
Eğitimdeki kalite sorunu, toplumun farklı görüş ve inanca mensup tüm ailelerinin ortak derdi olmayı sürdürüyor
SORUN LİSTESİ KABARIK
Sınıflar kalabalık
Öğretmen kadrosu eksik
Boş ders sayısı fazla
Okullar depreme dayanıklı değil
Pek çok çocuk hâlâ konteyner sınıflarda
Tam gün programı sorunlu
Güvenlik görevlisi yok
Öğrenciler öğleden sonraları sahipsiz
Laboratuvar sayısı yetersiz
HERKESİN SORUNU
Ülkede son haftalarda tansiyonun yükselmesine ve farklı kesimleri karşı karşıya getiren başörtüsü tartışması gündemi meşgul etmeyi sürdürürken, dün eylem yapan sendika, kamuoyunun dikkatini eğitimin gerçek sorunlarına çekmeye çalıştı. KTOEÖS tarafından okul önlerinde düzenlenen eylemde hem laik eğitimden taviz verilmeyeceği vurgulandı hem de eğitimde yaşanan sorunların çözümü için yetkililere çağrı yapıldı. Tüm okullarda okunan bildiri, daha sonra Meclis’te gerçekleştirilen toplantıda Başbakan Ünal Üstel’e takdim edildi. Bildiride, devlet okullarındaki fiziki koşulların yetersizliği ve eğitimde kaliteyi düşüren sorunlar sıralandı.
TÜZÜK YİNE GÜNDEM
KTOEÖS’ün sıraladığı sorunlar, eğitimdeki gerçek problemlere işaret ederken, son günlerin ateşli tartışma konusu başörtüsü meselesi gündemi kaplamaya devam ediyor. Başörtüsünü serbest bırakan, ardından geri çekilen Disiplin Tüzüğü dün bir kez daha ele alındı. Meclis’te buluşan iktidar ve muhalefet partileri ile öğretmen sendikaları ve Barolar Birliği, tüzüğü ikinci kez görüştü. Öğretmen sendikaları 50’ye yakın örgütün destek verdiği bir metni ileterek toplantıdan erken ayrıldı. Barolar Birliği de masaya yazılı olarak tarafsız ve bilimsel bir komite önerisi ile geldi.
CTP İMZA VERMEDİ
KTOEÖS ve KTÖS’ün Başbakan’a sunduğu metne çok sayıda siyasi parti ve örgüt imza atarak destek sağladı. TDP, Bağımsızlık Yolu, YKP ve BKP tarafından imzalanan metne ana muhalefet CTP’nin destek vermemesi dikkatlerden kaçmadı. Laik ve bilimsel eğitimin, anayasal ve evrensel bir hak olduğu vurgulanan metinde, “anayasal düzeni zorlayarak, laik eğitim savunucusu öğretmenleri ve öğretmen sendikalarını hedef haline getiren çevrelerin, toplumda kutuplaşmayı ve çatışmayı körükledikleri” belirtildi ve YDP kastedilerek, süreci “hükümet ortağı bir siyasi partinin yönlendirdiği” görüşü dile getirildi.






































