeksizin otizmle bağlantı bulunmadı.
Wakefield’in 1990’lardaki makalesi 2010’da geri çekildi ve doktorluk lisansı iptal edildi.
Neden bu kadar çok teşhis konuyor?
Bugün ABD’de her 31 çocuktan 1’ine otizm teşhisi konuyor. Bu oran 2000 yılında 150’de 1’di. Artış, otizmin tanım ve teşhis kriterlerinin yıllar içinde genişlemesiyle açıklanıyor.
Otizm, Amerikan Psikiyatri Derneği’nin 1980’de yayımlanan DSM-III kitabında ilk kez yer aldı. 1987’deki revizyonda, belirtileri daha geç yaşta ortaya çıkan çocuklar da kapsama alındı. Tanı kriterleri 6’dan 16’ya çıkarıldı ve bunların yalnızca yarısının karşılanması teşhis için yeterli görüldü.
1994’te yayımlanan dördüncü DSM, Asperger sendromunu da otizm spektrumuna dahil etti. Bu, daha hafif bozuklukları ve ortalama hatta üstün zekaya sahip bireyleri de kapsama soktu.
2013’te yayımlanan DSM-5 ise otizmi, Asperger sendromunu ve PDD-NOS (yaygın gelişimsel bozukluk-başka türlü adlandırılmamış) tanılarını tek çatı altında topladı. Ayrıca otizm ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğunun birlikte teşhis edilmesine izin verdi.
CDC verilerine göre 2000–2016 arasında ağır entelektüel engel ve ciddi dil bozukluğu barındıran derin otizm teşhisleri hafif artış gösterdi; diğer otizm teşhislerinde ise keskin bir yükseliş görüldü.
1990’larda okullarda özel hizmetlerin yaygınlaşması, ailelerin çocukları için teşhis aramasına teşvik oldu. Pediatristlerin 18 ve 24 aylık bebekler için evrensel tarama tavsiyesi de erken teşhisi artırdı.
Son yıllarda sosyal medyada otizm üzerine yapılan tartışmaların ve videoların artması da teşhislerin yükselişinde etkili oldu.
TikTok ve YouTube’da otizmle ilgili videolar milyarlarca kez izlendi. Reddit gibi platformlardaki paylaşımlar da insanların topluluk ve kimlik bulmasına katkı sağladı.






































