EkonomiGenelGüney KıbrısManşet

Kıbrıslı Türklerin Güney Kıbrıs’ta kalan taşınmazlarına yoğun ilgi var

Taşınmazların kiralanmasına yönelik yeni yasal düzenleme kapsamında açılan ilanlara başvurular beklentileri aştı

Taşınmazların kiralanmasına yönelik yeni yasal düzenleme kapsamında açılan ilanlara başvurular beklentileri aştı

Kıbrıslı Türklerin taşınmazlara yönelik ilgi bunların ekonomik ve ticari cazibesini de ortaya koyuyor

TALEP YOĞUN

Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere ait taşınmazların kiralanmasına yönelik yeni yasal düzenleme kapsamında açılan ilanlara başvuruların beklenenin çok üzerinde olduğu bildirildi. İlk veriler, Kıbrıs Türk mülkiyetlerine yönelik talebin özellikle merkezi ve turistik bölgelerde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Haravgi gazetesi, Kıbrıs Türk Taşınmazları İdaresi’nin yeni yasa çerçevesinde Ekim ayında ilk kez ilana çıktığını ve Kıbrıslı Türklere ait 21 konut için 518 başvuru yapıldığını yazdı. Aynı dönemde 33 iş yeri için ise 226 başvuru alındığı belirtildi. Gazeteye göre, söz konusu başvuru sayıları, uygulamanın henüz ilk aşamasında olmasına rağmen yüksek bir talep baskısı oluştuğunu gösteriyor.

İLGİ ÇEKEN YERLER

Yasa uyarınca her üç ayda bir yeni ilan açılması gerektiğini hatırlatan Haravgi, bu nedenle 2 Ocak’ta 22 konut, 8 iş yeri, 25 iş yeri niteliğinde açık alan ve 12 tarımsal arazinin 2 Şubat itibarıyla kiralanması için ilan verildiğini yazdı. Bu çeşitlilik, yalnızca konut ihtiyacına değil; ticari ve tarımsal kullanıma yönelik talebin de arttığını ortaya koyuyor. Gazete, özellikle Lefkoşa surlar içi, Makenzi, Piyale Paşa ve Artemidos Meydanı gibi değeri yüksek bölgelerde bulunan Kıbrıs Türk taşınmazları için açık artırma usulüyle kiralama yönteminin tercih edileceğini yazdı. Bu kapsamda değerlendirilen 130 taşınmazdan yalnızca 10’unun boş olduğu, söz konusu taşınmazlar için ise Şubat’ta ihale sürecinin başlatılacağı bilgisi paylaşıldı.

HER İKİ TARAF DA SIKINTILI

Öte yandan, Güney Kıbrıs’ta Kıbrıs Türk taşınmazlarına yönelik yoğun talep, mülkiyet meselesinin yalnızca siyasi değil aynı zamanda güçlü bir ekonomik değer alanına dönüştüğünü gösterirken; bu sürecin, Kıbrıslı Türklerin mülkiyet hakları ve çözüm perspektifi açısından yeni tartışmaları derinleştirmesi kaçınılmaz görünüyor. Kuzey Kıbrıs’ta ise Rum mallarının uzun yıllardır kullanım ve tahsis rejimine tabi olması, mülkiyet konusunun (KKTC açısından) fiili yönetimle çözüldüğünü gösterse de; hukuki belirsizlik, uluslararası baskılar ve bireysel dava riskleri, bu alanın siyasi ve ekonomik açıdan kırılganlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu