
Birine “Nasılsın?” diye sorup cevabını gerçekten dinlediğimiz en son zamanı hatırlıyor muyuz?
Son yıllarda her şey hızlandı. Sohbetler bile “hızlı tüketim” haline geldi. Söz sırası bize gelsin diye beklerken, karşımızdakinin ne söylediğini değil; biz ne cevap vereceğimizi düşünüyoruz. Sanki konuşmak, dinlemekten daha değerliymiş gibi…
Oysa insan, anlatıldığında değil anlaşıldığında iyileşir. Ve anlaşılmanın yolu da dinlemekten geçer.
Neden Dinlemiyoruz?
Psikolojide “aktif dinleme” diye bir kavram vardır.
Sadece söylenen kelimeleri değil, duyguları da duymayı içerir.
Ama günümüz insanı, hem zihinsel olarak yorgun hem de sürekli uyarana maruz kalıyor.
Telefon bildirimleri, günlük stres, mesajlar, sosyal medya…
Bu kadar gürültü arasında birinin sözünü, duygusunu duymak artık neredeyse lüks.
Ülkemiz gibi küçük toplumlarda ise bir başka dinleme biçimi var:
Herkes birbirinin hikayesini “duyuyor”, ama az kişi gerçekten “dinliyor”.
Çünkü dinlemek, bazen sadece susmak değil; yargısızca orada kalmayı gerektiriyor.
Ve biz çoğu zaman sessiz kalmaktan korkuyoruz.
Sessizlikte kendi duygularımızla da yüzleşmemiz gerekir, oysa bundan kaçıyoruz.
Dinlenmemek Nasıl Hissettirir?
Birçok danışanım aynı cümleyi kurar: “Kimse beni gerçekten dinlemiyor.”
Bu cümle, yalnızlığın en derin hâlidir.
Dinlenmediğimizde, fark edilmediğimizde, yavaş yavaş içimize çekiliriz.
Bir süre sonra da “anlatsam da anlamayacaklar” diyerek sessizleşiriz.
Bu durum sadece bireyleri değil, toplumları da uzaklaştırır.
Eşler birbirini dinlemediğinde ilişkiler kopar.
Anne-baba çocuğunu dinlemediğinde güven duygusu zedelenir.
Yöneticiler çalışanlarını dinlemediğinde iş yerinde tükenmişlik artar.
Dinlememek, yavaş ilerleyen ama güçlü bir yalnızlaştırma sürecidir.
Nasıl Daha İyi Dinleyebiliriz?
1. Cevap vermek için değil, anlamak için dinle.
Karşındakinin cümlesini bitirmeden düşünme; sadece dinle.
2. Telefonu bir kenara bırak.
Dikkat, sevgiyle aynı yerde bulunur. Dikkatini veremediğin birini seviyorum diyemezsin.
3. Empati kur.
“Ben olsam ne hissederdim?” sorusunu sessizce kendine sor.
4. Sessizliği korkulacak bir şey gibi görme.
Bazen bir bakış, bir baş sallayış bile dinlemenin en etkili hâlidir.
Bizler, kahve köşelerinde, deniz kenarında oturup saatlerce konuşan bir toplumuz aslında.
Ama o sohbetlerin ne kadarı birbirini duymaya, ne kadarı anlatmaya dayanıyor?
Bazen biri konuşurken, diğerinin gözleri telefonda; bazen de aynı sofrada herkes kendi düşüncesinde.
Belki de yeniden o “yavaş” sohbetlere, içten kahkahalara, “nasılsın?”ın samimiyetine dönmemiz gerekiyor.
Dinlemek, çok kıymetli bir armağandır.
Birini gerçekten dinlediğinde, ona “Sen varsın, seni önemsiyorum” demiş olursun.
Ve belki de bu küçük farkındalık, bir insanın gününü, hatta hayatını değiştirir.
Çünkü bazen tek ihtiyaç, birinin sessizce “buradayım” demesidir.






































