GenelKıbrısManşet

“Olası kast” yerine “bilinçli taksir” gerçeğin üzerinin örtülmesidir

Grand İsias davasında aileler yine mi aynı duvara çarpacak? İhmal var, delil var, ama adalet hâlâ yok

Grand İsias davasında aileler yine mi aynı duvara çarpacak? İhmal var, delil var, ama adalet hâlâ yok

Şampiyon meleklerin hayatını kaybettiği Grand İsias otel davasında aileler, adalet arayışından vazgeçmiyor

Bugünkü karar duruşması vicdan ile hukukun karşı karşıya geleceği tarihi bir eşik olarak görülüyor

SORULAR HÂLÂ YANITSIZ

Şampiyon Meleklerin hayatını kaybettiği Grand İsias Otel davasında ailelerin adalet arayışı ikinci yılına girdi. Bugün Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek dördüncü duruşma, yalnızca bir yargı süreci değil; devletin, hukukun ve kamu sorumluluğunun samimiyet testi olarak görülüyor. Enkazın altından çıkarılan 72 canın ardından aileler iki yıldır aynı gerçeği haykırıyor: Bu ölüm zinciri bir deprem sonucu değil, göz göre göre gelen bir çöküştü. Buna rağmen savcılık mütalaasında kamu görevlilerinin eylemlerinin hâlâ “bilinçli taksir” başlığı altında değerlendirilmesi, aileler açısından adaletin bilerek daraltılması anlamına geliyor.

BİNA “YIKILACAĞIM” DİYORDU

Depremden sonra ortaya çıkan bilirkişi raporları, teknik bulgular ve yıllar öncesine uzanan ruhsata aykırılık tespitleri, ailelere göre tek bir tabloyu net biçimde ortaya koyuyor: İsias Otel bir ölüm tuzağıydı. Uyarılar vardı, riskler biliniyordu, ama hiçbir şey yapılmadı. Gazimağusa Türk Maarif Koleji kafilesinden 35 çocuğun “Şampiyon Melekler” olarak hafızalara kazınması, bu davayı sıradan bir ceza dosyası olmaktan çıkardı. Bu artık yalnızca geçmişte kaybedilenlerin değil, gelecekte kaybedilmemesi gerekenlerin davası oldu.

GERÇEĞİN ÜZERİ ÖRTÜLECEK

İsias Otel’de tek kızı Selin’i kaybeden Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya’nın sözleri, dosyanın vicdani ağırlığını açık biçimde ortaya koyuyor. Karakaya’ya göre, bu kadar açık delile rağmen olayın hâlâ “bilinçli taksir” olarak tanımlanması, gerçeğin üzerinin örtülmesidir. “Ben evladını toprağa vermiş bir anneyim” diyen Karakaya, yaşananların ne bir kaza ne de basit bir ihmal olduğunu vurguluyor: Bu, bilinen risklere rağmen sürdürülen bir sistemin sonucuydu.

KARAR BİR DÜZENİ YARGILAYACAK

Bugün mahkeme salonunda acılı ailelerle birlikte kalabalık bir heyet de hazır olacak. Davanın artık bireysel acının çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Yarın çıkacak karar, yalnızca altı kamu görevlisinin değil; yıllardır süren cezasızlık anlayışının da kaderini belirleyecek. Ailelerin mesajı açık ve geri dönülmez: “Karar ne olursa olsun bu mücadele bitmeyecek. Gerçek hukuki nitelendirme yapılana, sorumlular hak ettikleri cezaları alana ve bu dava yapı güvenliği açısından emsal bir adalet kararına dönüşene kadar bu dosya kapanmayacak”.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu