
Zeki Çeler’den Elexus Davasına İlişkin Açıklama
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, Elexus Otelin arazisine ilişkin olarak güneyde açılan davanın, Rumların Taşınmaz Mal Komisyonunu devre dışında tutma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti.
Zeki Çeler, GIYNIK Gazetesinin bugün manşetten duyurduğu Elexus davasına ilişkin açıklama yayınladı.
Çözüme ulaşamamanın en çok Kıbrıslı Türklere zarar verdiğini vurgulayan Çeler, “Kıbrıs sorunuyla ilelebet yaşanabileceğini zanneden siyaset anlayışı her açıdan çuvallamaya devam ediyor” ifadesini kullandı.
Zeki Çeler’in açıklaması şöyle:
“Kıbrıs sorunuyla ilelebet yaşanabileceğini zanneden siyaset anlayışı her açıdan çuvallamaya devam ediyor.
Hep söylediğimiz gibi çözümsüzlük en çok Kıbrıslı Türklere zarar veriyor. Üstelik bu zarar zaman ilerledikçe daha da katmerleniyor.
Kıbrıs sorununa bağlı olarak giderek daha büyük probleme dönüşen mülkiyet meselesi, öyle anlaşılıyor ki güneydeki stratejinin bir parçası olarak stratejik sektörlerin tümüne zarar verecek şekilde planlanıyor.
Önce müteahhitler, ardından emlakçılar derken şimdi de oteller hukuki kıskaca alınmaya başladı. Çatalköy’deki Vakıf arazisi üzerine kurulu Elexus’a karşı Rum mahkemesinde dava açılması bunun güçlü bir göstergesidir.
HAFİFE ALINAMAZ
Elexus davasını, güneydeki bir mahkemede açıldığı için hafife almaya yönelenler büyük bir hata yapar.
Rum tarafının amacının bu tür davalarla Taşınmaz Mal Komisyonunu devre dışına itmek ve kendi hukukunu referans alan yeni bir AİHM yolu döşemek olduğunu artık herkes anlamalıdır.
New York’ta gerçekleştirilen son 5’li toplantıda iki koca günü itiş kakışla harcayan ve en basit güven artırıcı önlemler konusunda bile uzlaşamayan aklın bu Ada’nın geleceğine, zarardan başka verebileceği bir şey yoktur.
Elexus davası, New York’ta çözümsüzlüğü savunmakla övünen ve hiçbir şey elde edememenin boş gururuyla ülkeye dönen Cumhurbaşkanını bir kez daha gerçeklerle yüzleştirmiş olmalıydı. Fakat ne yazık ki bu zihniyetin gerçeklerle bağı çoktan kopmuş durumdadır.
Rum tarafı çözüme odaklanmak yerine davalar yoluyla çözümsüzlükten nemalanmaya devam ederken, çözümden köşe bucak kaçmayı marifet sayan bu anlayıştan derhal kurtulmak gerektiği çok açıktır.”






































