Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında “enerji restleşmesi”
Rum Yönetimi ile Yunanistan arasında diplomatik fay hattı çatladı. Güney Kıbrıs, Atina’yı baskı ve şantajla suçlarken, Girit-Kıbrıs-İsrail elektrik bağlantısı projesi askıya alınma tehlikesiyle karşı karşıya. Gerginliğin merkezinde Türkiye ve bölgedeki jeopolitik gerçekler yer alıyor.

ÖZEL HABER
Rum Yönetimi ile Yunanistan arasında diplomatik fay hattı çatladı. Güney Kıbrıs, Atina’yı baskı ve şantajla suçlarken, Girit-Kıbrıs-İsrail elektrik bağlantısı projesi askıya alınma tehlikesiyle karşı karşıya. Gerginliğin merkezinde Türkiye ve bölgedeki jeopolitik gerçekler yer alıyor.
Doğu Akdeniz’de enerji merkezli gerilim bu kez iki müttefiki karşı karşıya getirdi. Güney Kıbrıs ve Yunanistan, Girit-Güney Kıbrıs-İsrail hattında kurulması planlanan elektrik bağlantısı projesinde ciddi anlaşmazlık yaşıyor. Yunanistan tarafı, projenin hayata geçebilmesi için Türkiye’nin onayının kaçınılmaz olduğu mesajını Rum yönetimine iletti. Aynı zamanda, Yunanistan Elektrik İdaresi, Rum kesiminin projeye dair ödemesi gereken 25 milyon dolarlık katkıyı talep etti. Bu durum, Rum liderliğini çileden çıkardı.
“BASKI VE ŞANTAJLA YÜRÜYEMEYİZ”
Rum lider Nikos Hristodulides, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’e telefon açarak açıkça tepki gösterdi. Atina’nın elektrik kurumu üzerinden Lefkoşa’ya mali baskı kurduğunu ve bunun “bir tür şantaja dönüştüğünü” ifade eden Hristodulides, “Proje ilerlemiyorsa, bizden ödeme beklenemez. Bu bizim hatamız değil” dedi. Alpha News’in haberine göre, Rum lider, Miçotakis’e şu ifadelerle çıkış yaptı: “Bu böyle devam edemez. Yunanistan elektrik kurumuna geri adım atmasını söyleyin. Baskı ve şantaj altında karar alamayız.” Hristodulides, Yunanistan’ın tutumunu “korkakça” olarak nitelendirdi.
RUM MEDYASI MİÇOTAKİS’İ HEDEF ALDI
Rum medyasında Atina’ya yönelik tepkiler sertleşti. Miçotakis’in “Rumlara hesap vermesi” gerektiği yönünde yorumlar yayınlandı. Bazı köşe yazılarında “Miçotakis’e had bildirilmeli” başlıkları kullanıldı. Bu dil, Rum-Yunan hattında alışılmadık derecede gerilimli bir atmosferin doğduğunu gösteriyor.
“TÜRKİYE OLMADAN BU PROJE YÜRÜTÜLEMEZ”
Yunanistan’ın temel gerekçesine göre proje Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor ve Ankara’nın onayı olmadan teknik olarak ilerlemesi mümkün değil. Miçotakis’in bu noktadaki uyarısı, sadece diplomatik değil, stratejik bir gerçekliğe dayanıyor. Rum tarafı ise bu argümanı “geri adım” olarak yorumluyor. Hristodulides, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliğinin artmasından duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirirken, sürecin tıkanmasını “Türkiye’nin bölgedeki mutlak egemenliğine” bağladı.






































