Trump’tan güç doktrini
New York Times’a verdiği röportajda başkanlık yetkilerinin sınırlarını yeniden tanımlayan Donald Trump, geleneksel ahlaki değerlerin liderlikte bir "zayıflık" olduğunu savunarak, devlet yönetiminde adaletten ziyade mutlak güce odaklanan yeni dönem stratejisini ilan etti.

New York Times’a verdiği röportajda başkanlık yetkilerinin sınırlarını yeniden tanımlayan Donald Trump, geleneksel ahlaki değerlerin liderlikte bir “zayıflık” olduğunu savunarak, devlet yönetiminde adaletten ziyade mutlak güce odaklanan yeni dönem stratejisini ilan etti.
Başkan Donald Trump’ın New York Times gazetesine verdiği kapsamlı söyleşi, Amerikan demokrasisinin temel taşları olan denetleme ve dengeleme mekanizmalarına yönelik en sert meydan okumalardan biri oldu. Röportajda güç ve ahlak arasındaki ilişkiyi değerlendiren Trump, bir liderin asli sorumluluğunun soyut etik kurallara uymak değil, ne pahasına olursa olsun ülkesini galibiyete taşımak olduğunu vurguladı. Geleneksel diplomasi ve hukuk normlarını “küreselci prangalar” olarak niteleyen Trump, yönetim anlayışında merhametin yerini sarsılmaz bir kararlılığın alması gerektiğini açıkça ifade etti.
Kendi otoritesini engelleyen bürokratik yapıları ve uluslararası kurumları tasfiye etme sürecini savunan Trump, 66 kuruluştan çekilme kararını ve Venezuela’daki agresif enerji operasyonlarını bu “güç odaklı” vizyonun bir parçası olarak görüyor. Adalet Bakanlığı’nın bağımsızlığına dair eleştirileri reddeden Başkan, yargı ve yürütmenin doğrudan halkın iradesini temsil eden başkanlık makamına hizmet etmesi gerektiğini savundu. Bu söyleşi, Trump’ın ikinci döneminde hukukun üstünlüğü yerine gücün üstünlüğüne dayalı, merkeziyetçi bir yönetim modelini tamamen benimsediğini ve Washington’daki yerleşik düzeni kökten sarsmaya devam edeceğini bir kez daha gösterdi.




































