Venezuela’ya düzenlenen hava saldırısına yönelik dünyadan açıklamalar geliyor
3 Ocak 2026 tarihli ABD operasyonu, uluslararası arenada derin bir çatlağa yol açarak farklı kutuplardan sert ve endişeli tepkiler aldı. İlk ve en sert tepki beklendiği üzere ABD'nin küresel rakiplerinden ve Venezuela'nın müttefiklerinden geldi.

3 Ocak 2026 tarihli ABD operasyonu, uluslararası arenada derin bir çatlağa yol açarak farklı kutuplardan sert ve endişeli tepkiler aldı. İlk ve en sert tepki beklendiği üzere ABD’nin küresel rakiplerinden ve Venezuela’nın müttefiklerinden geldi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı doğrudan “silahlı saldırganlık” olarak nitelendirip uluslararası hukukun çiğnendiğini savunurken, Washington yönetimini bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçladı.
Benzer bir tutum sergileyen Çin yönetimi, egemenlik haklarına vurgu yaparak ABD’nin tek taraflı askeri eylemlerine ve zorbalığına karşı olduklarını bildirdi. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ise daha sert bir üslup kullanarak operasyonu “kriminal bir saldırı” ve “devlet terörü” olarak tanımladı, İran da bu koroya katılarak saldırıyı Venezuela’nın egemenliğinin ağır bir ihlali olarak kınadı.
Latin Amerika hattında ise öfke ile birlikte savaşın yayılması korkusu hakim oldu. Venezuela’nın komşusu Kolombiya’nın Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, tek taraflı askeri eylemleri reddettiklerini belirterek sivil halkın güvenliğinden endişe duyduğunu ifade etti ve Birleşmiş Milletler’i acil toplantıya çağırdı. Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ve Meksika lideri Claudia Sheinbaum da benzer endişeleri paylaşarak, askeri müdahalenin insani bir felakete yol açabileceği uyarısında bulundu ve krizin çözümü için diyalog yolunun terk edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Batı dünyası ve uluslararası kuruluşlar ise daha temkinli bir duruş sergiledi. Avrupa Birliği, tırmanan gerilimden duyduğu endişeyi dile getirerek tarafları itidalli olmaya davet ederken, olay Birleşmiş Milletler koridorlarına da taşındı. Hem Venezuela hem de Kolombiya’nın talebi üzerine gözler BM Güvenlik Konseyi’ne çevrilirken, uluslararası toplum bu ani gelişmenin küresel bir krize dönüşüp dönüşmeyeceğini endişeyle takip etmeye başladı.





































