
ÖZEL HABER
Kuzey Kıbrıs’ta altı haftalık hamile bir kadının ve doktorunun tutuklanması, tartışmaları da beraberinde getirdi. Barolar Birliği İnsan Hakları Komitesi Başkanı Avukat Aslı Murat, yaşananların hem hukuka hem de kadınların üreme haklarına aykırı olduğunu söyledi. Mevcut yasaya göre evli kadınların kürtaj yaptırabilmesi için hala eş rızası aranıyor. Murat’a göre bu düzenleme, kadının kendi bedeni üzerinde karar verme hakkını ortadan kaldırıyor. Murat, gazetemize yaptığı açıklamada bu hükmün uluslararası insan hakları belgelerinde açıkça ayrımcılık olarak tanımlandığını vurguladı.
“ŞİDDETİ VE TRAVMAYI DERİNLEŞTİRİYOR”
Aslı Murat, bu yasal şartın özellikle şiddet mağduru kadınlar açısından büyük bir sorun yarattığına dikkat çekti. “Eşi tarafından cinsel şiddete, hatta tecavüze uğrayan bir kadın, istemediği gebeliği sonlandırmak istese bile yasa ‘eş rızası’ arıyor. Bu yaklaşım, şiddeti ve travmayı derinleştiriyor; kadınları korumak yerine onları yeniden mağdur ediyor” dedi.
“YASAL SÜRE DÜNYA STANDARTLARININ GERİSİNDE”
Kuzey Kıbrıs’ta yasal kürtaj süresinin 10 hafta ile sınırlı olduğunu hatırlatan Murat, bunun birçok Avrupa ülkesine kıyasla oldukça kısa olduğunu belirtti. “12 ila 24 hafta arasında değişen süreler söz konusu. Kadının kararını sağlıklı biçimde verebilmesi için daha uzun bir süre tanınmalı,” ifadelerini kullandı.
Murat, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre güvensiz kürtajın önlenebilir kadın ölümlerinin başlıca nedenlerinden biri olduğunu anımsattı. “Biz ise kadınları güvenli sağlık hizmetine ulaştırmak yerine cezalandırıyoruz, doktorlarını da aynı kefeye koyuyoruz. Bu, yaşam hakkının ihlalidir” dedi. Kamu hizmeti olarak sunulmayan kürtaj uygulamasının sosyoekonomik eşitsizliği de büyüttüğünü kaydeden Murat, “Parası olan özel hastaneye gidebiliyor, olmayan ise yasa dışı ve riskli yöntemlere mahkum oluyor. Bu tablo hukuk ve insan hakları açısından kabul edilemez” dedi.






































